Çarşamba, Haziran 20, 2018

DUVARSIZ MÜZE VE INTERNET


... Sonuç olarak, Michigan Üniversitesi Tıp Fakültesi patoloji uzmanı Bruce Friedman’ın da birçok çevrimiçi kaynaktan metinlerin kısa bölümlerini tarama şekliyle eş anlamlı olan bir “stakkato” niteliği düşüncesini benimsediği gibi, bir şeye dikkatimizi verdiğimiz 8 saniye boyunca, bilgileri ayrıştırırız ve başka bir sayfaya geçmeden önce mümkün olduğunca hızlı bir şekilde metin ile ilgili genel bir bakış elde etmeye çalışırız. (26)
Yaşam sistemimizdeki bu değişimlerle, Müzeler Birliği’ne göre kısmi rolü “eğitime katkıda bulunmak” olan müze (27), çağdaş izleyiciye bilgiyi daha elverişli bir şekilde nasıl sağlanması gerektiğini, uyarlamak zorunda kalmıştır.
Bunun sonuçlarından biri, Tate Modern’de her biri bir HTC Vive Sanal Gerçeklik (VR) başlığıyla donatılmış, 2 sıra halinde, karşılıklı 5 sandalyeyle belirlenen bir odada, Amadeus Modigliani’nin retrospektifinin gördüğü yoğun ilgidir. Bu görüntü izleyiciye Modigliani’yi hâlâ stüdyosunda çalışıyormuş gibi izleme olanağını verir. Stüdyonun içindeki objeler 3D modelleme programları kullanılarak inşa edilmiş ve stüdyonun içine sanatçının kullandığı şekilde yerleştirilmiştir. Görüntünün amacı müze ziyaretçilerine eserlerin yaratıldığı ortamı göstermektir. Böylece sergiyi tarihsel bağlam içine yerleştirmek, Song Hanedanlığı döneminde Güney Çin’de sürgün ortamında şair Li Qingzhao’nun tüm eserlerini daha iyi anlamamızı sağlayan yöntemle aynı işlevi görür. Tate’deki Dijital İçerik Bölüm Müdürü, Hilary Knight tanıtım videosunda (28) şöyle der: “Onu okuduğunuzda veya yalnızca iki boyutta baktığınızda elde edemeyeceğiniz sezgisel bir anlayış elde edersiniz.”
Olivier Pagy
Çeviren: Senem Yurttakalan
Yazının tamamı GazeteDuvar'da...

Cumartesi, Mayıs 26, 2018

ALTIN KRALLIKLARDA LÜKS ve ONLARIN MİRASLARI...

YENGEÇ ÇAN: Harvard Univ. Peabody...Müzesi'nden
NewYork'taki dostlar, Metropolitan Sanat Müzesi'ndeki bu sergiyi izlemiş midir bilmiyorum... Ama 28 Mayıs'ta kapanacak olan serginin uzaktan da olsa şu video ile tadına bakmak mümkün gibi:
Altın Krallıklar: Antik Amerika'da Lüks ve Miras... / Golden Kingdoms: Luxury & Legacy in the Antient Americas

Neler neler yapmışlar, takmış, takıştırmış, kullanmışlar... Hepsinin işlevi ayrı, çoğu da saf altından... Şimdi dünya ekonomisinde çanlar çalarken, onlar o zaman altından yengeç biçimli çanlar yapmışlar!

Şurada da bu sergi ile ilgili olarak bloglarda yer alan ilginç içerikler bir araya toplanmış:

"Golden Kingdoms: Luxury and Legacy in the Ancient Americas


Cumartesi, Mart 31, 2018

SEVİNDİRİCİ HABER! SALT BEYOĞLU "DEVAMLILIK HATASI" İLE CANLANIYOR:

SALT Galata’da düzenlenen Tanımsız Hizmetler Bürosu (T.H.B.), sanat işlerinin hangi koşullar altında, ne gibi aşamalardan geçilerek nasıl ve kiminle üretildiğini; ayrı disiplinlerle etkileşirken ne gibi nitelik ve roller edindiğini araştırıyor. 

Türkiye güncel sanat üretiminde önemli yer tutan Aydan Murtezaoğlu ve Bülent Şangar’ın bugüne kadarki en kapsamlı sergisi ise SALT Beyoğlu’nda yer alacak... "Devamlılık Hatası," 1990’lardan bugüne sanatçıların bağımsız ve ortak işlerini bir araya getiriyor. 
Tanıtım Bülteninden:

"Sanatçılar fotoğraf ağırlıklı üretimlerinde yarattıkları kurmaca hikâyelerle ülkenin çalkantılı sosyo-politik süreçleri ile bu dalgalanmaların gündelik ev ve şehir yaşamındaki izlerini sorunsallaştırıyor.  SALT Beyoğlu’nun katlarına yayılan Devamlılık Hatası, 1990’lardan 2010’lara işlerinden bir seçkiyle Murtezaoğlu ve Şangar’ın kesiştikleri, ayrıştıkları yönleri ve bağımsız işlerinin ortak üretimleriyle etkileşimini görünür kılıyor. Sergi, Murtezaoğlu ve Şangar’ın dâhil olduğu iki yıllık yoğun bir çalışmayla hazırlandı."


SALT Beyoğlu’ndaki Açık Sinema programları da Nisan’da başlıyor. Mekânsal düzenlemelerinin tamamlanmasıyla yeniden kullanıma giren yapıda ayrıca, Robinson Crusoe 389 kitabevi, yeme içme servisi sunan ve gıda odaklı kültür incelemelerine ortam sağlayan Mutfak ile Kış Bahçesi bulunuyor. 

BAŞARILAR...

Twitter: @SALT_Online
YouTube:  SALTonlineistanbul
İletişim: Zeynep Akan - 
zeynep.akan@saltonline.org 

Cumartesi, Aralık 17, 2016

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ 10. PALTO FİLM GÜNLERİ 19-24 ARALIK'TA!

19 - 24 Aralık tarihleri arasında, Eskişehir'de 10. PALTO FİLM GÜNLERİ yapılacak. Adını Gogol’ün Palto hikayesinden ve etkinlik dönemi olan kış mevsiminden alan Anadolu Üniversitesi Palto Film Günleri, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi desteğiyle yapılıyor...  

Açılış Filmi Rüzgarda Salınan Nilüfer, Açılış Konseri Babazula!
10. Palto Film Günleri, 19 Aralık Pazartesi günü, Anadolu Üniversitesi Sinema Anadolu’da kapılarını sinemaseverlere açacak. Bu yılın açılış filmi ise Seren Yüce’nin yönetmenliğini yaptığı Rüzgarda Salınan Nilüfer. Filmin ardından Seren Yüce ile bir söyleşi de yapılacak. 12.00’de Elveda Berlin, 15.00’de Paterson ve 18.00’de Rüzgarda Salınan Nilüfer film gösterimlerinin ardından Palto Film Günleri’nin açılış coşkusu Peyote Eskişehir’de Babazula performansıyla zirveye ulaşacak.

10. Yıla Özel 10 Palto Afişi!
Bu yıl, festivalin görsel tasarımı üstlenen "Alametifarika" önderliğinde, 10 illüstratör, Palto’nun 10. yıl projesi için buluştu. Öncelikle 10 film türü seçildi ve bir poster şablonu hazırlandı ve türlerin ruhuna en uygun çizgilere sahip illüstratörlerin marifetli ellerine bırakıldı:
Gürbüz Doğan Ekşioğlu – Romantik, Aykut Aydoğdu - Dram, Ethem Onur Bilgiç – Korku, Berat Pekmezci - Polisiye, Yavuz Öztürk - Komedi, Murat Kalkavan - Animasyon, Kaan Bağcı - Gerilim, Pınar Ulus - Müzikal, Aksel Ceylan - Belgesel, Efe Kaptanoğlu - Bilim Kurgu türlerini yorumladı. Posterlerin animasyonunu Cactus Motion, animasyonların ses tasarımını da Filim İşleri yaptı.

Animasyonlar için bkz: https://vimeo.com/paltofilmgunleri
10. yıl projesindeki tüm palto afişleri ve animasyonları için bkz:


Tüm Filmleri İzlemek İsteyene Palto Kart!
Bağımsız sinema örnekleriyle yılın son zamanlarında Eskişehir’de sinemasal bir alan oluşturacak
10. Palto Film Günleri kapsamında bu sene 13 film, Eskişehirli sinemaseverlerle buluşacak. Festivalde Yerli Sinema, Cannes Seçkisi, Dünya Festivalleri, Gece Yarısı, Animasyon ve Özel Gösterim kuşakları yer alıyor. Tarık Akan’ın anısına Maden filminin de gösterileceği festivalde Palto Kart sahipleri, her filmi -bir kez olmak üzere- istediği seansta izleyebilecek. Bu sene paltonuzu giyip izlemeye gideceğiniz filmlerin listesi ise şöyle: Rüzgarda Salınan Nilüfer (Seren Yüce), Tereddüt (Yeşim Ustaoğlu), Kalandar Soğuğu (Mustafa Kara), Maden (Yavuz Özkan), Elveda Berlin (Fatih Akın), Paterson (Jim Jarmusch), American Honey (Andrea Arnold), Aşıklar Şehri (Damien Chazelle), Karanlık Görev (Jee Woon Kim) Olli Maki’nin En Mutlu Günü (Juho Kuosmanen), (Kim Ki-duk), Kabakçığın Hayatı (Claude Barras) Şeytanın Oğlu (Brad Peyton).

PaltoAtölye’de Kimler Var?
Geleneksel hale gelen Palto Film Günleri atölye çalışmalarında bu sene Böcek Yapım yönetmenlerinden Ömer Faruk Sorak “Film Orkestrasının Şefi”, Mahmut Fazıl Coşkun ise
“Bir Yönetmenin Serüveni” atölyesiyle genç sinemaseverlerin ufkunu açacak.

Bir Palto Film Günleri Klasiği: “Askıda Bilet”
“Askıda Bilet” uygulaması, seyircilerin herhangi bir seansa bilet alıp gişeye, yani "askıya" bırakması ile gerçekleşiyor. Ekonomik zorluk çeken sinemaseverler gişeden biletlerini ücretsiz olarak temin ediyor. “Askıda Bilet” uygulaması ile Palto Film Günleri “...rağmen sinema” diyenlere selam duruyor.

Sponsorlar: Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Tepebaşı Belediyesi, Senna City Hotel, La Puerta Hostel & Restaurant, Social, Böcek Yapım, Alametifarika, Gravity Tasarım ve Danışmanlık, Cactus Motion, 1000 Volt, Peyote Müzik, Bakınız, Yeni Un, Nuh’un Ankara Makarnası ve Kuru Kahveci Mehmet Efendi...

Sosyal Medya paylaşımları için etiketler: #paltonugiygel #bukapaginaltinda

Ayrıntılar için
twitter.com/paltofilm

Cuma, Ekim 21, 2016

"HÜKÜM" - TÜRKER ARMANER'İN SON ROMANI

Güzel bir film seyrederken akla "rejisör nerede şu anda acaba?" sorusu hiç gelmez, film bitince de bittiğine üzülür ya insan, Armaner'in son romanı Hüküm de tıpkı öyle etkiledi beni. Okurken, hikayenin bir kurmaca olduğunu unutuyor, gerçek ve heyecanlı bir olaylar dizisiymişçesine soluksuz okuyor, son sayfalarına yaklaştıkça kitabın biteceğine üzülüyorsunuz. Hatta karakterlerin sesinden fiziğine, hareketlerine ve bulundukları ortamlara dair verdiği ayrıntılarla, sahneleri zihninizde görselleştiriyor, romanı mı okuyor, filmini mi seyrediyorsunuz, karıştırıyorsunuz...

Yazar, Kıyısız, Taş Hücre, Dalgakıran hikaye kitaplarında aralara serpiştirdiği, ilk romanı Tahta Saplı Bıçak'ta finalde yaptığı gibi, bu romanında da sürprizli bir sonla okuru şaşırtıyor, hatta irkiltiyor...

Öte yandan, Armaner'in inceleme kitabı Tarih ve Temsil'de ele aldığı, 19. yüzyıl Avrupası düşünce sistemlerinde önemli yer tutan, "aileye/vatana/ulusa... aidiyet", "zaman-mekân", "özgür irade - rastlantısallık", "iyi-kötü" gibi kavramlar, "Hüküm"de kahramanların iç seslerinde sıkça somutlaşıyor.  En çok da kendi kendileriyle tartışır, durumlarını sorgularken... "Ses" somut olarak da roller yükleniyor romanda. İyice gerçeküstü (!) ama bir o kadar etkileyici karakter; "Ölü duacısı kadın"ın ise ne dış ne iç sesini duyuyor okur! "Kukla ve kuklacı" kavramı bu kitapta da karşımızda.

Şehir ayrıntıları metne o kadar incelikli yedirilmiş ki 1920'lerin işgal altındaki İstanbul'unu bizzat yaşamış kadar oluyor, yeni şeyler de öğreniyorsunuz... Mesela Galata'daki ünlü Saint Pierre Hanı'nda hangi katta hangi büroların ve kimlerin çalıştığını, Tepebaşı'nda bir otelden dönüştürülen, çok katlı gazinonun çok uluslu casusların da gözde bir buluşma mekânı olduğunu, o yıl (1920) yasaklanan tombalanın yerini hamamböceği yarışlarının aldığını... Kısacası meraktan çok çabuk bitirdiğim "Hüküm"ü, bu kez ayrıntıların tadını çıkarmak için bir kere daha okuyabilirim. Biraz üstü geçsin şimdi...

(Güncelleme: Cumhuriyet-Kitap'da bugün bu kitap hakkında çok güzel bir yorum yayımlanmış:
"....Türker Armaner'in yeni romanı "Hüküm", galiplerin tarihi arasına sıkışmamak için uğraşan bir kahramanın hikâyesini anlatıyor. Bu kahramanın hikâyesi aslında Türkiye'deki vatanseverlik kavramının da tersten bakılarak yazılmış ama düzü görme amacındaki özeti..." Devamı şurada: Türker Armaner'in yeni romanı "Hüküm", galiplerin tarihi arasına sıkışmamak için uğraşan bir kahramanın hikâyesini anlatıyor. Bu kahramanın hikâyesi aslında Türkiye'deki vatanseverlik kavramının da tersten bakılarak yazılmış ama düzü görme amacındaki özeti..." 
Devamı şurada: Cumhuriyet - Kitap )



KaydetKaydet

Cuma, Ağustos 05, 2016

Ortadoğuyu Anlamak ve Gertrude Bell'in Mektupları

Ortadoğu'yu anlamak için bir süredir bazı romanlar okuyorum... Daha kolay oluyor...


Freidoune Sahebjam- Dağın Şeyhi Hasan Sabbah

Janet Wallack - Çöl Kraliçesi 

Project Gutenberg, Gertrude Bell'in bu kitaba temel oluşturan mektuplarını ücretsiz okutuyor:

The Letters of Gertrude Bell (Volume 1)

The Letters of Gertrude Bell (Volume 2)