Cumartesi, Aralık 17, 2016

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ 10. PALTO FİLM GÜNLERİ 19-24 ARALIK'TA!

19 - 24 Aralık tarihleri arasında, Eskişehir'de 10. PALTO FİLM GÜNLERİ yapılacak. Adını Gogol’ün Palto hikayesinden ve etkinlik dönemi olan kış mevsiminden alan Anadolu Üniversitesi Palto Film Günleri, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi desteğiyle yapılıyor...  

Açılış Filmi Rüzgarda Salınan Nilüfer, Açılış Konseri Babazula!
10. Palto Film Günleri, 19 Aralık Pazartesi günü, Anadolu Üniversitesi Sinema Anadolu’da kapılarını sinemaseverlere açacak. Bu yılın açılış filmi ise Seren Yüce’nin yönetmenliğini yaptığı Rüzgarda Salınan Nilüfer. Filmin ardından Seren Yüce ile bir söyleşi de yapılacak. 12.00’de Elveda Berlin, 15.00’de Paterson ve 18.00’de Rüzgarda Salınan Nilüfer film gösterimlerinin ardından Palto Film Günleri’nin açılış coşkusu Peyote Eskişehir’de Babazula performansıyla zirveye ulaşacak.

10. Yıla Özel 10 Palto Afişi!
Bu yıl, festivalin görsel tasarımı üstlenen "Alametifarika" önderliğinde, 10 illüstratör, Palto’nun 10. yıl projesi için buluştu. Öncelikle 10 film türü seçildi ve bir poster şablonu hazırlandı ve türlerin ruhuna en uygun çizgilere sahip illüstratörlerin marifetli ellerine bırakıldı:
Gürbüz Doğan Ekşioğlu – Romantik, Aykut Aydoğdu - Dram, Ethem Onur Bilgiç – Korku, Berat Pekmezci - Polisiye, Yavuz Öztürk - Komedi, Murat Kalkavan - Animasyon, Kaan Bağcı - Gerilim, Pınar Ulus - Müzikal, Aksel Ceylan - Belgesel, Efe Kaptanoğlu - Bilim Kurgu türlerini yorumladı. Posterlerin animasyonunu Cactus Motion, animasyonların ses tasarımını da Filim İşleri yaptı.

Animasyonlar için bkz: https://vimeo.com/paltofilmgunleri
10. yıl projesindeki tüm palto afişleri ve animasyonları için bkz:


Tüm Filmleri İzlemek İsteyene Palto Kart!
Bağımsız sinema örnekleriyle yılın son zamanlarında Eskişehir’de sinemasal bir alan oluşturacak
10. Palto Film Günleri kapsamında bu sene 13 film, Eskişehirli sinemaseverlerle buluşacak. Festivalde Yerli Sinema, Cannes Seçkisi, Dünya Festivalleri, Gece Yarısı, Animasyon ve Özel Gösterim kuşakları yer alıyor. Tarık Akan’ın anısına Maden filminin de gösterileceği festivalde Palto Kart sahipleri, her filmi -bir kez olmak üzere- istediği seansta izleyebilecek. Bu sene paltonuzu giyip izlemeye gideceğiniz filmlerin listesi ise şöyle: Rüzgarda Salınan Nilüfer (Seren Yüce), Tereddüt (Yeşim Ustaoğlu), Kalandar Soğuğu (Mustafa Kara), Maden (Yavuz Özkan), Elveda Berlin (Fatih Akın), Paterson (Jim Jarmusch), American Honey (Andrea Arnold), Aşıklar Şehri (Damien Chazelle), Karanlık Görev (Jee Woon Kim) Olli Maki’nin En Mutlu Günü (Juho Kuosmanen), (Kim Ki-duk), Kabakçığın Hayatı (Claude Barras) Şeytanın Oğlu (Brad Peyton).

PaltoAtölye’de Kimler Var?
Geleneksel hale gelen Palto Film Günleri atölye çalışmalarında bu sene Böcek Yapım yönetmenlerinden Ömer Faruk Sorak “Film Orkestrasının Şefi”, Mahmut Fazıl Coşkun ise
“Bir Yönetmenin Serüveni” atölyesiyle genç sinemaseverlerin ufkunu açacak.

Bir Palto Film Günleri Klasiği: “Askıda Bilet”
“Askıda Bilet” uygulaması, seyircilerin herhangi bir seansa bilet alıp gişeye, yani "askıya" bırakması ile gerçekleşiyor. Ekonomik zorluk çeken sinemaseverler gişeden biletlerini ücretsiz olarak temin ediyor. “Askıda Bilet” uygulaması ile Palto Film Günleri “...rağmen sinema” diyenlere selam duruyor.

Sponsorlar: Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Tepebaşı Belediyesi, Senna City Hotel, La Puerta Hostel & Restaurant, Social, Böcek Yapım, Alametifarika, Gravity Tasarım ve Danışmanlık, Cactus Motion, 1000 Volt, Peyote Müzik, Bakınız, Yeni Un, Nuh’un Ankara Makarnası ve Kuru Kahveci Mehmet Efendi...

Sosyal Medya paylaşımları için etiketler: #paltonugiygel #bukapaginaltinda

Ayrıntılar için
twitter.com/paltofilm

Cuma, Ekim 21, 2016

"HÜKÜM" - TÜRKER ARMANER'İN SON ROMANI

Güzel bir film seyrederken akla "rejisör nerede şu anda acaba?" sorusu hiç gelmez, film bitince de bittiğine üzülür ya insan, Armaner'in son romanı Hüküm de tıpkı öyle etkiledi beni. Okurken, hikayenin bir kurmaca olduğunu unutuyor, gerçek ve heyecanlı bir olaylar dizisiymişçesine soluksuz okuyor, son sayfalarına yaklaştıkça kitabın biteceğine üzülüyorsunuz. Hatta karakterlerin sesinden fiziğine, hareketlerine ve bulundukları ortamlara dair verdiği ayrıntılarla, sahneleri zihninizde görselleştiriyor, romanı mı okuyor, filmini mi seyrediyorsunuz, karıştırıyorsunuz...

Yazar, Kıyısız, Taş Hücre, Dalgakıran hikaye kitaplarında aralara serpiştirdiği, ilk romanı Tahta Saplı Bıçak'ta finalde yaptığı gibi, bu romanında da sürprizli bir sonla okuru şaşırtıyor, hatta irkiltiyor...

Öte yandan, Armaner'in inceleme kitabı Tarih ve Temsil'de ele aldığı, 19. yüzyıl Avrupası düşünce sistemlerinde önemli yer tutan, "aileye/vatana/ulusa... aidiyet", "zaman-mekân", "özgür irade - rastlantısallık", "iyi-kötü" gibi kavramlar, "Hüküm"de kahramanların iç seslerinde sıkça somutlaşıyor.  En çok da kendi kendileriyle tartışır, durumlarını sorgularken... "Ses" somut olarak da roller yükleniyor romanda. İyice gerçeküstü (!) ama bir o kadar etkileyici karakter; "Ölü duacısı kadın"ın ise ne dış ne iç sesini duyuyor okur! "Kukla ve kuklacı" kavramı bu kitapta da karşımızda.

Şehir ayrıntıları metne o kadar incelikli yedirilmiş ki 1920'lerin işgal altındaki İstanbul'unu bizzat yaşamış kadar oluyor, yeni şeyler de öğreniyorsunuz... Mesela Galata'daki ünlü Saint Pierre Hanı'nda hangi katta hangi büroların ve kimlerin çalıştığını, Tepebaşı'nda bir otelden dönüştürülen, çok katlı gazinonun çok uluslu casusların da gözde bir buluşma mekânı olduğunu, o yıl (1920) yasaklanan tombalanın yerini hamamböceği yarışlarının aldığını... Kısacası meraktan çok çabuk bitirdiğim "Hüküm"ü, bu kez ayrıntıların tadını çıkarmak için bir kere daha okuyabilirim. Biraz üstü geçsin şimdi...

(Güncelleme: Cumhuriyet-Kitap'da bugün bu kitap hakkında çok güzel bir yorum yayımlanmış:
"....Türker Armaner'in yeni romanı "Hüküm", galiplerin tarihi arasına sıkışmamak için uğraşan bir kahramanın hikâyesini anlatıyor. Bu kahramanın hikâyesi aslında Türkiye'deki vatanseverlik kavramının da tersten bakılarak yazılmış ama düzü görme amacındaki özeti..." Devamı şurada: Türker Armaner'in yeni romanı "Hüküm", galiplerin tarihi arasına sıkışmamak için uğraşan bir kahramanın hikâyesini anlatıyor. Bu kahramanın hikâyesi aslında Türkiye'deki vatanseverlik kavramının da tersten bakılarak yazılmış ama düzü görme amacındaki özeti..." 
Devamı şurada: Cumhuriyet - Kitap )



KaydetKaydet

Cuma, Ağustos 05, 2016

Ortadoğuyu Anlamak ve Gertrude Bell'in Mektupları

Ortadoğu'yu anlamak için bir süredir bazı romanlar okuyorum... Daha kolay oluyor...


Freidoune Sahebjam- Dağın Şeyhi Hasan Sabbah

Janet Wallack - Çöl Kraliçesi 

Project Gutenberg, Gertrude Bell'in bu kitaba temel oluşturan mektuplarını ücretsiz okutuyor:

The Letters of Gertrude Bell (Volume 1)

The Letters of Gertrude Bell (Volume 2)


Cuma, Haziran 03, 2016

"KAYIPKÖY'DEN MASALLAR" - HAYDAR KARABEY

Haydar Karabey'den yeni bir kitap! 
Bu seferki bir öykü kitabı!


Şehircilik, kentsel tasarım, kentsel bellek, mimarlık, turizm, 
eğitim konularında 50 yıldır düşünce üreten, projeler geliştiren mimar, akademisyen Karabey; Kuzey Ege’den Doğu Akdeniz’e uzanan, muhteşem Anadolu kıyılarındaki turistikleşmemiş minik köylerin, Gümüşlük, Bodrum, Datça, Kos, Marmaris, Dalyan, Göcek, Kalkan, Meis, Kekova, Demre’nin KAYIPKÖY’lülerinin tuhaf öykülerini bir araya getirmiş...

Everest Yayınları'ndan çıkan kitap 172 sayfa! 
Haydar Karabey, eserini şöyle anlatıyor:


“Bu öyküler, kapalı bir toplum yapısı içinde yaşamlarını mutlu sakin 
sürdüren ama kimi zaman da yalnızlıktan, sıkıntıdan neredeyse çıldıran insanları anlatıyor. Kapalı dünyaları durgun, dingin ve biteviye gibi görünebilir. 


Buna karşılık yapacak çok işleri vardır veya belki de çok işleri varmış 
gibi yaparlar. Konuşacak konu yoksa dedikodu üretir, işleri olmadığı 
zaman başlarına iş açarlar.


1980 sonrasında, yaklaşık bir otuz yıl kayıp köylerde dingin, onurlu ve 
dayanışmacı yaşamların ‘dışarıdan’ gelenlerin etkileriyle para, 
rekabet, hırs ile darmadağın oluğunu izledim.


Artık bu güzel insanlar (sayemizde) sonsuza dek sahneden çekildiler.
Bu tuhaf öyküleri, o güzel ve kayıp yerlerin, kayıp güzel insanlarına adıyorum.”