Kültür ve sanat ilintili web kaynakları, izlenimler, haberler...
Art and culture resources on the web...
- Avniye TANSUG
Salı, Haziran 13, 2006
"O YAZIYI KAZIYIN"!
"Bodrum Kalesi Sualtı Arkeoloji Müzesi’ndeki zindanın girişinde bulunan 'tanrının bulunmadığı yer’ yazısının kazınması için Kültür Bakanlığı talimat verdi. Müze yönetimi İngilizce ve Türkçe tabelayı kaldırdı. Kayaya oyulmuş Latince yazının nasıl silineceği araştırılıyor.
İşkencehane olduğu için böyle denmiş:
Dönemin kale komutanı olan Bizans Ordu Komutanı Jacgues Gatineu tarafından 1512-1514 yılları arasında yaptırılan yer Saint Jean Şövalyeleri tarafından uzun yıllar işkencehane ve zindan olarak kullanılmış. Girişteki yazı oranın işkencehane olduğunu vurgulamak için yazılmış. Zindan 5 Ocak 1523’te kalenin Osmanlılar’ın ele geçmesiyle duvar örülerek kapatılmış."
* * * *
Bu kazınacaksa iyice bir bakmak lazım, başka yerlerde ve daha yakın zamanlarda yazılmışları var mı diye herhalde...!
Pazartesi, Haziran 12, 2006
TOPKAPI SARAYI EN SONUNDA WEB'DE!
-Laf aramızda- bir tasarım şaheseri olduğu pek söylenemese de hiç yoktan iyi herhalde...
(Topkapı Palace Web Site: English version)
Journal of Communication Studies
Cumartesi, Haziran 10, 2006
"TANRIM, BANA BİRAZ BAYAĞILIK VER!"
Bugünün unutma ikliminde bayağılık, şımarıkça kendi kriterini dayatıyor, bunu onaylayıp normalleştirme işi de coşkun budalalara kalıyor. Geçmişin yapıtlarını kırıp, bozup, tahrip eden bu çeşit unutturmanın, kültürün ölümü demek olduğunu görebilmek gerekiyor. Ama geveze kolektifi içinde yer almanın akıl gücünü ve yeteneği pek iyi tasvir eder sandığı ve her koşulda yetenekli olduğuna inanmış o ruh, geçmişin büyük yapıtlarının bugüne ilişkin bir kültür kriteri olamayacağı düşüncesini alttan alta yürürlüğe sokmanın, hor gördüğü baba evini kırıp döken şımarık çocuk edasından bir farkı olmadığını kavrayabilecek ruhlardan değil. İyi ama bugünün dünyası bir 'kültür üretim alanı’ olarak sadece bu şekilde ölmekte olan bir kültüre mi müsait? Yayınevlerinin, gazetelerin, dergilerin, salonların, sinemaların varlığı, döküp saçan şımarık bir çocuğu beslemeye mi yarıyor yalnız?..
O halde, dünya bir çöl! Bu kültür çölünden, canlı bir dünya manzarası gösterecek olan yeni hayata nasıl kavuşmalı? İmdat aranacak yol neresidir? O yolu bir an evvel bulmalı! Yoksa bu çöl, uzayan bu kavuşma anı, en iyilerin, kendilerine en çok güvenenlerin cesaretini kıracak; kafasında sürekli bir canlı dünya manzarasıyla yaşayıp sürekli bir çöle mecbur kalanlar için Mirabeau’nun yakarışını paylaşmaktan başka bir seçenek kalmayacak yoksa: “Tanrım, bana da biraz bayağılık ver!”
* * * * *
"Kültürün ölümü" başlıklı, Göksel Aymaz imzalı bu yazı Milliyet Sanat'ta yayınlandı. Yazının tamamı için başlığı tıklayabilirsiniz...
Çarşamba, Haziran 07, 2006
THEO ANGELOPULOS BİLGİ'DE...
Ceren Nefes yollamış bu bülteni, Angelopulos'u da görünce, hemen buraya koyayım dedim:
YERDEĞİŞTİREN MANZARALAR: AVRUPA BAĞLAMINDA FİLM VE MEDYA
İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi, Yerdeğiştiren Manzaralar: Avrupa Bağlamında Film ve Medya” başlıklı uluslararası konferansa ev sahipliği yapıyor. 16-18 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek etkinliğin onur konuğu ise Yunan yönetmen Theo Angelopulos olacak. Avrupa, İskandinavya, Avustralya ve Amerika’dan katılımcıların biraraya geleceği konferansta, ‘İran Sineması’ adlı kitabıyla tanınan, Columbia Üniversitesi İran Çalışmaları ve Karşılaştırmalı Edebiyat bölümü profesörlerinden Hamid Dabaşi; “Güzelliğin Duyumu, Terör Zamanı ve Bir İmparatorluğun Çift Anlamı” başlıklı bir sunum yapacak. Amsterdam Üniversitesi Medya ve Kültür bölümünden Thomas Elsaesser ve Stockholm Üniversitesi Sinema Çalışmaları bölümünden Jan Olsson’un da birer konuşma yapacağı etkinlikte, 40’a yakın sunum gerçekleşecek.
İlgilenen herkesin katılımına açık olan etkinlikte simultane çeviri hizmeti sağlanacak.
16-17-18 Haziran 2006- 10:00-18:00
İstanbul Bilgi Üniversitesi, Dolapdere Kampüsü BS1, Kurtuluşderesi Caddesi No: 47, Dolapdere
telefon: 0212 311 53 05
Pazar, Mayıs 21, 2006
TEZGAH INTERNET'TE
"Tezgâh, kimilerince değersiz de olsa değer-değmez, ufak-tefek, incik-cıncık her şeyi okuyucuya sunması bakımından, kendi alanında bir ilk. Aynı zamanda Tezgâh, Türkiye'nin dünyaya açılan bir penceresi: Türk dili ve kültürüne ait basılı eserleri, dünyanın herhangi bir yerindeki okuyucuya ulaştırıyor. Bu sebeple site Türkçe ve İngilizce olarak hazırlandı. Sitede yakında, kitap ve derginin yanı sıra, geçmiş zamanların unutulmaz şarkılarının yer aldığı plak albümlerine (45'lik, LP, 78), eski fotoğraflarla kartpostallara da ulaşmak mümkün olacak. "
Perşembe, Mayıs 18, 2006
BU HAFTA GELEN HABERLERDEN...
- "Ustalara Saygı" gecelerinin on altıncısı Erol Günaydın için
Beşiktaş Belediyesi Kültür Sanat Platformu tarafından düzenlenen, Faruk Şüyün’ün hazırladığı “Ustalara Saygı” etkinlikleri, 22 Mayıs 2006 Pazartesi akşamı, Melih Cevdet Anday Sahnesi’nde (Akatlar Kültür Merkezi) saat saat 19.00’da gerçekleştirilecek olan Erol Günaydın etkinliği ile sürüyor… Kültür, sanat, edebiyat ve düşün dünyasından usta isimlerin çalıştıkları alanlara damga vuran çeşitli yönleri ile izleyiciyle buluştuğu gecelerin on altıncısı, Nebil Özgentürk’ün Erol Günaydın belgeseli ile başlayacak… Ustalara Saygı gecesine Cem Adrian, Damla, Emre Altuğ, Engin Günaydın, Haldun Dormen, Keremcem, horon ekibi, Okan Bayülgen, Sunay Akın, Seden Gürel, Tahsin Yücel, Teoman, Tuncel Kurtiz konuşmaları, şarkıları ve performanslarıyla katılacaklar… Ustalara Saygı gecesi, Erol Günaydın’ın sahneye gelmesiyle sona erecek…
Bilgi için: Faruk Şüyun: 0533 4683063
Melih Cevdet Anday Sahnesi (Akatlar Kültür Merkezi): 0 212 351 93 84 - İstanbul Modern'de "Sizin Perşembeniz" ücretsiz...
10.00-20.00 arası İstanbul Modern "Sizin
Perşembeniz" diyerek ziyareti ücretsiz hale getirmiş...
"FAHRELNİSSA İLE NEJAD - GÖKKUŞAĞINDA İKİ KUŞAK" bu ayın öne çıkan
sergisi... (Diğer etkinlikler için başlığı tıklayabilirsiniz!)
Cuma, Mayıs 05, 2006
Perşembe, Mayıs 04, 2006
GSÜ- MEDYA FİLMLERİ HAFTASI I8-12 Mayıs 2006
Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi, 8-12 Mayıs tarihleri arasında Ortaköy Kampüsü’nde, Fransız, Amerikan ve Arap gazetecilik-habercilik belgesellerinden oluşan beş film gösterimi ve tartışma oturumu düzenliyor.
İletişim Fakülteleri lisans, lisansüstü, doktora öğrencileri, öğretim elemanları ile medya profesyonellerine ve ilgi duyan herkese açık ve ücretsiz olan belgesel gösterimlerinin hemen ardından tartışma oturumları düzenlenecek.
Filmler pazartesiden cumaya her gün saat 17.00’de Galatasaray Üniversitesi Münevver Soylu Salonu’nda Fransızca ve/veya İngilizce gösterilecek.
Program:
8 Mayıs Pazartesi:
GS Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özden Cankaya’nın açılış konuşması
Medya Filmleri Haftası’nın ve belgesellerin kısa sunumu
"Power and Terror: Noam Chomsky in our times" İngilizce (Fransızca altyazılı)
Noam Chomsky’nin 11 Eylül sonrası konuşmalarından kesitler sunan film sonrasında, Ar. Gör. Tolga Çevikel, Ar. Gör. Mutlucan Şahan ve Deniz Çiftçi moderatörlüğünde bu tezlerin Türkiye’deki yansımaları tartışılacak.
9 Mayıs Salı
"Civic Journalism" İngilizce
ABD’de Yurttaş Gazeteciliği’nin teori ve uygulamaları ile Türkiye’de deki mevcut ve olası gelişmeler Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu ve Yard. Doç. Dr. İnci Çınarlı moderatörlüğünde ele alınacak
10 Mayıs Çarşamba
"Canard Enchaîné"- Fransızca
Ünlü Fransız gazetesinin tarihini anlatan belgeselden yola çıkarak siyasi-mizah gazeteciliği Doç. Dr. Nilgün Tutal moderatörlüğünde değerlendirilecek.
11 Mayıs Perşembe
"Uncovered: The war on Iraq" - İngilizce (Fransızca altyazılı)
ABD’de egemen medyanın Irak’taki savaşı nasıl izleyip aktardığını ele alan filmin ardından konunun Türkiye’deki yansımaları Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu ve Yard. Doç. Dr. İnci Çınarlı moderatörlüğünde tartışılacak
12 Mayıs Cuma
"Control Room (El Cezire)" İngilizce
Ortadoğu’da ve Arap dünyasında medya devrimi olarak nitelenen El Cezire televizyonunun kuruluş öyküsünü anlatan filmden sonra Ragıp Duran moderatörlüğünde “El Cezire yeni ve alternatif bir mecra mı?” sorusuna cevap aranacak
Medya Filmleri Haftası hakkında ayrıntılı bilgi için:
Çalışma saatlerinde: 0212 227 44 80 / 637
e-posta: tcevikel (at) gsu.edu.tr
Pazartesi, Nisan 24, 2006
LO KUŞU

“Ben kendi 'köşemde', kendi yarattığım cinlerin, perilerin, esiri bir köleyim. Köşemden ancak kendimle çıkar, kendimle dönerim. Sizlere bana ait hulasa ve esrarlı hediye paketlerini köşemin kağıdına sarar öyle takdim ederim…”
A. Karaca BORAR
Kitap Türü: Deneme
Yazar: A.Karaca Borar
Yayın Evi: Soyer Yayıncılık
Sayfa Sayısı : 128
Satış Fiyatı: 7.50.- YTL
- - - - - - - - - - - - - - - - - -
Fügen Akkemik'in ilettiği bu haberi girerken öğrendiklerim:
- İzmir'de bir "Kültür Sanat Fabrikası" var, Soyer'ler kurmuş, web sitesi henüz yapım aşamasında,
- Onlar çok ilginç ve işlevsel çalışmalar yapıyorlar,
- Bir sanatçıdan söz ederken annesi ve babasının kimliğine gönderme yapmak belki gereksiz ama insanın annesi Sevim Burak, babası da Orhan Borar ise Karaca Borar da bunu sorun etmiyorsa bu ayrıntı atlanamıyor,
- Lo Kuşu Karaca Borar'ın "Mach 1'den Mektuplar"ından sonra, ikinci kitabı.
Çarşamba, Nisan 19, 2006
BOSPHORUS ART PROJECT

Friends,
We will be publishing a special issue on "Istanbul: the City" in the Fall (around october/november) for the Bosphorus Art Project Quarterly. We are looking for submissions from a variety of topics and writers. Could even besort of a travelog/blog. You all have connections to Istanbul somehow. Let me know if you would like to contribute and let me also know of others whom we may contact as potential contributers... We are open to all types of submissions including music. I do hope we can create a great issue withlots of contributors. Hope all is well with you. Take care...
Zeynep
Bosphorus Art Poject Quarterly
http://bosphorusartproject.org
Ben bu siteyi kurcalarken Mesut Özgen'in şu yorumuna bayıldım, Aşık Veysel'in, Uzun İnce Bir Yoldayım"ı yarınki "yollara" ancak bu kadar güzel aktarılabilir, belki hemen dinlemek istersiniz:
http://bosphorusartproject.org/new/bapq/issue4/images/AnatolianVariations_MOzgen.mov
Cuma, Nisan 07, 2006
"THE GUARDIAN ve TURK EDEBIYATI" EDEBİYATI ÜZERİNE...
"And on that note, let us proceed without further ado to this month's destination. We've counted up your votes, and the winning country is ...Turkey. Most people have now heard of the country's bestselling author, Orhan Pamuk, whose profile was raised considerably when his recent trial on the charge of "insulting turkishness" made headlines around the world, but which other Turkish writers should we be reading? Tourists, it's over to you. And don't forget to tell us where you'd like to go next."
Basınımız, bu konuyu, "The Guardian Türk edebiyatını övüyor, göklere çıkarıyor" tadında duyurup duruyor. En doğru yorumla Hürriyet Kültür Sanat vermiş haberi. Ama aynı Hürriyet, aynı haberi "Yaşam" sayfasında yine tuhaf vermiş: "The Guardian bir ay boyunca Türk edebiyatını tanıtacak!"
Yok böyle bir şey! Kimsenin Türk edebiyatını tanıttığı filan yok.
Gerçekte durum ne peki? Kim ne yazarsa o listeleniyor. (Başlıktaki linki tıklarsanız felaket bir manzarayla karşılaşacaksınız...) Girin bakın en iyisi... Tek tük doğru içerik giren var. Mesela Boğaziçi Üniversitesi'nin edebiyat portali gibi.. Yine de manzara genel olarak bir "politik duvar yazıları abidesi"... Ya da "taraftarlar boy gösterisi" (Elif Şafak fanatikleri mesela)...
Herşeye rağmen http://www.enisbatur.org/digerdiller/english/index.html linkini koyayım dedim. "Sunucu bulunamıyor" çıktı o da... Neyse. Meydanın kime kaldığı belli. Asıl orada olması gerekenler ve onları duyuracak olanlar bilgi okur-yazarlığını "snobe" ededursunlar bakalım daha...
Ne diyeyim...
Çarşamba, Nisan 05, 2006
BİLGİ'DE YAYINCILIKLA İLGİLİ İKİ ÖNEMLİ ETKİNLİK!
İstanbul Bilgi Üniversitesi 13-14 Nisan tarihlerinde Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile “II. Türkiye Yayıncılık Kurultayı”na ev sahipliği yapıyor. Kuştepe Kampüsü’nde yapılacak kurultayda, yayıncılık alanında süregelen sorunlar ele alınacak ve çözüm yolları tartışılacak. Kurultay Kültür ve Turizm Bakanı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aydın Uğur ve Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Çetin Tüzüner’in yapacağı açılış konuşmaları ile başlayacak...
Gün (13 Nisan 2006, Perşembe) saat 10.00
Açılış Konuşmalarından sonra:
Oturum: (Saat 11.00)
“Türk Ceza Kanunu ve Yayınlama Özgürlüğü”
Yöneten: Mehmet Atay (E Yayınları)
Konuşmacılar:
Prof. Dr. Baskın Oran (Ankara Üniversitesi SBF)
Andrew Finkel (Gazeteci)
Av. Fikret İlkiz
Av. Haluk İnanıcı
Ragıp Zarakolu (Belge Yayınları)
ARA
Oturum: (Saat 14.00)
“Üniversitelerde Yabancı Dilde Eğitim ve Yayıncılık”
Yöneten: Fahri Aral (İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları)
Konuşmacılar:
Prof. Dr. Murat Belge (İstanbul Bilgi Üniversitesi)
Prof. Dr. Cem Alptekin (Bahçeşehir Üniversitesi)
Prof. Dr. Ömür Akyüz (Yeditepe Üniversitesi)
Prof. Dr. Ümit Şenesen (İstanbul Teknik Üniversitesi)
Kenan Kocatürk (TYB Yönetim Kurulu Üyesi, Literatür Yayınları)
ARA
Oturum: (Saat 16.30)
“AB Standartlarında Kütüphanecilik ve Halk Kütüphanelerinin Güçlendirilmesi”
Yöneten: Doğan Hızlan
Konuşmacılar:
Doç. Dr. Ahmet Arı (Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü)
Ali Fuat Kartal (Türk Kütüphaneciler Derneği Genel Başkanı)
Yusuf Güvenç (Toplum Gönüllüleri Vakfı Genel Müdürü)
Metin Celal Zeynioğlu (TYB Genel Sekreteri ve EDİSAM Başkanı)
Gülsün Özakın Kaya (Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği)
Gün (14 Nisan 2006, Cuma)
Oturum: (Saat 10.30)
“İlk ve Ortaöğretim Ders Kitaplarının Seçimi ve Dağıtılması”
Yöneten: Dr. Yusuf Ekinci (MEB Talim Terbiye Kurulu Eski Başkanı ve TÜRK-İŞ Eğitim Danışmanı)
Konuşmacılar:
Namık Sönmez (MEB Talim Terbiye Kurulu Projeler ve İnceleme Dairesi Başkanı)
Niyazi Şimşek (TYB Yönetim Kurulu Üyesi, Şimşek Yayınları)
Emrah Özpirinççi (TYB Yönetim Kurulu Üyesi, Oxford University Press Direktörü)
Arman Fikri (Kitapçılar Derneği Başkanı / İnkılâp Yayınları)
ARA
Oturum: (Saat 13.30)
“100 Temel Eser ve Çocuk Yayıncılığı”
Yöneten: Nilay Yılmaz (İstanbul Bilgi Üniversitesi)
Konuşmacılar:
Prof. Dr. Necat Birinci (Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı)
Aygören Dirim (Esin Yayınevi)
Yrd. Doç. Dr. Necdet Neydim (İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi)
Mustafa Ruhi Şirin (Çocuk Vakfı Başkanı)
ARA
Oturum: (Saat 16.00)
“Klasikler, Çeviri ve İntihal Olayları”
Yöneten: Tuğrul Paşaoğlu (EDİSAM II. Başkanı)
Konuşmacılar:
Dr. Tahsin Yılmaz (Telif Hakları ve Sinema Genel Müdür Yardımcısı)
Celal Üster (Can Sanat Yayınları Editörü)
Serhat Baysan (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Mehmet Moralı (Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği)
2) "RADYO ÜZERİNE KONUŞMALAR"
(14 Nisan 2006, Cuma, 09.30 - 12.30 Konu başlıkları: "Günümüz Haber Radyocuğunda Son Durum: BBC, Deutche Welle, Açık Radyo ve NTV Örnekleri"- Ara- 13.30 - 15.00 "Dev Şirketler Çağında Kamu Yayıncılığının Zorlukları: Türkiye ve Yunanistan Örnekleri" )
İstanbul Bilgi Üniversitesi Kuştepe Kampüsü’nde düzenlenen “Radyo Üzerine Konuşmalar”da günümüz radyoculuğunda son durum ve kamu yayıncılığının zorlukları başlıkları ele alınacak. Programa, Yunanistan’dan Sophia Kaitatzi-Whitlock, Spiros Moskovou, Antonis Andrikakis, İngiltere’den Ian Hoare ve Türkiye’den Ömer Madra, Barbaros Devecioğlu, Ariana Ferentinou ve Ahmet Akçakaya konuşmacı olarak katılacak...
İlgilenen herkesin katılımına açık olan etkinliklerden ikincisinin dili İngilizce.
Ayrıntılı bilgi ve iletişim için:
Arzu A. Girgin, Ceren Nefes 0212 311 53 39 - 311 53 05
aaslan@bilgi.edu.tr , cerenn@bilgi.edu.tr
Pazartesi, Nisan 03, 2006
BAĞLANTIYA VE ÜLKEYE GÖRE FİLM
"Neler var" diye bakınırken kimi filmler için şöyle notlar çıktığını farkettim (sistem ziyaretçinin IP bilgisinden ülkeyi tanıyor ya):
"This film may not be screened for visitors from 'Turkey'
We do not have rights to screen the film in your country (Turkey). The owner of each film chooses which countries the film may be screened in. We are working to increase the screening rights. Please feel free to continue surfing at Glimz.net, we present many films which may be screened in any country. If you are not surfing from 'Turkey', we would be grateful to hear from you."
"Politically correctness" (birşeyi "zülfiyare dokunmadan" söylemek) kavramının pek güzel bir uygulaması adeta. Meali şu: "Sahibinin gösterim için seçtiği ülkeler arasında bulunmadığınız için, bu filmi sizin ülkenizde gösterme hakkına sahip değiliz! Mamafih Glimz.net'te gezinmeye devam edin. Herhangi bir ülkede gösterilebilen daha bir sürü filmimiz mevcut!"
Neden kimi film sahipleri filmlerinin bu ülkede gösterilmesini istemiyorlar acaba? Türkiye'ye antipati duyduklarından değil herhalde. Olsa olsa "bunlara bir kere gösterirsin, anında kopyalayıp korsan dağıtıma başlarlar" diye düşündüklerindendir. Türkiye korsan ülkeler listesinde mi? Herhalde öyle olsa gerek. "Glimz.net" de bu konuda açıklama yapmıyor. Yalnızca "gösterim haklarımızı genişletmeye çalışıyoruz" diyor.
"Korsan" demişken, dün Radikal'de www.korsankitap.com 'dan sözeden bir yazı üzerine bahsi geçen siteye girip bir baktım. Ana sayfada sitenin http://www.silvertasarim.com/ tarafından yapıldığı yazılıydı. Silver Tasarım'a girip "BİZ KİMİZ ?"e bakınca şu açıklamayı görüyordunuz (imlasına dokunmadan):
"Biz günümüz Türkiye'sinde hala internetin verdigi nimetlerden faydalanmayı yaygınlaştırmaya çalışan Erciyes Universitesi Bilgisayar Müh. Bölümü ögrencileriyiz. Amacımız internetin bize sagladıgı müthiş imkanlardan ülkemiz sektörlerini harekete geçirmeye çalışan bir grup dinamik genciz. İnternetin faydalarını saymakla bitiremeyi. En önemlileri: mükemmel bir kitle ulaşım agıdır, reklam için çok uygun ve yaygındır. Büyümek isteyen İşletmelerimiz için süper bir araçtır. Kendi çapımızda Türk Teknolojisine ve Sanayisine bi katkımız oluyorsa bu bize mutluluk verir. Biz üretken bir toplum hedefleyen bir gurup üniversite öğrencisiyiz. Aslında internet insanlık tarihinin en önemli buluşudur diyebiliriz. Işte biz bu yolda bir rehberiz.. "
Daha ne demeli şimdi? Bilmiyorum... "Uyanıklık" ile Kayseri arasında bağlantı kurmaya da çalışmayacağım. Üretken bir toplumu hedeflerken, başkalarının ürettiklerini onlardan izinsiz alıp yayma üretkenliğini de alkışlayamam. "Mülkiyet" görece bir kavram olarak ele alınabilir elbette. Ama bunun da "politically correct"!, zarif ve yaratıcı yolları var. "Creative Commons" gibi mesela...

Resim: Helen Karabuda
Balesever ve bağlantı hızınız elverişli ise siz girip bu filmi izlemeyi deneyin. "Türkiye'den izlenebilenler" kategorisinde!
"The Rift" İsveç'te Göteborg Film Festival'inde, Umeå film festivalinde gösterilmiş. İsveç dışında Bradford Film Festivali (İngiltere) ve Almanya Hamburg'ta bir yarışmaya katılmış...
Meraklılar için DVD formatında sipariş mümkün: Danssyndrom Njutafilms, 2002
Perşembe, Mart 16, 2006
NERMİ UYGUR'UN 6000 KİTABI...
Haberi Doğan Hızlan yazmış bugün...
Bir kere uzun bir sohbet şansı bulmuştuk rahmetli Uygur ile... Çok nüktedan biri olduğunu da görmüştük, özellikle dilin arılaştırılması çalışmalarını anlatırken...
Çarşamba, Mart 08, 2006
"TİKİ"LER, "TECHIE"LER VE DİĞERLERİ...
Orhan Taylan'ın web sitesini keşfettim.Tanınmış sanatçılarımızın kendilerine web siteleri oluşturması hala yaygınlaşmadı. O yüzden bunu bulduğuma sevindim... Bir "web-kütüğü" olarak kaydedilmiş ise de içerik güncellemesi bu teknik için yavaş. Ama çok işlevsel. (Haziran 2002'den bu yana 26bin küsür ziyaret olmuş bu siteye.) Sergi davetiyesi veriyor, desenler, heykeller, Orhan Taylan'ın yazıları var "Hayır Akay haklı değil" , "Sergi ve atölye fiyatları neden aynı olmalıdır?", "Resmimizde Entrika Dönemi" gibi...
Orhan Taylan sitesinin tasarımını Zeycan Alkış yapmış. Alkış'ın kendi sitesinde başka sanatçılar için yaptığı çalışmalar var. En çok -çok sevdiğim- Kuzgun Acar için yaptığı site dikkatimi çekti: http://www.kuzgunacar.com/
Sonra baktım ki Taylan'ın hanidir kadınları çağa ayak uydurup "Techie" olmuşlar... Hemen hepsinin yanında birer cep telefonu, kulaklık ve "Walkmen" (kimbilir belki onlar da artık "iPod"lara dönüşecektir yakında), araba anahtarları var... Yalnızlar ve düşünüyorlar...
Tikileri-tekileri bir yana bırakıp, "daha ne var?" diye
son bir bakındığımda "URFA TIMES" (şaka değil, yayının adı gerçekten böyle, logosu da gotik harflerle yapılmış) gazetesinde "KIZLARDAN URFA'YA DESTEK" başlıklı haberden Eczacıbaşı A Voleybol Takımı Takımı kızlarının bugün
"Aile İçi Şiddete Son" kampanyası için bir maç yapacaklarını öğrendim. Mithat Bereket'in "PusulaTV" sitesinde Bengladeş'teki Kadınlar Günü ön plana çıkıyordu... PUSULA, bir süre önce Salı, Mart 07, 2006
AÇIK RADYO DİNLEYİCİ DESTEK PROJESİ... YENİDEN...

"HEP AÇIK RADYO"
Dinleyici Destek Projesi Özel Yayını
Açık Radyo, kâinatın tüm seslerine, renklerine ve titreşimlerine açık... Tam 10 yıldır... Her hafta 154 programcının gönüllü olarak program yaptığı Açık Radyo, demokrasi, hukuk, ve insan hakları dışında hiçbir "ideoloji"ye bağlı değil. Hiçbir çıkar ve sermaye grubuna da. Dolayısıyla, bağımsız.
Açık Radyo şimdi Dinleyici Destek Projesi’nin üçüncüsünü hayata geçiriyor. Proje ile dinleyiciler seçtikleri programın istedikleri bir saatine destek verebiliyorlar. Birden fazla program, ya da aynı programın birden fazla saati de desteklenebiliyor. Dinleyiciler kredi kartıyla, havale ile ya da taksitlendirerek destek verebiliyorlar. Seçilen program yayınlandığında destekçisinin adı da programın başında ve sonunda anılıyor.
Açık Radyo dinleyicisi, radyosuna sahip çıkıyor. 3. yılına giren proje bu anlamda sürdürülebilir bağımsızlık modelinin mümkün olduğunun da bir kanıtı.
Bağımsızlık sürdürülebilir mi? Bu bir “hayat tarzı” haline getirilebilirse, evet.
Dinleyici Destek Projesi 3.yılında da Açık Radyo’nun normal yayın akışını 9 günlük bir curcunayla altüst edecek. “HEP AÇIK RADYO” özel yayını kapsamında kültür ve müzik dünyasından müstesna konuklarımız kendi programlarını yapacaklar. Sürpriz isimlerin akustik müzik performanslarıyla ortalık şenlenecek. Açık Radyo programcıları da 10 yılın sesleri, renkleri ve titreşimleriyle yayında olacak; 75 programcının buluştuğu 30 özel programda resmi ve gayrıresmi sohbetler edecekler. Kısacası 11 Mart’tan itibaren 9 gün boyunca 94.9 frekansına ayarlı, sesli bir şenlik yaşanacak.
“Açık Radyo Program Destekçisi” olmak için:
0 212 343 41 41 numaralı telefonu arayabilir
ya da
www.acikradyo.com
adresinde “destek olun”u tıklayabilirsiniz.
Açık Radyo hakkında
Destek projesi hakkında...
Konuklar:11 Mart Cumartesi
11.00 Uğur Yücel, Kenan İmirzalıoğlu, Olgun Şimşek
15.00 Hümeyra
17.00 Demet Akbağ
19:00 Okan Bayülgen
12 Mart Pazar 11.00 Teoman
14.00 Kenan Işık
17.00 Nil Karaibrahimgil
13 Mart Pazartesi
18.00 Nejat İşler ve Fikret Kuşkan
14 Mart Salı 18.00 Hülya Koçyiğit
17 Mart Cuma 15.00 Harun Tekin 18.00 Şahan Gökbakar
18 Mart Cumartesi 12.00 Beyazıt Öztürk
15.00 Murathan Mungan
18.00 Cem Yılmaz
19 Mart Pazar 15.00 Haluk Bilginer
18.00 Yılmaz Erdoğan
Cumartesi, Mart 04, 2006
KANUNİ DUYSAYDI "SİNAN'A SPONSOR" ARANDIĞINI...
"Boyutların Ötesinde Anılan: Koca Mimar Sinan" başlıklı proje kapsamında tüm dünya internet kullanıcılarının hizmetine sunulacak, özgün görüntüler ve akademik bir içerikle özel bir internet portalı hazırlanıyor. Projenin gerçekleşmesi için ise projenin ruhunu benimseyerek sponsorluğunu yapacak kişi, kurum ve kuruluşlardan destek bekleniyor.
Hurriyet Kültür SanatAyrıntılı bilgi için: http://www.crea-factory.com/mimarsinan/
Link: http://www.hurriyet.com.tr/kultursanat/3982879.asp?gid=62
NİHAYET!
Nitekim, bu site de oraya yazılan yazıların arşivlenmesi amacıyla hayata geçmişti...
Darısı "Milliyet'i Milliyet olmaktan çıkaran" şeylerin de artık "ayıklanmasına" diyelim...
Cuma, Mart 03, 2006
DÜNYA KADINLAR GÜNÜNDE FAS’DA BİR TÜRK RESSAM: ERENUS!
Fas Çağdaş Sanatlar Derneği Başkanı Mountassir CHEMAO’nun 11 – 22 Mart 2006 tarihleri arasında Salé kentinde bulunan Galeri Bab Fes’de düzenleyeceği sergiye, Fas, Fransa ve Türkiye’yi temsilen katılan 10 kadın sanatçı, resim, heykel ve fotoğraf alanlarındaki yapıtlarıyla “Dünya Kadınlar Günü” nü kutlayacak.Kraliyet protokolünde görevli Salé Bou Regreg Derneği Başkanı Nourredine CHEMAO’nun açılışını gerçekleştirceği sergi, Fas ve Avrupa’dan 100 kadar seçkin konuğu ağırlayacak.

Özlem Kalkan Erenus, sergide 4 parça tuval üzerine karışık teknikle oluşturduğu bir düzenleme ile yer alacak.
Sergiye katılan sanatçılar: Meryem BELMKADEM, Malika DEMNATI, Rabéa ECHAHED, Bahija FRAOUSSY, Fouzia JAIDANI, Aziza JAMAL, Özlem KALKAN ERENUS, Fatima LAHILA, Dina MISSOUM ve Florence PATTE.
Sevdiğim ressam, sevdiğim bir ülkeye gidiyor...
Başarılar...
Perşembe, Mart 02, 2006
Çarşamba, Mart 01, 2006
Cuma, Şubat 17, 2006
Pazartesi, Şubat 13, 2006
mimoSa :: muuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuu !
Since october 2005 mimoSa maps different brazilian cities by urban interventions that aim to interfere at the current brazilian mediascape, reapropriating technology to reveal places, people and their tales. Clicking at the peppers you can find texts, pictures, sounds and videos, depending on the construction phase of the machine.
Çarşamba, Şubat 01, 2006
"İSTANBUL HAYAL MEYAL"

"İstanbul hayal meyal. "
Fotoğraf Sergisi
Firdevs Sayılan - Ayşe Bağdemir
Bağdemir ve Sayılan "İstanbul hayal meyal" fotoğraf sergisini 06-24 Şubat 2006 tarihinde Yapı-Endüstri Merkezi'nde açıyor... İFSAK-İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği ve Yapı-Endüstri Merkezi işbirliği ile düzenlenen sergi (Pazar hariç) hergün 10.00-18.00 arasında Yapı-Endüstri Merkezi'nde (Cumhuriyet Cad. No:329 Harbiye ) görülebiliyor...
Fotoğrafla uğraşları uzun yıllara dayanan Ayşe Bağdemir ve Firdevs Sayılan düşledikleri İstanbul'u şöyle anlatıyorlar:
Firdevs Sayılan; "Çocukluğumda ne zaman büyüklerin o rutin, sıkıcı dünyalarından kaçıp kurtulmak istesem, evimizin kuytu bir köşesine saklanır, gözlerimi kısar, kirpiklerimin arasından sızan gün ışığını zulalayıp bulutlara, kuşlara, maviliklere bakardım. Bambaşka bir dünya! Başımı bir o yana bir bu yana sallayınca buğular, sisler içinde daha büyülü, daha masalsı bir dünya keşfederdim. Şimdilerde aynı lezzeti, aynı çoçuksu tadı yakalamak için bu oyunu objektifimle oynuyorum. Üstelik önümde derya-deniz güzellikte bir şehir; İstanbul ! "
Ayşe Bağdemir; "İstanbul beni alt üst eden bir şehir. Şaşırtan, delirten bir o kadar da kendime getiren ! Karmaşasını kaosunu seviyorum bu şehrin. Milyarlarca renk, doku, ses, ahenk ve ahenksizliğin kaosu. Bu cümbüşte kah detaylara dalarak, kah detaylarda soyutlamalar yaparak grafiksel tatlarla yalınlığı dinginliği yakalamaya çalıştım."
Sayılan, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü mezunu. 1988 yılından bu yana İFSAK (İstanbul Sinema ve Fotoğraf Amatörleri Kulubü ) üyesi. Sanat Tarihi Derneği kuruluş çalışmalarına katılmış, her iki derneğin yönetiminde görevler üstlendi. Ayrıca; Fotogen,
Sayılan TKB - İzmir Toplantısında..Türkiye Tarihi Evleri Koruma Derneği ve Aturjet 'in üyeleri arasında. Anadolu'da arkeolojik kazılarda fotoğraf çalışmalarında bulundu. Altınoluk ile ilgili olanı Tarihi Kentler Birliği İzmir toplantısında sundu ve çok ilgi topladı...
Ulusal ve uluslararası yarışmalardan ödülleri var...
Bağdemir, Gazi Üniversitesi İşletme Fakültesi ve Marmara Üniversitesi Fotoğraf Bölümü'nü bitirdi. 1994'de İfsak'ta fotoğrafla tanıştı.İFSAK ve FOTOGEN üyesi. İlteriş Tezer atölyesinde s/b fotoğrafla ilgilendi. Profesyonel olarak fotoğraf çekmekte, fotoğraf dersleri vermekte...
Bilgi için:YEM 0212-2193939
Salı, Ocak 17, 2006
ŞADAN AKYOL'UN ÜÇÜNCÜ RESİM SERGİSİ...

Şadan Akyol Pera Sanat Galerisi'nde...
Sergi broşüründe Akyol'un Matbaa Sanat Enstitüsü Fotoğraf-Klişe-Rötuş Bölümü'nden mezun olduğu belirtilerek "genellikle natürmort çalışmalarında rötuşörlük disiplininin izlerini taşıyan, ayrıntıcı, zarif bir işçilik kendisini hemen farkettiriyor. Sanatçı yapıtlarında klasik resim normlarına bağlı kalsa da düzen, renk, biçim ve kurgu anlayışıyla kendi özgün dilini yakalama başarısını gösteriyor" denmiş...
Ben sevgili arkadaşım Ercan Akyol ile evlilik törenlerinden bir kesidi de yakaladım yukarıdaki resmin köşesinde:

Sergiyi birlikte gezdiğimiz Tan Oral ile bu yoruma ek olarak bir başka saptamada daha buluştuk: "Şadan, resimlerine yaşam sevinci katmış... "

Pazartesi, Ocak 09, 2006
Pazar, Ocak 08, 2006
MUTOPIA PROJECT!
Free sheet music resources... Project Gutenberg's music version... Wonderful...
Salı, Ocak 03, 2006
HAMİT KINAYTÜRK...
Yeni yılda ilk acı haber... Ve bir e-posta:"Çok sevgili ve yeri doldurulamayacak olan ağabeyimiz Hamit Kınaytürk'ü kaybetmiş bulunuyoruz. Vasiyeti doğrultusunda Sanat Çevresi Dergimizin 328. sayısını çıkaracağız. Kendisi hakkında yazılarınızı 17 Ocak 2006 tarihine kadar bize ulaştırabilirsiniz.Herkesin başı sağolsun... Prof. Dr. Ayşegül İzer " - Adres: sanatcevresi@sanatcevresidergisi.com
Cuma, Aralık 30, 2005
ŞEMSİYEMİ İSTİYORUM!

Orada burada en çok unutulan nesneler sıralansa "şemsiye" herhalde
birinci gelir... Ben de bu şemsiyeyi geçen akşam Yakup'ta unuttum.
"-Ne olmuş yani, gidip alsaydın! Bu sayfada bu konunun işi ne?"
Gittim ama alamadım. Başka birisi almış gitmiş.
Bu şemsiyenin benim için önemi var o yüzden -"adi mülkiyet ilişkisini önemseme" riskini bile göze alarak- konuyu buraya taşımak istedim.
Internet kullanımının pek de günlük yaşama girmediği yıllardı.
Bir konferansa katılmak için Londra'ya gidip, 3 gün kalıp dönecektim. Son gün "Royal Academy of Arts"da bir Monet sergisi açılıyordu. Serginin ilk günü içeri girebilmek mümkün değildi. Ama Internet sayesinde daha Türkiye'de iken sergi rezervasyonu yaptırmanın mümkün olduğunu farkedince çok sevindim.
Kapının önünde uzun kuyruklar oluşmuşken -Konferans'tan kaçıp- sergiyi sakin sakin gezmenin keyfi de büyük oldu. Bu şemsiye de çıkışta bastıran yağmuru görünce müze dükkanından alındı. (Monet'e bayılmasam da "Giverny'deki Bahçe"yi sevdim çok) Anısı var yani, herhangi bir "unutulan şemsiye"değil. Yanlışlıkla alan kişi de bunu beğendi ise ona da benzerini bulmada yardımcı olurum. Ama benimki "stok dışı" olmuş.
O yüzden özür dileyerek onun geri verilmesini i s t i y o r u m!
Perşembe, Aralık 29, 2005
20. YÜZYILLARDA "1" YIL SÜRMÜYOR İŞTE ÖLÜM ACISI...
"Ustalara Saygı" gecelerinin sekizincisi Nâzım Hikmet için...
Yeni yılın ilk “Ustalara Saygı” etkinliği, 106. doğumgünü kutlanan Nâzım Hikmet için gerçekleştirilecek. Beşiktaş Belediyesi Kültür Sanat Platformu tarafından düzenlenen gece, Akatlar Kültür Merkezi’nde, 2 Ocak 2006’da takip edilebilecek.
Ustaların çalıştıkları alanlara damga vuran çeşitli yönleri ile izleyici ile buluştuğu gecelerin sekizincisi, saat 19.00’da İstanbul Gölge Oyuncuları’nın Nâzım Hikmet’ten sahneledikleri “Sevdalı Bulut” (ayrıntıları aşağıda) ile başlayacak.
Nâzım Hikmet’in Türkiye televizyonlarında yayınlanan ilk görüntülerinin sunulacağı geceye; şairin eşi Vera’nın kızı da konuk olacak. Anyuta Stepanova, “Ustalara Saygı” etkinliğine katılmak için Moskova’dan gelecek. Vera’nın kızı, izleyicilere Nâzım’ın yaşadığı evin fotoğraflarını gösterecek ve ustadan Rusça şiirler okuyacak.
Emre Kınay’ın sunacağı geceye; Atilla Birkiye, Cüneyt Türel, Deniz Gökçer, Doğan Hızlan, Mustafa Avkıran, Timuçin Esen, Turgay Fişekçi, Zafer Ergin, Zeliha Berksoy katılacak, İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda ustanın “Benerci Kendini Niçin Öldürdü?” adlı yapıtını yorumlayan Celal Kadri Kınoğlu, Kürşat Alnıaçık, Yurdaer Okur, Tansel Önger ve Hülya Karabayır da etkinliğin konukları arasında yer alacak.
Faruk Şüyün’ün yönettiği “Ustalara Saygı” toplantısında; Semiha Berksoy’un Nâzım Hikmet’ten okuduğu şiirler ve ustanın onun için yazdığı “Bu Bir Rüyadır” operetinden aynı adlı şarkıyı yorumladığı görüntüler de seyircilere sunulacak.
Beşiktaş Belediyesi Kültür Sanat Platformu, Nâzım Hikmet’in 106. doğum yılını etkinliklerle kutlamaya devam edecek. Kutlamalar kapsamında; Esin Afşar ile Yunanlı solist Soula Kyralzoğlou ve piyanist Charis Kyralzoğlou, “Nâzım Şarkıları ve Şiirleri” başlıklı bir konser gerçekleştirilecek. Akatlar Kültür Merkezi’ndeki konser, 3 Ocak akşamı saat 20.30’dan itibaren takip edilebilecek. Kültür Merkezi, 4 Ocak’ta ise Dostlar Tiyatrosu’nun “Nâzım Hikmet-İnsanlarım” adlı gösterisine ev sahipliği yapacak. Genco Erkal’ın tek kişilik gösterisi de saat 20.30’da başlayacak.
"Ustalara Saygı" gecelerinin 23 Ocak’taki konuğu ise Haldun Dormen olacak.
Bilgi için: Faruk Şüyün 0533 4683063
Akatlar Kültür Merkezi: 0 212 351 93 84
"İSTANBUL GÖLGE OYUNCULARI"NIN "SEVDALI BULUT"U...

Genç sanatçılardan kurulu bir tiyatro topluluğu olan İstanbul G ö l g e Oyuncuları ("Istanbul S h a d o w Performers"), 29 Aralık 2005 tarihinde 20.00’de Sabancı Gösteri Merkezi’nde, 2 Ocak 2006 tarihinde 19.00’da Akatlar Kültür Merkezi’nde “Sevdalı Bulut” oyununu tekrar seyirciyle buluşturacak...
2001 yılında kurulan ve bugüne kadar farklı platformlarda Nazım Hikmet’in “Sevdalı Bulut” masalıyla oluşturduğu “gölge performans”ı sergileyen İstanbul Gölge Oyuncuları, yurt dışında katıldığı festivallerde de Türkiye’yi temsil etme şansına sahip oldu.
6 kişilik bir grup olarak yola çıktığı günden bu yana, yaptığı işin bir "toplu çalışma" olması üzerinde önemle duran grup, ilk projesi olan Sevdalı Bulut’ta, masa başı çalışmasından rejiye, sahne tasarımından turne programına kadar her türlü işi "birlikte" kotardı...
“Sevdalı Bulut”; Nazım Hikmet’in seçtiği kimi halk masallarını “kendince” kaleme alıp, uyarlama yaptığı bir metin. İstanbul Gölge Oyuncuları da, "Sevdalı Bulut"u, gölge oyun başta olmak üzere geleneksel Türk tiyatrosunun türlü gösterim araçlarından ve geleneksel Türk el sanatları ögelerinden (perdeye yansıtılan ve o anda kendiliğinden oluşan “ebru” uygulamaları) yararlanarak, günümüz teknikleri ve çağdaş anlayışla yorumlayıp sahneliyor.
Gölgeler:
Didem Alpaylı Erdoğan (Ayşe Kız)
İlham Erdoğan (Bulut)
Erol Ozan Ayhan (Kara Seyfi)
Başak Özdoğan Pirim (Ebru ve Sahne tasarımı )
Nazlı Deniz Boran (Canlı performans asistanı )
İlke Boran (Özgün müzik ve ses tasarımı ) (Kızımın "GS'lı ağabeyi" ve ilk piyano hocası olarak benim de çok sevip saydığım İlke Boran'ı Açık Radyo dinleyicileri "bir sır verircesine" sakin ses tonu ve konuya hakim tavrıyla sunduğu klasik müzik programlarından da anımsayacaktır! )
* 29 Ocak 2005’de Sabancı Gösteri Merkezi’nde 20:00’da sergilenecek olan oyunun biletleri http://www.biletix.com dan sağlanabiliyor.
Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi :http://www.sabanciuniv.edu.tr/
Telefon: 0216 483 9026 E-posta: sgm@sabanciuniv.edu
* 2 Ocak 2006 tarihinde 19:00’da sergilenecek olan oyun ise Beşiktaş Belediyesi Kültür Sanat Platformu bünyesinde, “Ustalara Saygı Etkinlikleri”nin 8.si olarak düzenlenecek Nazım Hikmet anma gecesi çerçevesinde Akatlar Kültür Merkezi’nde Ü C R E T S İ Z olarak izlenebilir. Beşiktaş Belediyesi Kültür Sanat Platformu : 0212 325 72 88
Grupla iletişim için: istanbul_golgeoyunculari@hotmail.com
www.istgo.com (yapım aşamasında)
Pazar, Aralık 25, 2005
Cuma, Aralık 23, 2005
Cumartesi, Aralık 03, 2005
TARİHİ KENTLER BİRLİĞİ İSTANBUL BULUŞMASI
Anders Knape-Avrupa Konseyi, Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, Yerel Yönetimler Meclisi Başkan Yardımcısı, Karlstad Belediye Başkanı• Michal Firestone- Tarihi Kentler ve Köyler Uluslararası Komitesi Genel Sekreteri • Brian Smith-Avrupa Tarihi Kentler ve Bölgeler Birliği Genel Sekreteri de kafilede...
Cuma, Aralık 02, 2005
KÜLTÜR ve TURİZM NE KADAR YAN YANA GELEBİLİR?
Çinli delege şöyle dedi:
Koruma ile “bacasız” da olsa turizm “endüstrisi” arasında bir çelişki vardır. Kültürel turizm etkileşimli bir süreçtir. Bir kültür ne kadar ender ise onu korumak da o kadar hassas bir iştir. Çünkü yerel halk da gelenlerden iyi-kötü bir şeyler öğrenir. Derken asimilasyon başlar. Ahlak bozulur. “Folk” ortadan kalkar, yerel kültür etkilenir. Kaynaklar da etkilenir. Ama bunlar olacak diye kültürel turizmden de vazgeçilemez. Bu bağlamda biz eğitimlerine çok önem verdiğimiz gelecek kuşaklara güvenmeliyiz. UNESCO da bu yaklaşımı “Lijang Modeli” olarak benimsedi ve bizim bölgemiz Lijiang’ı Çindeki en çekici “10 kentten" biri olarak ilan etti...
Şurada da benim dediklerim var: A.T. Sunum (Zip'li *pdf formatında) İlginç örnekler buldum tam da "web'de kültür sanat" başlığına uyan hani...
SEVDİĞİM RESSAM BU KEZ AYDIN'DA SERGİ AÇIYORMUŞ:
Özlem Kalkan Erenus, “Dünden Kalanlar” başlıklı kişisel sergisini Aydın, Galeri K’ da açıyor.
Özlem Kalkan Erenus, 7. kişisel sergisinde, tuval üzerine karışık malzeme ile uyguladığı portre düzenlemelerinden oluşan “Dünden Kalanlar” serisinden çalışmaları ile 10 Aralık 2005 Cumartesi günü, Aydınlı sanatseverler ile buluşuyor.
Aydın’ın ilk ve tek özel sanat galerisi olma özelliğini taşıyan ve Aralık 2004’te hizmet vermeye başlayan Galeri K, Özlem Kalkan Erenus’un sergisi ile birinci yaşını kutluyor. Galeri K’nın kurucusu Hakan Karabulut, etkinliği Aydın Kültür Sanat Platformu çatısı altında gerçekleştirdiklerini; platformun Aydınlılara, edebiyat, tiyatro, müzik, sinema ve fotoğraf alanlarında da nitelikli etkinlikler sunmaya devam edeceğini müjdeliyor ve hedeflerinin Aydın’da sanatın her branşında, gelenekselleşmiş festivaller düzenlemek olduğunu belirtiyor.
Erenus sergide yer alan çalışmaları ile ilgili olarak şunları söylüyor: “Dünden Kalanlar” başlıklı seri, belleğimin dar yollarında çıktığım bir gezinti. Geçmişten gelen yüzleri harçlara kazıdığım ve yan yana dizerek bir araya getirdiğim bir yolculuk. Bu yüzler, geçmişin bir tür kalıntısı gibi, ufak tefek şeyler, zamanın gölgesinde bir parça bulanıklaşmış yansımalar. Her biri bir yabancı ve her biri biraz da ben...
Erenus, “Dünden Kalanlar” serisinden çalışmaları ile Şubat 2005’te Uluslararası Tahran Bienali’ne; Mayıs 2005’te ise Romanya’da düzenlenen “Uluslararası Arad Bienali”ne katılmıştı.
Sergi 7 Ocak 2006 Cumartesi gününe kadar, Pazar hariç her gün 08.30 - 18.00 saatleri arasında gezilebilir. Galeri K, Karabulutlar Giyim Merkezi, Ramazanpaşa Camii Yanı, AYDIN - Tel: (256) 225 19 43
e-postası: info@ozlemkalkanerenus.com
Pazartesi, Kasım 07, 2005
Çarşamba, Ekim 26, 2005
USTALARA SAYGI GECELERİNİN İLKİ: MELIH CEVDET ANDAY İÇİN
"Ustalara Saygı" etkinliklerinin ilki, geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz şair, romancı ve deneme yazarı Melih Cevdet Anday için yapılacak...
Melih Cevdet Anday için gerçekleştirilecek gece, fotoğraf sanatçısı İsa Çelik'in, Melih Cevdet Anday'ın görüntülerinden oluşan dia gösterisi ile başlayacak... Arif Damar, Atilla Şendil, Deniz Gökçer, Doğan Hızlan, İlhan Selçuk, Mehmet Zaman Saçlıoğlu, Orhan Kahyaoğlu, Özen Yula, Refik Durbaş, Turgay Fişekçi, Yıldız Kenter, Zeliha Berksoy, Zeynep Oral'ın konuk olacakları geceyi yöneten Faruk Şüyun...
Melih Cevdet Anday'ın yapıtlarından okumalar, müzik dinletileri, paneller, arkadaşlarının anıları, tiyatro sanatçılarından yorumlar ile sanatın çeşitli dallarının katkıları ile renklenecek olan "Ustalara Saygı" gecesi, 19.00-20.30 saatleri arasında gerçekleştirilecek...
"Ustalara Saygı" geceleri, 14 Kasım'da Adalet Ağaoğlu, 21 Kasım'da Reşat Nuri Güntekin, 28 Kasım'da Çetin Altan ile sürecek...
Bilgi için: Faruk Şüyün 0 533 468 30 63
Çarşamba, Eylül 28, 2005
İSTANBUL ERKEK Mİ, KADIN MI?
“İSTANBUL VE İSTANBUL’UN ERKEKLERİ” ADLI SERGİ 3 EKİM’DE MANASTRE’DA AÇILIYOR....
İstanbul Bienali’ne paralel düşünülen sergi, birbirinden bağımsız sanatçıların video-art çalışmalarından oluşuyor. Canan Beykal, Şinasi Güneş, Gözde İlkin ve Hülya Küpçüoğlu’nun katılımıyla gerçekleşen sergi, 3-18 Ekim tarihleri arasında Beyoğlu’nda “Manastre World Music and Dance Clup”ta ve mekan sponsorluğunda izleyicileriyle buluşuyor... Serginin küratörlüğünü Hülya Küpçüoğlu yapıyor.
Kökleri ve tarihi kimliği ile İstanbul, yüzyıllar boyu pek çok olayla karşılaştı. Tüm bu olaylar izler bırakarak geldi geçti... İstanbul, bir ismin, bir şehrin, bir olgunun ötesinde farklı ve kozmopolit yapısıyla bir kavram haline geldi. O, içinde pek çok farklı kültürü katmanlar halinde barındırırken, sonunun ve başının belli olmadığı, sınırlarının çizilemediği bir alanda. İnsanlar ile çeşitlenen İstanbul, erkekleri ile farklı bir kimliğe sahiptir. Aslında İstanbul, yüzyıllar boyu hep ‘kadın’ olarak algılanmıştır. Halbuki o, erkek egemen bir toplumun göz bebeğidir. Erkek egemenliği farklı sosyolojik yapının her kademesinde hissedilir. Er, işinin başındadır. Evinin reisidir. Kadının da efendisidir. İstanbul’un erkekleri başlı başına bir fenomendir.
İstanbul Bienali’ne paralel düşünülen bu etkinlik, İstanbul’un en eski semtlerinden Beyoğlu’nda, ara sokakta, underground bir mekanda, Manastre’da izleyicilerini bekliyor.3 Ekim’de açılacak olan “İstanbul ve İstanbul’un Erkekleri” adlı etkinliğin mekan sponsorluğunu “Manastre World Music and Dance Club yapmaktadır. Sergi her gün, 16:00, 17:00, 18:00, 19:00, 20:00’de başlayacaktır. Etkinlik, 18 Ekim’e kadar izleyicilerini bekliyor.
AÇILIŞ: 3 Ekim Pazartesi, saat:19:00
Detaylı Bilgi için: hulyakupcuoglu@yahoo.com
GSM: 0 532 227 75 70
MANASTRE Adres: Istiklal Cad. Acara sok 13/1 Galatasaray-TaksimTel: 0 212 251 13 23 manastres@yahoo.com
BU DA GEÇECEK İNŞALLAH!
Bu yıl ikincisi düzenlenen "İstanbul Yaya Sergileri" kapsamında Tünel Meydanı'nda sergilenen Kemal Önsoy ve Ayşe Erkmen'e ait "Karşılıklı Yardımlaşma" isimli eser, kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce önceki gece yakıldı. Kemal Önsoy'un, Erkmen'e ait olan heykelin üzerine gerçekleştirdiği eseri, Erkmen'in mevcut eserini unutturmak ve sergi sonunda insanlara tekrar hatırlatmak amacını taşıyordu. Yangın sonucunda Kemal Önsoy'un çalışması tamamen harap olurken, Ayşe Erkmen'in heykeli de hasar gördü. Tahrip etme amaçlı olarak nitelendirilen olayla ilgili olarak soruşturma devam ederken, tahrip olan heykelin yerinden kaldırıldığı bildirildi.
_________________
HÜRRİYET'TEN 23 Eylül 2005
İstanbul Sanat Tanıtım ve Araştırma Vakfı’nın (İSTAV) düzenlediği
İstanbul Yaya Sergileri’nin ikincisi geçtiğimiz hafta başladı. Büyükşehir ve Beyoğlu belediyelerinin katkısı ile Koç Holding’in ana sponsorluğunda gerçekleşen serginin küratörlüğünü Fulya Erdemci ve Emre Baykal üstlendi. Bu yıl dokuzu yabancı 23 sanatçının katıldığı sergi, 22 Ekim’e kadar sürecek. Yaya Sergisi için parklar, merdivenler boyandı; metruk binalara, çanak antenlere, su borularına ve elektrik direklerine sanat bulaştırıldı. Sergi alanı, Beyoğlu İstiklal Caddesi’nden başlayarak Tünel Meydanı’na oradan da Karaköy’e kadar iniyor. Çalışmaların hepsini görebilmek için dikkatli olmak, yerlerini önceden bilmek gerekiyor. İşte adım adım yaya sergisi.Gezimize Beyoğlu İstiklal Caddesi, 347 numaradan başlıyoruz. Odakule’nin tam karşısından, Ziraat Bankası’nın yanından. Burası sergiye kadar boş bir dükkandı, şimdi Bilgi Merkezi olarak hizmet veriyor. Camında serginin yayıldığı alanın bir haritası asılı. Sergi hakkında her şey burada var. Alman Karin Sander’in kitabı ücretsiz veriliyor. Kitapta Karaköy bölgesinin kent içindeki konumu, mekansal ilişkileri ve bugünkü yaşantısı anlatılıyor. Bilgi Merkezi’nde ayrıca Mimar Sinan Üniversitesi ve İTÜ öğrencilerinin yaptığı atölye çalışmalarının sunumları da yapılıyor. Siz buradan bir sergi haritası alarak çıkın yola...
NARMANLI HAN’DA YEMYEŞİL TEPECİK
Tünel yönünde yürümeye başlayın. İstiklal Caddesi 390 numarada Narmanlı Han var. Tarihi boyunca Rus Konsolosluğu, karakol, sanatçı atölyeleri gibi işlevler gören handa, bugün sadece birkaç büro ve noter var. Ancak hanın girişinde karşınıza beklenmedik bir sürpriz çıkıyor. Burada Saint Exupery’nin ‘Küçük Prens’ romanındaki fil yutmuş yılana benzeyen bir tepe var. Sanatçı Haluk Akakçe, hanın avlusuna yeşil bir tepe tasarladı. ‘Götürülemeyen’ adlı eserin peyzaj mimarlığını Kerim Kabadayı yaptı. 12 kamyon topraktan, 8 metre genişliğinde ve 3 metre yüksekliğinde bir tepe oluşturuldu ve tepenin üzerine 650 saksıdan oluşan yeşil bitkiler yerleştirdi.
TÜNEL MEYDANIN’DA "YARDIMLAŞMA" (yani yukarıda yakıldığı haberi verilen iş/ler...)
İstiklal Caddesi’nden yolumuza devam ediyoruz. Tünel Meydanı’nda ‘Karşılıklı Yardımlaşma’ adlı çalışmayı göreceksiniz. Kemal Önsoy, Ayşe Erkmen’in 1993’te Tünel Meydanı için tasarladığı ve halen burada bulunan heykelinin etrafına strafor duvar ördü. Amacı, üzerine afiş asan veya pankart ipleri bağlayanlara mesaj vermek. Heykelin işlevini yitirdiğine işaret etmek isteyen Kemal Önsoy, sergi sonrasında ‘Karşılıklı Yardımlaşma’ adını verdiği straforları çıkaracak ve Ayşe Erkmen’in heykeli yeniden ortaya çıkacak. Böylelikle meydana yeniden farklılık gelecek. Strafor kaplama 3 metre eninde ve 8 metre yüksekliğinde.Bu arada yine Tünel Meydanı’nda bulunan Fırat Büfe’nin ikinci katındaki pencerelerden Ömer Ali Kazma, her gün saat 19.00’dan sonra dijital bir gösteri sunuyor. ‘Bugün’ adını verdiği gösterisinde, Karaköy ve Haliç kıyılarında kaydettiği videoları izleyebilirsiniz.
MERDİVENLERDE İKİ SANATÇI KESİŞTİ
Yüksek Kaldırım’dan aşağı inin. Yokuşun dibine varınca sağa, Bankalar Caddesi’ne dönün. Oyak Bank ve İmar Bankası şubelerinin arasından çıkan dar merdivenleri göreceksiniz. Burası Hacı Ali Emin Sokak. Brezilya Sao Paulo’dan gelen sanatçı Carmela Gross’un ‘Boya ve Kırmızı Spot Işıkları’ konulu tasarımı yer alacaktı burada. Ancak Yaya Sergisi ile İstanbul Bienali’nin tarihleri çakıştı ve aynı sokağa Avusturyalı Karl Hains Kyloff’un eseri kondu. Bir başka deyişle iki sanatçı koskoca İstanbul’da aynı merdivende kesişti. Bu nedenle Carmela Gross’un eserinin sadece posteri asılabildi. Sanatçı ‘Karaköy’ün bağrındaki bu merdivenleri yayalar için neşterle açılmış bir yara gibi gördüm. Ben sergi için Brezilya’dan geldim. Merdivenleri kırmızıya boyamak istedim ama olmadı. Bienal bitsin ben eserimi yine gerçekleştireceğim’ diyor.GALATA SERGİSİ: MUTLAKA
Tartışmalı merdivenlerden sonra Bankalar Caddesi’nde Karaköy istikametine doğru ilerleyin. Yolun solunda muhteşem mimarisi ile eski Osmanlı Bankası, şimdinin Garanti Bankası yer alıyor. İkinci kattaki ‘Galata’dan Bugüne’ adlı sergiyi mutlaka görün. Haritalar, fotoğraflar ve belgeler eşliğinde Galata’nın tarihi anlatılıyor. Müzeden çıkınca yeniden Karaköy tarafına doğru yürüyün. Yüksek Kaldırım’ın başındaki binaların çatılarına doğru bakın. Çatılarda çok sayıda çanak anten var. ‘Çanak antenin neresi ilginç’ demeyin, bu aralar hepsi kırmızıya kesmiş durumda. ‘Yüksek Kaldırımın Son Basamakları’ adlı tasarım için Fuat- Murat Şahinler, Ayten Başdemir ve Yakup Çetinkaya, çanak antenlerin yanı sıra Karaköy meydanındaki Trans Uydu Sistemleri dükkanını ve Akbank binasının yağmur borularını kırmızıya boyadılar. Bu arada Haliç Tersanesi’ndeki üç vinç de kırmızı, siyah ve beyaza boyandı.

Karaköy’deki katlı otoparkın altıncı katına dev harflerle ‘Bu da geçer yahu’ yazıldı. Ayrıca üzerinde ‘Gel Keyfim Gel’ yazan bankları da Karaköy rıhtımında görebilirsiniz.
KARAKÖY İSKELESİNE İGLOO
Aziz Sarıyer, Karaköy vapur iskelesine kontrplak, MDF, akrilik ve alüminyum kullanarak Eskimoların buzdan igloo evlerini anımsatan bir tasarım yaptı. Sanatçı İstiklal Caddesi’ndeki Bilgi Merkezi’nin içini de dizayn etti. Eve Sussman ve Loannis Savvidis’in ortak çalışması ise bir video ve dia gösterisi olan ‘Pek yakında Size Yakın Bir Nehirde’. Karaköy vapur iskelesinde dört kanaldan yayımlanıyor. Vapurda seyahat eden veya iskelede bekleyen yolcuların görüntülerini izleyebilirsiniz. Avustralyalı Callum Morton’un ‘Gırtlağa Kadar‘ adlı çalışması Karaköy katlı otoparkında kaydedilen seslerden ve görüntülerden oluşuyor. Otoparkta amaçsız dolaşan yayaların film müziği bu.Hat sanatının vefat etmiş iki ustası İsmail Hakkı Altunbezer ve Halim Özyazıcı’nın Türkçe harflerle yazdıkları ‘Gel keyfim gel’ ve ‘Bu da geçer yahu’ yazıları, poster olarak Karaköy Meydanı hırdavatçılar sokağının köşesindeki PTT binasının yan cephesine asıldı.
KARAKÖY’E YAYA ÜSTGEÇİDİ YAPTI
Hálá Karaköy Meydanı’ndayız. Hollandalı John Körmeling, yayaların yeraltı geçidi ile kısıtlı yürüme alanlarına alternatif yaya yolu yaptı. Meydanın ve Haliç’in farklı bakış açısı ile izlendiği alternatif yaya yolu, Aksu İşhanı’nın 3. katına kadar yükseliyor. Bu alternatif yolun üzerinden Haliç bir başka gözüküyor ve işhanının üzerinde ‘New Peace/Place (Yeni barış/yer) yazıyor. Sanatçı amacını, özel alan ve kamusal alan arasındaki ayrımı belirsizleştirerek iki alanın barıştığı üçüncü bir alan açmak olarak izah ediyor. Yaya yolu 2,5 metre genişliğinde, 6 metre yüksekliğinde ve 52 metre uzunluğunda. Hollandalı Auke De Vries de, Galata Köprüsü’nün ayaklarının üzerine yerleştirdiği ‘Yağmurdan Sonra’ adlı çalışması ile katılıyor sergiye. Köprü üzerindeki bir başka eser Ömer Ali Kazma‘ya ait. Pistte ilerleyen uçakların görüntülerini yansıtıyor köprüye. Bu video gösterisini köprünün Karaköy ayağında 19.00-02.00 arasında izleyebilirsiniz.
PENCEREDEKİ SALINCAKLAR
Canan Tolon, Karaköy Perşembe Pazarı’nda yıkık dökük bir binanın pencerelerine salıncaklar kurdu. Projesini ‘Görünmez ve imkansız olana dair’ diye açıklıyor sanatçı. Perşembe Pazarı’nda göz ardı edilmiş sokak çocuklarına, içinde hiçbir zaman oynayamayacakları bir oyun alanı sunuyor. Callum Morton’un ikinci eseri Perşembe Pazarı’ndaki metruk bir binanın önünde bulunuyor. Monton buraya üzerinde Levi’s yazan bir mağaza vitrini koydu. ‘Taşlanmış’ adını taşıyan eser, hırdavat dükkanlarının arasında duruyor. Çevresinde ticaret yapan esnafın ve eski dükkanların yok oluşunu, uluslararası sermayenin buraya girişini anlatıyor.
YALNIZ GİTMEYİN BİRAZ ÜRKÜTÜCÜ
Serginin bundan sonraki bölümü Perşembe Pazarı Parkı içinde. Perşembe Pazarı ile Haliç arasında kalan bu şirin parkta iki eser var. Ama park biraz tenha ve ürkütücü. Ağaçlar arasında yalnız yürümek pek akıllıca değil. Haliç’e karşı çimenlere veya banklara uzanıp içki içmeyi sevenlerin tercih ettiği bir yer. Bu nedenle bu bölüme grup halinde gitmeniz tavsiye edilir. Burada Danimarkalı Michael Elmgreen ve Norveçli Ingar Dragset’in ‘Kullanım Evi’ adlı eserleri var. Açık mimari tarzında yapılmış bir gecekondu gibi. Tavanı yok, dört duvarı var. Penceresinden Haliç gözüküyor.
MİMAR SİNAN GİBİ BAKIN
Yine parkın içinde Mimar Sinan’ın bir heykeli var. Yunan Ioannis Savavidis, heykelin önüne bir tahta perde çekti. Arkasına dolanınca heykelin göz hizasına kadar çıkan iki kat merdiven var. Bu merdivenleri tırmananlar, tahta perdeye Sinan’ın göz hizasında açılan küçük pencereden Sinan’ın baktığı gibi Süleymaniye Camii’ne bakıyor. İlginç bir eser. Görülmeye değer. Ayşe Erkmen, İstanbul’un önemli simgelerinden sayılan balık ekmek temasını işliyor. Karaköy’de günlük yaşantının bir parçası olan balık ekmeklerin fotoğrafları el ilanı olarak dağıtılıyor. Hale Tenger ise Yaya Sergisi’ne bazen bir kaldırım kenarına, bazen de duvarlara yapıştırdığı çıkartmalar ile katılıyor.
_______________
Hürriyet'in böyle ballandırarak anlattığı bu sergileri biz de geçen Pazar Fulya
Erdemci rehberliğinde gezme şansını yakaladık... (Bu Pazar da-2 Ekim- yine rehberli bir tur olacak. Saat 13.00'de Beyoğlu'ndaki Merkez'den başlıyor. Radikal'de Efnan Atmaca'nın Erdemci ile yaptığı röportaj da şurada.) Fulya Hanım, yakıldığını dün esefle gördüğümüz heykelin önünde iken halkımızın da ufaktan "katkılarda" (!) bulunmaya başladığı stropor yüzeyin her hafta fotoğrafını çektiklerini, bunu da kent ve insan ilişikisi açısından anlamlı bulduklarını belirtmişti... Bahsi geçen "katkılar" o gün için bir takım "ayakkabı izleri", biraz "grafiti", kesici birşeylerle "kazıma" ve "sıyırtma"dan ibaretti. Fulya Erdemci ise daha çok "Bu da geçer yahu" dev pankartının apar topar hem de kesilerek PTT binasından indirilmesine dertleniyordu. Ama dün (27 Eylül) sabah Tünel'de gördüğümüz manzara tüyler ürperticiydi. Fosforlu turuncu giysili temizlik işçileri Kemal Önsoy'un artık yerinde yeller esen heykelinin ahşap kaidesinden kalan kömürleri kırarak topluyorlardı. Yüzlerine baktım. Hiçbir ifade yoktu. "Yakmışlar mı?" dedim. "Yakılmış" dediler... Ayşe Erkmen'in bir metal dantela gibi diktiği sütun ise tam ortasından ikiye katlanmış, kısmen erimişti. Sanki o da boynunu bükmüş başına gelenlere ağlıyordu. Oradan dün geçmemin nedeni bir Pasaport işlemi için Tarlabaşı'na gitmiş olmamdı. Karşılaştığım manzara ve gördüğüm muamele zaten yeterince bunaltıcı idi. İlan edilen çalışma saatlerini kısaltıp, "biz az kişi ile çalışıyoruz, o saatler geçmez burada, şimdi gidin 2 saat sonra gelin"ler, saatlerce sırada bekleyenler dururken "tanıdık"ların işini görmeler... Bağırıp çağırmalar... Vatandaş köle, bu arkadaşlar kadri bilinmez mucizevi fedakarlar sanki... AB'ne girdikten sonra Yunanistan'da halka yapılagelen bu tür muamelelerin "bir günde değiştiği" söyleniyordu. Bunları düşünürken bir de yanmış heykelle karşılaşma... Tam o sırada şu son haftalarda kenti kaplayıp, adeta hepimizle alay eden "Hiç farkettiniz mi?" reklam pankartları aklıma geldi. Sonra bu sabah e-posta kutumdan aşağıdaki mesaj çıkınca, onu da buraya alayım dedim:
Her yerde gördüğümüz "FARK ETTİNİZ Mİ ÇEVREMİZ HİÇ BU KADAR TEMİZ
OLMAMIŞTI" afişleri üzerine;
FARK ettiniz mi? Parklara, bahçelere,
halkın bir yudum da olsa nefes almaya çalıştığı yeşil alanlara birer cami kondurmaya kalkıştılar. İstanbul hiç bu kadar dinselleştirilmemişti!
Fark ettiniz mi? Dünyanın en gözde limanlarından Galata rıhtımını
yok pahasına satıyorlar. İstanbul hiç bu kadar yağmalanmamıştı!
Fark ettiniz mi? Haydarpaşa Garı'nı ve tarihten süzülüp gelen
onlarca yapıyı satacaklar. İstanbul hiç bu kadar peşkeş çekilmemişti!
Fark ettiniz mi? Atatürk Kültür Merkezi'ni yıkacaklar. İstanbul
hiç bu kadar tahrip edilmemişti!
Fark ettiniz mi? Beklenen büyük
depreme karşı elle tutulur hiçbir çalışma yapmadılar. İstanbul hiç bu kadar sahipsiz kalmamıştı!
Fark ettiniz mi? Belediye otobüsleri,
dolmuşlardan daha pahalı taşımacılık yapıyor. İstanbul hiç bu kadar kazanç kapısı olmamıştı!
Fark ettiniz mi? Vapurları aldılar,
işletiyorlar. İstanbul'da deniz ulaşımı hiç bu kadar tehlikeli olmamıştı!
Fark ettiniz mi? Türbanlıları kamusal alanda çalıştırmaya
başladılar; sosyal tesislerde içkiyi yasakladılar. İstanbul hiç bu kadar laik cumhuriyete meydan okumamıştı!
Fark ettiniz mi? Müteahhitlere
kaldırım taşlarını söktürüp kaldırım taşı döşetiyorlar. İstanbul hiç bu kadar birilerini zengin etmemişti!
Fark
ettiniz mi? Hayırsız adaya Mevlana heykeli dikmeyi düşünüyorlar. İstanbul hiç bu kadar komik duruma düşmemişti!
Fark ettiniz mi? Caddeler delik
deşik. İstanbul hiç bu kadar ihmal edilmemişti!
Fark ettiniz mi?
Hırsızlık, gasp, kapkaç aldı başını gidiyor. İstanbul hiç bu kadar güvensiz olmamıştı!
Fark ettiniz mi? Kaldırımlar, üst geçitler, alt
geçitler seyyar satıcıların işgali altında. İstanbul hiç bu kadar denetimsiz kalmamıştı!
Fark ettiniz mi? Mahalle arasındaki sokaklardan
otopark parası toplamak istiyorlar. İstanbul hiç bu kadar sömürülmemişti!
Fark ettiniz mi? Alanlara ''Fark ettiniz mi''
panoları yerleştirdiler. İstanbul hiç bu kadar enayi yerine konmamıştı!
Fark ettiniz mi?
İstanbul, Türkiye'nin aynasıdır.
Türkiye hiç bu hale düşmemişti!
Bu da geçecek inşallah...
Cuma, Eylül 23, 2005
GÜLSEREN KAYALI SERGİSİ...
Kayalı’nın son resimleri hakkında, (Kayalı resmi üzerine yazılmış
"Bir Kedi Kitabı" ya da "Mitos ve Epos Yazıları"nın müellifi Özkan Eroğlu şunları söylüyor:“Burada Kayalı’nın resimlerinin her birinin, post-modernist bağlamda, birer ‘önerme denekleri’ olarak bir dil kazanmaya gayret ettiğini söyleyebilirim. Çünkü bir sıkışmaya duyulan tepki yatmaktadır, söz konusu resimlerin altında. Bir sıkışmadan sıkılmak, yeni açılımlar sunmayı da beraberinde getirir ve o zaman kişi, kendisini yeni bir imajla yeniden yaratabilme olanağını elde etmiş olur. İşte bu son cümleler, post-modernliğin tarifi dahilindedir. Dikkatle irdeleyince G.Kayalı, kendi içinde sadece daha da özgür olabilmek için çabalamaktadır..."

Ayrıntılı bilgiler Fügen AKKEMİK'in "Sanat Tanıtım"ında...
E-posta: fugenakkemik@sanattanitim.com
Sergi -Adres: Hotel Daphnis-Kapris Meyhane, Sadrazam Ali Paşa Cad. 26, Haliç-Fener, Tel: 0212 531 48 11
Salı, Eylül 13, 2005
KOMET'TEN:
ve
Allak Bullak Durumlarla İlgili Bir Sergi

22 Eylul – 15 Ekim 2005
KOMET
Açılış: 22 Eylül Perşembe, s. 17.00
Yer: DiRiMART
abdi ipekci caddesi arman palas apt. 7/4 nişantaı
T: 0 212 291 34 34
Çarşamba, Eylül 07, 2005
Pazar, Ağustos 28, 2005
KARİKATÜRLERLE "DEMİREL VE DEMOKRASİ"
“ Demirel ve
Demokrasi ”
Sergisi - Tan Oral
“Demirel ve Demokrasi” adlı sergisi,
Doku Sanat Galerilerinde
12 Eylül 2005 Pazartesi günü açılıyor.
Doku Sanat Galerileri’nde açılacak olan mevsimin bu ilk sergisi
“Demirel ve Demokrasi” adıyla Tan Oral’ın tarihsel çizimlerinden oluşuyor.
Türk siyasal yaşamında inişler ve çıkışlarla dolu kırk yılı aşkın uzun bir süre politik mücadelede etkin bir yer alan ve her zaman çizerlere konu olan Sayın Demirel’in o günlerde yayınlanmış karikatürlerinden oluşan bu sergi 12 Eylül pazartesi günü Ankara’da, Doku Sanat Galerilerinde açılıyor.
açılış:
12 Eylül 2005 Pazartesi saat 18.oo de
Doku Sanat Galerileri, Cinnah Cad. Enis Behiç Koryürek Sok. 11/A-B Çankaya
Tel:(0-312) 439 78 80. fax: (0-312) 439 82 42
Sergi afişi:
Sergi açıklaması:
Demirel ve
Demokrasi
--------------
Tan Oral
Demirel, Türk siyasal yaşamında, inanılması zor iniş çıkışlarla dolu, kırk yılı aşkın uzun bir süre var olmuş, etkili olmuş ve gündemde kalmış ilginç bir siyasetçidir. Kendisi, iktidarda olmak, muhalefette olmak, askeri darbelere maruz kalmak, yasaklı yada tarafsız olmak gibi politik mücadelenin birbirinden çok farklı bölgelerinde, umut ve inançla ayakta durmasını bilmiştir. Onu defalarca iktidara taşıyan yandaşları olduğu kadar, kendisiyle kıyasıya ve acımasızca mücadele eden muhalifleri de hiç eksik olmamıştır. Her zaman çok şiddetle eleştirilmiş ama muhalifleriyle ve herkesle, kafa karıştırıcı zeka oyunlarıyla dolu polemiklere girişmekten hiçbir zaman geri kalmamış ve bu tavrından da hiç ödün vermemiştir. Onun siyaset felsefesi kadar, bunun bir yansıması olan söylemleri de her zaman ilgi çekmiş ve birer öz deyiş gibi akıllarda yer etmiştir. Böylesine renkli bir politik kişiliğin mizahın ve onun çizgilisi olan karikatürün baş konularından biri olması da kaçınılmazdı ve de öyle oldu. Onun icraatı ve sözleri kadar, hali, tavrı, şapkası, tombul çehresi ve kilolu bedeni de, çizerlere bitmez tükenmez zenginlikte esin kaynağı olmuştu. Bir dönem geldi, bir çizgi amatörü için bile Demirel portresi çizebilmek, neredeyse karikatür sanatıyla eş anlamlı sayılmaya başladıydı.
Bana gelince... Sayın Demirel’in ve onun politik icraatının, herkeste olduğu gibi, kuşkusuz benim yaşamım üzerinde de olumlu ve olumsuz önemli etkileri olmuştur. Bu da bana, politik çizgi çizdiğim yıllar boyunca onu eleştirme hakkı verdi. Onun gürültülü siyasal mücadeleleri kadar ona ve icraatına duyduğum kızgınlıklarım, sıkıntılarım, karşı oluşlarım ve yeri geldiğinde kendisinin demokratik haklarını savunuşum da çizdiklerime bol bol yansıdı ve belgelendi. Bugün aktif siyasetin dışında olmak gibi yeni bir konuma gelen bu duayen politikacı ile ilgili, bugüne kadar çizdiklerimi bir sergi ve kitapta bir araya getirmek de bir gereklilik oldu.
TAN ORAL'DAN YENİ SERGİLER...
Sergi
Tan Oral
Tan Oral’ın
“YüzYüze” adlı sergisi,
Schneidertempel Sanat Merkezi’nde
22 eylül 2005 Perşembe günü
açılıyor...
Schneidertempel Sanat Merkezi’nde açılacak olan mevsimin ilk sergisi
“YüzYüze” adıyla portre çizimlerden oluşuyor.
Şu yada bu nedenle Tan Oral’ın kalemine takılan, tanıdık, tanımadık
yüzlerce yüz çizimi bu sergide bir araya getiriliyor.
22 eylül Perşembe günü açılacak olan “YüzYüze” sergisinde yer alan çizimler ayrıca aynı adı taşıyan ve tasarımını Çağla Turgul’un yaptığı ilginç bir kitapta da toplanarak ilgilenenlere sunuluyor.
açılış kokteyli:
23 eylül 2005 Perşembe saat 19.oo da
Schneidertempel Sanat Merkezi, Felek sok. 1 Karaköy-Galata
Sergi afişi:
"YüzYüze" adlı kitabın açıklamalı önsözü
“
Yüzde Yüz
Şu yada bu nedenle kalemime takılan yüzlerce yüz, yıllarca dosyalarda üst üste yığılarak biriktikten sonra, bu kez bu kitapta toplaşmayı ve bir sergi ile de insan yüzüne çıkmayı başardılar. Özel bir çaba ve özel bir seçim yapmadım, eklemedim, çıkarmadım. Gerçekten de günlük yaşam, çalışmalar, görev ve etkilenmeler içinde kalem oynatırken, bazen not alırcasına hızla, yada sabır isteyen yoğun emekle kağıt üstüne düşen bu izler, içinde yüzdüğüm insan denizinin bana vuran kimi dalgalarını oluşturuyor gibiydi. Yüzler zihnimizde yer edip arşivlenirken, belki fazla yer tutmasın diye en can alıcı, en akılda kalıcı birkaç ayrıntı ve oranlama ile saklanıyorlar. Gerçeği ile artık bir ilgisi kalmamış, ama gerçeğinin ta kendisi olarak hem de . Tanıdığımız bir yüzü hatırlarken, içindekileri ayrıştıramadığımız ve tanımlayamadığımız ama iyi bildiğimiz bir lezzet gibi, sadece bir tat gelir dilimize. İşte o, artık O’dur, deriz. Onu bir başkasına hatırlatmak için de ayrıntılara boğulmuş bilgi yumağı ve anatomik açıklamalar yerine, işte o lezzetten bir damla tattırmak yeterli olacaktır. Bellek, o karmaşık arşivinden anında bulup çıkaracaktır o lezzetin sahibini. Çünkü daha önce tadı damağında kalmıştır da ondan. Fazla teferruat ve malumat ise ağız tadını kaçıracaktır.
Tan Oral
“
Cuma, Ağustos 26, 2005
Pazartesi, Ağustos 01, 2005
Salı, Temmuz 19, 2005
Pazartesi, Temmuz 11, 2005
YETER AMA...
Jak Deleon...Ve bugün Paris'ten gelen bir e-posta:
Dun gece saat 24.00 te Yerasimos'u kaybettik.
Hepimizin basi sagolsun!
Meral
YENI CIKAN KITAPLAR- Ercan AKYOL: "ÇİZİYORUM"
Ercan Akyol’un Milliyet Gazetesi Açık Pencere köşesinde 2004 yılı boyunca çizdiği karikatürlerden bir derleme niteliğinde olan kitabı ''Çiziyorum'' yayımlandı.Dahasını da bekleriz Ercan Akyol, tebrikler...
Pazar, Temmuz 10, 2005
Cumartesi, Haziran 25, 2005
Doğan Hızlan, 25 Haziran 2005, Hürriyet
İlgili linkler:
http://www.online-literature.com/melville/
http://www.online-literature.com/short.php/159?term=bartleby
Çarşamba, Haziran 22, 2005
Perşembe, Haziran 09, 2005
Johann Sebastian Bach'ın daha önce bilinmeyen bir eserinin elyazmaları ortaya çıkarıldı. Bach'ın erken dönemini örnekleyen ve arya formunda bestelenen eser Almanya'nın Weimar kentindeki Anna-Amalia kütüphanesinde bulundu. Uzmanlar Bach'ın 1713 tarihini taşıyan bu eseri, Saksonya- Weimar Dükü'nün doğum günü için bestelediğini açıkladı. Eserin daha önce seslendirilip seslendirilmediği ise bilinmiyor.

Vakıf başkanı Peter Wollny “Bu olağanüstü bir buluntu” diyerek memnuniyetini dile getirdi ve iki sayfalık partisyonun, 1708 ile 1717 arasında Weimar şapelinde org çalan Bach'ın sanat çizgisindeki gelişmeyi yansıttığını söyledi.
Kaynak: Hurriyet
____________________________
News from the "Seattle Times":
Bach aria from 1713 discovered
By STEPHEN GRAHAM The Associated Press
BERLIN — Experts have discovered a previously unknown work by Johann Sebastian Bach in documents taken from a German library shortly before it was damaged by fire, researchers said yesterday.
It was believed to be the first new Bach work to surface in 30 years.
http://www.bach-leipzig.de/
Other news at GOOGLE:
http://news.google.com.tr/news?hl=en&ned=uk&q=Bach&btnG=Search+News
________________
Bu vesile ile ilginç bir kaynak:
"SCRIBE DATABASE"
________________
Cuma, Mayıs 27, 2005
Çarşamba, Mayıs 18, 2005
VIDEO ART
(Metin: "Haber Bülteni")
İstanbul Galeri-X’te düzenlenen, Küratörlüğünü Gülsün Erbil ve Şinasi Güneş’in üstlendikleri “Takıntı” (Obsession) Uluslararası Audio - Video Art Festivali, nihai olarak büyük hedeflerin bir parçası halinde kendini konumlandıran, önemli bir boşluğu doldurmayı amaçlayan bir etkinlik olarak karşımızda durmaktadır. Daha önce New York’ta iki kez, İstanbul’da bir kez olmak üzere audio-video art festivali gerçekleştiren Galerix, bu yıl festivalin dördüncüsünü gerçekleştirmekle bu bağlamda tutarlı bir sürekliliği oluşturmaktadır.
Festivale, bu yıl Türkiye, İsveç, İngiltere, Amerika, Avusturya, Almanya, İtalya, Çin, Hollanda, Fransa, Slovenya, Japonya, Yunanistan, İsviçre, Makedonya, İspanya, Malta’dan toplam 89 sanatçı 1 ila 11 dakika arasında değişen video çalışmaları ile katılmaktadır.
Dünya’da Audio-video art sanatının başlangıcı,1965 yılında Sony Firması'nın ilk taşınabilir bir video kamerayı üretmesi, yine aynı yıl Kore'li sanatçı Nam June Paik'in bu kamerayı satın alarak çalışmalar yapması olarak gösterilir. Ama bu tarihten önce yapılmış çalışmalarda mevcuttur. 1970’lerde yaygınlaşan Audio-video art çalışmaları: kavramsal sanat çalışmaları, anında kayıtlardan oluşan çalışmalar, feminist-performans, video heykeli, video düzenlemeleri… gibi oldukça geniş bir üretim yaygınlığı göstermiştir. 1990’lar da internetin yaygınlaşmasına paralel olarak, yeni medya, intermedya olarak kavramsallaştırılmaya başlanan bu sanat biçimi gittikçe artan bir hızda yayılarak gelişimine devam etmektedir.
1980’li yıllarda video ile tanışan Türkiye 1990’lı yıllarda bunu bir kişisel üretim aracı olarak algılayabilmiş, bu üretimlerde belgesel film ve kısa film çevresinde gerçekleşmiştir. Plastik sanatlar çevresinin videoyu bir sanatsal üretim aracı olarak algılaması 5-6 yıl gibi kısa denilecek bir zaman içinde olmuştur. Genellikle alternatif sanat yapma biçimlerine ilgi duyan bu çevrenin yaptığı çalışmalar, diğer üretimlerle
( enstelasyon, düzenleme vb.. ) paralel olarak gerçekleştirilmiştir. Bu merkezde daimi çalışma yapan kişi sayısı oldukça azdır.
Festival bir tarafıyla Türkiye’de ki bu boşluğu/ihtiyacı doldurma konusunda üzerine düşeni yapmayı arzulamaktadır. Gönderilen çalışmalar festival mekanında korunarak bir arşiv, dolayısıyla bir bellek oluşturulmak istenmektedir. Gelecek etkinlikler için bir zemin oluşturmayı düşünen festival böylece bu sanat yapma biçimine olan ilgiyi ve üretimi artırma peşindedir. Festival uluslararası boyutuyla dünyada audio-video art çalışması yapan sanatçıların iletişim ve etkileşiminin gerçekleştirileceği bir sanatsal zemin olmanın da peşindedir.
Bilgimiz bilmek için kullandığımız araçlar ile şekillenir. Resim ve diğer konvansiyonel araçlar bilgimizi oluşturmamız için farklı yollar, gerçekliği algılamamız için değişik kavrama biçimleri sunar. Sinema ve video, kimya ve fizik alanındaki gelişmelere paralel olarak gelişmiş teknolojik olgulardır. Bilimsel kavrayışlar ikliminde ortaya çıkan bu araçlar, oluşma koşullarını öteleyen bir görme biçimini bize sunar. Yakın çekim, ağır çekim, montaj...vb , olguları kavrayışımızı kökten değiştirmiştir. Video kamera sinemadan, üretimin kişiselleştirilmesi ve bakışın özneleştirilmesine verdiği olanak ile ayrılır. Audio-video art faklı bir görsel, visüel bağlantıdır. Bu görsel etkinlik, görsel temas alanımızı başka bir boyuta taşır ve bu yeni türden deneyim yetkinliğimizi arttırır. Gerçeklik dediğimiz şey ancak çevresinde dolandığınızda size görünür. Bu elbet soğuk bir ilişkiyle ulaşılan sonuç değildir. Bu yeni bir visüel heyecan , coşkudur.
Video kamera bize öznelliğimizi kurabilmemiz için görüş sunar. Burada seyretme eylemi pasifliğinden sıyrılarak görmeye dönüşür. Video kamera bu yüzden her zaman belgeselciliğe uygun bir araç olmuştur. Ama burada tanıklıktan öte durumlar söz konusu olacaktır. Sadece bir yüzeysel görme değil, derinliğine görme ve ardından kavrayış söz konusudur. Her ne kadar görme ve düşünme felsefi çevrelerde farklı şeyler gibi tasniflenmiş olsalar da, bunlar aslında sürekli birbirinin içinde ve birbirini destekleyen bireşimlerdir.
Şimdi “Takıntı” uluslararası audio – video art festivali bize yeni bir çağrı yapmaktadır. Bu çağrı çevremizi ve kendimizi görmemiz, gerçekleştirmemiz için bir çağrıdır. Yapmamız gereken kameralarımızı açıp, gözlerimizi hazırlayıp, dışarı çıkmaktır.
Fatih Balcı
Açılış: 2 Haziran Perşembe,17:00
FESTİVALE KATILAN SANATÇILAR
A.B.D.
Dan Boord, Greg Durbin, Luis Valdovino, Lynda Jarman, Mollyne Karnofsky, Luke Lamborn, Ann Marie Lanesey, Dion Laurent, Joe Merrel
ALMANYA
Ronnie Yarisal, Katja Kublitz, Siegfried Grundmann-Neubert, Robert Seidel, Sylvia Winkler, Stephan Koperl, Wilfried Agricola de Cologne, Myriam Thyes, Nadja Schrade
AVUSTURYA
Brigitta Bodenauer, Barbara Doser
ÇİN
Deng Da Fei
Liu Chuan Ping
Zheng Liu Jun
FRANSA
Christiane Chaponniere, Jean-Gabriel Periot, M.Nomized, Dion Laurent, Marie-Josiane Agossou
HOLLANDA
Sebastiaan Schlicher, Jerome Symons, Sido Lanters
İNGİLTERE
Herve Constant, Tintin Cooper, Barrie J. Davies, Mark Dennett, Monica Dutta, Predjac Pajdic, Rachel Wilberforce, Stuard Pound, Michele Furier, Niki Sehmi, Lina Walker, Michael Szpakowski
İSPANYA
Iraida Lombardia, Lucas M.Figueroa
İTALYA
Werther Germanderi, Alberto Gallingani, Walentina Brandolini, Massimo Lovisco, Alberto Magrin, Jessica Iapino, Chiara Passa, Angelo Pretolani, A.Sassu, M.Perseghin, M.Albertin, T.Schimizu
İSVEÇ
Tina Eskilsson
İSVİÇRE
Bruno Tremblay
JAPONYA
Sachiko Hayashi
MAKEDONYA
Slobodanka Stevöeska, Denis Saraginovski
MALTA
Norbert Francis Attard
SLOVENYA
Tomi Valant
TÜRKİYE
Gülçin Aksoy, Barış Akzambaklar, Nancy Atakan, Volkan Aslan, Rahşan Duman, Mustafa Özbakır, Ali Ekber Kumtepe, İbrahim Tokaslan, Murat Çelik, Fatih Balcı, Gülsün Erbil, Gözde İlkin, Şinasi Güneş, Taner Karavit, Caner Karavit, Recep Batuk, Ali Nur Atasel, Hüsnü Obakan, Ethem Özgüven, Utku Ömeroğlu, Renk Martin, Vicdan Nalbur Taşdemir, Alp Uçar, Şehnaz Yalçın Wells
YUNANİSTAN
Mimilaki Theadora
GALERI-X
Galip Dede Caddesi
No:48/11 Tünel
Beyoğlu-İstanbul
info@galerix.org
sinasigun@netscape.net
www.GaleriX.org
www.simulasyon.net
Salı, Mayıs 17, 2005
(Resmin üzerine tıklayınız!)

50 ülkenin sanatçılarını, Romanya’nın Arad kentinde buluşturan “2005 Arad Bienali” 20 Mayıs 2005’te açılıyor.
Arad Şehri Kültür Merkezi, Arad Belediyesi, “Vasile Goldi” Batı Üniversitesi ve İtalyan “Terra dell'Arte” Derneği’nin birlikte düzenledikleri “Uluslararası Arad Bienali” 20 – 29 Mayıs 2005 tarihleri arasında, dünya sanatçılarını Romanya’da buluşturuyor.
Temeşvar ve Oradea şehirleriyle birlikte “Banat Bölgesi”nde yer alan Arad, Batı Avrupa’ya açılan coğrafi konumu, etkileyici mimarisi ve kosmopolit yapısı ile uluslararası bu etkinliğe ilginç bir zemin hazırlıyor.
Başkanlığını İtalyan Sanatçı Alfonso Caputo’nun yürüttüğü, Arad Bienali Uluslararası Sanat Komitesi tarafından davet edilen Özlem Kalkan Erenus, 14 parça tuvalden oluşan bir düzenleme sergileyecek. Farmers Tekstil Firması sponsorluğunda bienale katılan Erenus, çalışmaları ile ilgili olarak şunları söylüyor: “Son dönem çalışmalarımın oluşturduğu -Dünden Kalanlar- başlıklı seri, belleğimin dar yollarında çıktığım bir gezinti. Geçmişten gelen yüzleri harçlara kazıdığım ve yan yana dizerek bir araya getirdiğim bir yolculuk... Bu yüzler, geçmişin bir tür kalıntısı gibi, ufak tefek şeyler, zamanın gölgesinde bir parça bulanıklaşmış yansımalar. Her biri bir yabancı ve her biri biraz da ben...”
Erenus, geçtiğimiz Mart ayında, aynı seriden çalışmalarıyla, “Uluslararası Tahran Bienali”ne de katılmıştı.
“2005 Arad Bienali”ne, katılan ülkeler;
A.B.D., Almanya, Antiller, Arjantin, Arnavutluk, Avusturya, Belçika, Benin, Bolivya, Brezilya, Çin, Danimarka, Dominik Cumhuriyeti, Filipinler, Finlandiya, Fransa, Guyana, Güney Afrika, Hindistan, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsrail, İsveç, İsviçre, İtalya, İran, Japonya, Kanada, Kenya, Kolombiya, Kuveyt, Küba, Malavi, Meksika, Mısır, Moldova, Nijerya, Norveç, Pakistan, Peru, Portekiz, Romanya, Şili, Tayvan, Türkiye, Uganda, Vietnam ve Yunanistan.

