“Aldatma”nın bilimsel açıklaması...
Prof. Dr. Cahit Can ile geçen ay, bir “HFSA” toplantısında tanıştık. “HFSA”; “Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Arkivi” grubu... “Onlar” Türkiye’nin dört bir tarafından bir avuç hukukçu ve felsefeci olup, İstanbul Barosu’nun evsahipliğindeki toplantıda, sanki başka bir yıldızdan gelmiş gibiydiler. Hukuk ve felsefenin kesişip ayrıldığı noktaları hararetle tartışırken, incelik ve nezaketi asla elden bırakmadan, birbirlerinin en ufak bir açığını kaçırmamaya dikkat ediyor, yeri geldiğinde kimsenin gözünün yaşına bakmadan taşı gediğine oturtuyorlardı. İçlerindeki kimi felsefecilerin; -mesela bir İoanna Kuçuradi, bir Betül Çotuksözen- hukukçulara göre daha çok tanındığını sanıyorum. Ama o hukukçulardan Ankara Hukuk Fakültesi Hukuk Felsefesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cahit Can’ın, bugünlerde adından daha geniş çevrelerde de söz edileceğine eminim. Nedeni de son yazdığı kitap: “Toplumsal İnsanın Evrensel Doğası ve Cinsel Suçlar”. Seçkin Yayıncılık'tan yeni çıktı. Hele de “aldatma”nın gelip gündeme oturduğu şu kesitte. Yazarı bu kitabı niçin yazdığını bakın nasıl açıklıyor:
“Bu kitabın yazılmasının başlıca amacı, biyolojik insanın konumundan giderek uzaklaşmaya başlayan toplumsal insanın kimi evrensel; yapma, düşünme, duyumsama biçimlerinin olup olmadığının saptanması ve bu biçimlerin kültürel kurumların yönünü ne ölçüde etkilediklerinin sorgulanmasıdır. Kültürel tüm kurumların eş süremli ve art süremli (tarihsel) tüm gelişmeleri araştırılamayacağı için, biyolojik cinsellik ve ondan kaynaklanan cinsel suçlar, araştırmada temel öge olarak ele alınmışlardır. Tarih, sosyoloji, felsefe, psikoloji, hukuk vb. gibi insanbilimlerinin ortaklaşa konularına yönelerek disiplinler arası bir sentez oluşturma çabasıyla hazırlanmış olan bu eser, toplumsal insanın; antropolojik, sosyolojik, psikolojik konumunu ve özellikle felsefi düşüncenin ve hukukun hangi insani eğilimler uzantısında varlık kazandıklarını ve ayrıca cinsel suç kavramının ne tür fiilleri kapsayabileceğini merak eden herkese hitap etmektedir”...
Hiçbir toplumun “ihaneti” erdem olarak nitelendirmediğini belirten ve bunların nedenlerini araştıran Yazara göre, sayısız bilinmeyene doğru yanıtların getirilebilmesi, kendisinin giriştiği gibi; antropoloji, tarih, sosyoloji, felsefe, psikoloji, hukuk vd. gibi insanbilimlerinin ortaklaşa konularına yönelinerek, disiplinler arası bir sentez oluşturma çabasıyla gerçekleştirilebilir. Prof. Can “toplumsal insanın evrensel doğası” belirlemesinin, sıkça sözü edilegelen “değişmez bir insan doğası” kavramıyla aynı anlamı taşımadığını çünkü toplumsal insanın gerektiğinde –biyolojik doğasını- dönüştürebildiğini ortaya koyuyor.
“Sonsöz”ü Ankara Hukuk Fakültesi’nin web sitesinde de tanıtılan bu kitabın “Önsöz”ü ile söyleyeyim:
“Bu kitap, yazarının otuz beş yıllık akademik yaşamının ilk yirmi beş yılında öğrenmiş ve öğretmiş olduklarıyla, son on yılına sığdırmaya çalıştığı birikim arasındaki uzlaşmazlıktan kaynaklanmış olduğu için, bir ‘reddi miras’ olarak da algılanabilir”.
YAYIN:17 Ekim 2002, Perşembe, Milliyet Kültür Sanat Eki


çevrimiçi günlükler... 
Hemen çimenlerin üzerine yaygılar, minderler atıldı. İşte tam da o esnada, Hasan Özgen (Tarihi Kentler Birliği danışmanı, belgesel yönetmeni) yaygıları atan evsahibinin yakınına “Şuraya ortaya serin de, lâf kucağımıza düşsün” demez mi... Sözlü iletişimi seven bir toplumuz tamam da, bu kadar özgün deyişleri nereden bilelim? Hemen not ettim bunu. (*) Gesi’li Mehmet Sağıroğlu, “Geldiğinizden beri ben bu kafilede olaydım, size daha çok not tuttururdum” dedi. Eski Başkan Özgün de, yolda gördüğümüz kuşevlerinin geçmişini anlatmaya koyuldu. Bu kuşevlerini hiç görmedi iseniz, Tarihi Kentler Birliği’nin 
“Lâfı kucağa düşürmeden” önce, Ağırnas’ta anlamlı bir açılışa katıldık. Ağırnas Belediyesi, Mimar Sinan’ın doğduğu ev başta olmak üzere, tarihi mirasın korunması için yerel yönetime yol gösterip, kaynak yaratılmasına yardımcı olan, Tarihi Kentler Birliği’nin kurucularından, Çekül Vakfı Başkanı Prof.Dr. Metin Sözen’in adını, Ağırnas’a açılan bulvara verme kararı almış. Allahın kırında şıkır şıkır bir asfalt yol ve bir karayolu levhası: “Prof.Dr. Metin Sözen Bulvarı”... Katılımcılara yöreye has “Gilaboru” meyvasından yapılmış buz gibi şerbetler ikram edildi. Ağırnas Belediye Başkanı Mehmet Osmanbaşoğlu, onarımı süren Mimar Sinan Evi’nin “Dünya Mimar Sinan Kültür Merkezi” olması için çağrıda bulundu ve buraya ilk kitapların Sözen’den bağışlandığını belirtti. Talas Belediye Başkanı Orhan Say, Kayseri Valisi Nihat Canpolat, “Metin Hoca”larına içten teşekkür ettiler. Sonra o da konuştu ve “Bu yol aklın yolu olsun, bu yoldan güzel insanlar geçsin, bu yol, Mimar Sinan’ın açtığı çığırı yarınlara taşısın” dedi. İstanbul’a dönüldükten sonra, bu açılışı da yazmak için iznini istediğim Sözen’den harika bir de haber aldım. Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü’nün de desteğiyle 10 milyar TL’lık bir fonu Ağırnas’a doğru yola çıkarmış. Bu fon, Erciyes Üniversitesi işbirliğiyle kurulan “Mimar Sinan Araştırmaları Grubu”nun, Ağırnas’taki eski taş okulu onarıp, eski taş ustalarının hünerlerini yenilere öğretecekleri bir okulu hayata geçirebilmesi için kullanılacak...
’
Bugün size Hasankeyf’in çok küçük bölümünü gezdirebildik. Ben TKB kurucularındanım ve hemen her toplantıya katıldım. Her toplantıda da bağırarak ses getiririm, ‘Hasankeyf kurtulmalıdır’ diye. TKB’nin esas teması da tarihi ve kültürel değerleri gelecek kuşaklara aktarmaktır... O bayanın gezisinde ben de bulundum. Giderken vah vahlar ederek ayrıldığını hatırlıyorum. Şimdi ben kamuoyuna seslenmek istiyorum. Taliban Buda heykellerini yıktığında, Ecyad kalesi yıkıldığında ne de üzüldük. Tepki verdik. Beni sevindiren şey tarihi kültür değerleri koruma bilinci oluştu, ama yurt içinde kaybedeceğimiz şeyler için çıt çıkarmıyoruz. Halfeti’yi kaybettik biliyorsunuz. Samsat’ı ise hiç kimse duymadı. Sıra Hasankeyf’de. Bu tarihi miras hepimizin... Bugün 100’e yakın TKB başkanı var, şimdi 100 kişiyiz, yarın 1000 olacağız. Umarım Hasankeyf barajla birlikte gelecek nesillere hizmet eder ve Hasankeyf’e kamouyunda sahiplenme bilinci doğar ve Hasankeyf yıllarca yaşar...”