İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Kasım 01, 2022

 CENDERE SANAT MÜZESİ "AKIŞIN TANIĞI" SERGİSİ İLE AÇILIYOR

İBBMiras'tan gelen bülten özetle şöyle:

 

 

391 yaşında bir ulu çınarın bahçesinde kurulan bir hayaldi, gerçek oldu.

 

Cendere Sanat Müzesi 3 Kasım Perşembe günü açılıyor...

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 1902 yılında inşa edilen ve haznelerde toplanan memba suyunu kente aktaran Cendere Su Pompası İstasyonu'nu kültürel miras envanteri kapsamında değerlendirerek İstanbul’a yepyeni bir sanat müzesi daha kazandırdı!

 


Cendere Sanat, disiplinlerarası bir anlayışla günümüz sanatını merkeze alan, sanatın tüm disiplinlerine açık, kapsayıcı bir mekân olarak İstanbul’un enerjisine, kültür ve sanat yaşamına özgün ve etkileyici bir katkı sunmak üzere kapılarını açıyor. Güncel sanatın canlılığını, dinamiğini, dönüşen anlatım biçimlerini ve disiplinlerarası diyaloğu ön planda tutan bir vizyonla kurgulanan Cendere Sanat, kültürel çeşitliliği yansıtan ulusal ve uluslararası sergiler, paneller, konferanslar ve performansların yanı sıra izleyicisiyle de ilişkiler kuracak programlarıyla İstanbulluların yeni kültür sanat mekânı olmayı hedefliyor.

 

Sergi, etkinlik, atölye ve açık hava alanlarından oluşan Cendere Sanat, küratörlüğünü Derya Yücel, Marcus Graf ve Ebru Yetişkin'in üstlendiği "Akışın Tanığı" sergisi ile 24 Ekim 2022-30 Nisan 2023 tarihleri arasında Cendere Sanat’ta ziyarete açık olacak.

 

Açılış onuruna, Alper Aydın, Burçak Bingöl, Çağrı Saray, Dilara Akay, Ebru Döşekçi, Elçin Acun, Elmas Deniz, Fırat Bingöl, Genco Gülan, Gizem Renklidağ, Gözde Mimiko Türkkan, Gökhan Avcıoğlu, Gülçin Aksoy, Gülhatun Yıldırım, Hüsamettin Koçan, İrem Tok, Onur Mansız, Pınar Öğrenci, Silvia Bener, Uğur Cinel, Volkan Aslan, Yasemin Özcan’ın eserlerine ev sahipliği yapan “Akışın Tanığı” sergisi de ziyarete açılıyor...

 

Çarşamba, Şubat 06, 2019

YARIN KABİLE SAHNE'DE: "ÇIĞLIK"



7 Şubat Perşembe, saat 20.30'da Taksim- Kabile Sahne'de (*) 
Metehan Budak'ın yazıp, yönettiği ve oynadığı "Çığlık" adlı tiyatro oyunu var... 

Kocaeli Üni. Güzel Sanatlar Fakültesi, Oyunculuk Bölümü mezunu Budak, "ÇIĞLIK"ı şöyle anlatıyor: 
|
"...Edvard Munch’ın aynı adlı tablosunun ilham kaynağı olduğu Grotowski’nin oyunculuk çalışmalarından ve hareket tiyatrosundan etkilenerek hazırlanmış bağımsız ve sözsüz bir oyundur. Çığlık, varoluşsal sıkıntıların, yaradılıştan gelen yüklerin birikiminin bir çığlığa yüklenmesini konu alır. Duygusal anlamda yaşananlara büyüteç tutmayı hedefleyen bu oyunda varılan nokta ruhun yükünü açığa çıkaracaktır. Yalnızlık, aşk, sorumluluklar, inanç ve kendine yabancılaşma gibi konuların ağırlığı bu dışavurum ile metaforlardan yararlanılarak ortaya koyulur. Bir varoluş dayanağı olarak çığlık, yoğun ruhsal çatışmaların ve çöküntünün tercümanıdır."

(*) Adres: Evliya Çelebi Mh, Meşrutiyet Cad. No:31 D-5, Tel: 0555 521 4686 
Beyoğlu/İstanbul, 

Cuma, Ekim 21, 2016

"HÜKÜM" - TÜRKER ARMANER'İN SON ROMANI

Güzel bir film seyrederken akla "rejisör nerede şu anda acaba?" sorusu hiç gelmez, film bitince de bittiğine üzülür ya insan, Armaner'in son romanı Hüküm de tıpkı öyle etkiledi beni. Okurken, hikayenin bir kurmaca olduğunu unutuyor, gerçek ve heyecanlı bir olaylar dizisiymişçesine soluksuz okuyor, son sayfalarına yaklaştıkça kitabın biteceğine üzülüyorsunuz. Hatta karakterlerin sesinden fiziğine, hareketlerine ve bulundukları ortamlara dair verdiği ayrıntılarla, sahneleri zihninizde görselleştiriyor, romanı mı okuyor, filmini mi seyrediyorsunuz, karıştırıyorsunuz...

Yazar, Kıyısız, Taş Hücre, Dalgakıran hikaye kitaplarında aralara serpiştirdiği, ilk romanı Tahta Saplı Bıçak'ta finalde yaptığı gibi, bu romanında da sürprizli bir sonla okuru şaşırtıyor, hatta irkiltiyor...

Öte yandan, Armaner'in inceleme kitabı Tarih ve Temsil'de ele aldığı, 19. yüzyıl Avrupası düşünce sistemlerinde önemli yer tutan, "aileye/vatana/ulusa... aidiyet", "zaman-mekân", "özgür irade - rastlantısallık", "iyi-kötü" gibi kavramlar, "Hüküm"de kahramanların iç seslerinde sıkça somutlaşıyor.  En çok da kendi kendileriyle tartışır, durumlarını sorgularken... "Ses" somut olarak da roller yükleniyor romanda. İyice gerçeküstü (!) ama bir o kadar etkileyici karakter; "Ölü duacısı kadın"ın ise ne dış ne iç sesini duyuyor okur! "Kukla ve kuklacı" kavramı bu kitapta da karşımızda.

Şehir ayrıntıları metne o kadar incelikli yedirilmiş ki 1920'lerin işgal altındaki İstanbul'unu bizzat yaşamış kadar oluyor, yeni şeyler de öğreniyorsunuz... Mesela Galata'daki ünlü Saint Pierre Hanı'nda hangi katta hangi büroların ve kimlerin çalıştığını, Tepebaşı'nda bir otelden dönüştürülen, çok katlı gazinonun çok uluslu casusların da gözde bir buluşma mekânı olduğunu, o yıl (1920) yasaklanan tombalanın yerini hamamböceği yarışlarının aldığını... Kısacası meraktan çok çabuk bitirdiğim "Hüküm"ü, bu kez ayrıntıların tadını çıkarmak için bir kere daha okuyabilirim. Biraz üstü geçsin şimdi...

(Güncelleme: Cumhuriyet-Kitap'da bugün bu kitap hakkında çok güzel bir yorum yayımlanmış:
"....Türker Armaner'in yeni romanı "Hüküm", galiplerin tarihi arasına sıkışmamak için uğraşan bir kahramanın hikâyesini anlatıyor. Bu kahramanın hikâyesi aslında Türkiye'deki vatanseverlik kavramının da tersten bakılarak yazılmış ama düzü görme amacındaki özeti..." Devamı şurada: Türker Armaner'in yeni romanı "Hüküm", galiplerin tarihi arasına sıkışmamak için uğraşan bir kahramanın hikâyesini anlatıyor. Bu kahramanın hikâyesi aslında Türkiye'deki vatanseverlik kavramının da tersten bakılarak yazılmış ama düzü görme amacındaki özeti..." 
Devamı şurada: Cumhuriyet - Kitap )



KaydetKaydet

Çarşamba, Eylül 17, 2014

Çarşamba, Kasım 21, 2012

Behiç Ak: "YAZMAYA ÇİZMEYE DEVAM"!


Behiç Ak Sergisi -22 Kasım 2012'de Karşı Sanat'ta:
"Yazmaya çizmeye devam!"


Otuz yılı aşkın süredir çalışmalarını tiyatro, karikatür, çocuk kitapları, roman, belgesel sinema gibi farklı alanlarda sürdüren Behiç Ak, ilk defa çalışmalarından derlediği bir koleksiyonu bir arada sergiliyor. Sergi, Türkiye gibi bir toplumda, farklı alanlardaki çalışmalarını tutarlı bir anlayışla kesintisiz sürdüren sanatçının yolculuğunu yansıtması açısından da bir "ilk" özelliği taşıyor.

Sergide, Behiç Ak’ın değişik ülke ve şehirlerde sergilenmiş oyunlarından lobi fotoğrafları, afişler, otuz yıl boyunca Cumhuriyet Gazetesi'ne her gün çizdiği karikatürlerinden örnekler, öykülerini yazıp resimlediği çocuk kitaplarından alıntı ve resimler yer alıyor. Ayrıca, Behiç Ak’ın 1994’te çektiği “Türk Sinemasında Sansürün Tarihi - Siyahperde” adlı ilginç belgeseli ve bazı oyunlarının video kayıtlarını da sergi kapsamında izlemek mümkün.

“Yazmaya Çizmeye Devam” adlı sergi, Beyoğlu, Karşı Sanat Çalışmaları salonlarında 22 Kasım-14 Aralık 2012 tarihlerinde, pazar hariç her gün 11.00-19.00 saatleri arasında ziyarete açık olacak.



Karşı Sanat Çalışmaları
Adres: Gazeteci Erol Dernek Sokak, Hanif Han No: 11/4 Beyoğlu, İstanbul
Tel: 90 (212) 245 71 53-54

Pazartesi, Haziran 04, 2012

DOCUMENTARIST 2012: KAÇIRILMAYACAK FİLMLERLE DOLU...

Bu yıl 5 yaşına basan DOCUMENTARIST 2012, 1 Haziran'da başladı... 6 Haziran'da bitecek.

Bu festivali tam ortasında yakaladık bugün ve bu yıl bir toplu gösterimi yapılan Heddy Honigmann'dan "Privé", "Yeraltı Orkestrası" ve "İyi Koca, Sevgili Oğul"u izledik...
Kendimizi çok da şanslı hissettik...
Bitene kadar da tadını çıkarmamız gerek...

Hele "Privé" uğraştığım hukuk dalı açısından, benim için çok ufuk açıcı oldu. 2000 yılında çekilmiş olmasına rağmen, "privacy", "kişisel alan", "kişisel alanın gizliliği", "mahremiyet" kavramlarına yaklaşımı alışılmışın dışında ve bugün de geçerli...

"Yeraltı Orkestrası", bir taraftan Paris severlerin gözünü doyururken diğer taraftan eski - yeni tüm devrimcilerin ya da herkesin referans çerçevesini genişleten, Güney Amerika'dan Vietnam'a kadar geniş bir coğrafyanın "birinci ağız"larından bilgi veren, "dün-bugün-yarın" döngüsünü hiç kopartmadan duyguları da harekete geçiren akılalmaz bir eser..."Müzik" ziyafeti de cabası... Zaten "Documentarist"i kuranlardan Necati Sönmez'in "kaçırılmaması gerekenler" listesinde o da var.

Ülkemizde "belgesel" dendiğinde bizim halk çoğunluğunun aklına herhalde ilk gelen "RTÜK tarafından televizyon kanallarına verilen bir ceza" olmalı. Bir diğeri, hani şu dizi izleyiciliği konusundaki espri olabilir: "Biz asla dizileri izlemeyiz, sadece belgesel"! Dizileri "snobe" edenlere karşı zevahiri kurtarma kabilinden söylenegelen bu laf "alt dil"e çoktan yerleşmiş. Bir de tıpkı "resmi tarih" gibi "makbul" sayılan belgeseller kategorisi olmalı, öyle ya. Resmi destekli filan... Nitekim "Documentarist", Kültür Bakanlığımız tarafından desteklenmiyormuş!

Öte yandan bu ülkede bir Belgesel Sinemacılar Birliği var! İçindeki eski dostlar, bu yola ömürlerini koymuş, yıllardır belgeselin hakkının verilmesi için emek verip duran bir dolu güzel insan... Onları kendileriyle pek özdeşleştiremeyen yeni kuşak belgeselciler de.  Bugün onlardan biriyle ayaküstü tanıştım. Kısacık konuşmamızdan anladığım, kadın emeği konusuna odaklanmış olmakla birlikte, biçim açısından "belgesel"i hep sorguladığı oldu. Geçen hafta izlediğimiz, İmre Azem'in bol ödüllü, bu Festivalde de yer alan "Ecumenopolis: Ucu Olmayan Şehir"i de biçim ve içerik açısından herhalde böyle bir arayış sonucu bulunan, yalnızca sinemalarda değil Internet üzerinden de erişime açılmasına çalışılan bir yapıt...


Her neyse, DOCUMENTARIST'in çıkış noktası, ülkemizdeki yaygın belgesel anlayışını değiştirmek ve gerçek tadını göstermek... Belgeselin "ekşi ama bağımlılık yaratan" tadını bu yüzden can eriği ile özdeşleştirmişler. Bu yılın poster ve tanıtım filmlerinde ünlüleri erik yerken görüntülemişler...

Ha, bu Festival'in bize bir başka katkısı daha oldu, o da milyon yıldır içinde yaşadığımız semtin her nasılsa farkına varamadığımız kimi yerlerini keşfetmek! Onlar da kişisel blog'da!

Pazartesi, Nisan 16, 2012

MASUMİYET MÜZESİ AÇILIYOR!

Orhan Pamuk'un büyük hayali gerçek oldu / Hayat / Radikal İnternet
...Biletler kitabın içinde 
Müzeye elinizde ‘Masumiyet Müzesi’ kitabıyla gidebilirsiniz. Kitabın sonundaki bilet geçerli. Kapıda o bilete bir damga basılacak ve kitabınız daha da ‘özelleşecek’. Bilet fiyatları kitaptan ucuz tabii, öğrenci 10, tam 15 TL. Açılış günü kuyrukta beklemek istemeyenler Masumiyet Müzesi’nin web sitesinden biletlerini şimdiden alabilir.www.masumiyetmuzesi.org ...
********
Orhan Pamuk's "The Museum of Innosence" turned into reality!
The museum is being inaugurated on April 28, 2012.


For the details pls. see: http://www.masumiyetmuzesi.org/W3/Default-ENG.htm  

Pazar, Ekim 02, 2011

BEYOĞLU'NDA SANAT: ARTER ve SALT...

"İSTANBULLAŞMAK"

İstiklal Cad. 136
Salı-Cumartesi 12.00-20.00
Pazar 10.30-18.00



SALT Beyoğlu, kavramsal ve etkileşimli bir sergi sunuyor...
Anlatım ve izleyicinin dahli hayli ilginç.
SALT'ın kendisi de...
İnsanın İstanbullu olduğuna sevindiği nadir mekanlardan biri bence burası...

Kule, 2009, Kutlu Ataman
Hemen karşı sıradaki ARTER de öyle... Dün sergi gezme günü gibiydi benim için... SALT'tan çıkıp ARTER'e, Kutluğ Ataman'ın "Mezopotamya Dramaturjileri" sergisine girdim. Akşam kapanışa kadar da orada kaldım, hala giriş katındaki işlerden birini izlemek mümkün olamadı. Tekrar gitmek gerek... Özellikle "Aya Seyahat"a bayıldık. Daha ilginç olanı, Ataman'ın ne yaptığı ne ettiği hakkındaki uzun açıklamalar içeren film idi. Önce o filmi izleyip sergiyi sonra gezmek iyi oluyor...
Bugün bu konularda buraya not düşmek için Web'de ne var ne yok diye bakarken, dün sergideki işleri açıklayan etiketlerde yer alan "Yapım: Saatleri Ayarlama Enstitüsü" açıklamasındaki siteye de baktım. Ataman'ın projelerini somuta döndürmek için kurduğu "Saatleri Ayarlama Enstitüsü"nün web sitesi de başlı başına bir sanat!
Son olarak iki Biennal kitabının yanısıra ARTER'in hemen tüm sergi kitaplarının editörlüğünü yapan İlkay Baliç'e de kocaman bir "Bravo"!




Salı, Mayıs 17, 2011

15 MAYIS AKŞAMI ERKMEN'İN TÜNEL'DEKİ HEYKELİ


15 Mayıs 2011 akşamı... Tünel Meydanı... Ayşe Erkmen'in "Tünel'e Heykel" adını verdiği ve yakın geçmişte türlü tahribata maruz kalan ferforje dikilitaş, bu kez onbinlerin katıldığı "Internet'ime Dokunma" yürüyüşünün pankart ve mesajlarına çok anlamlı bir ev sahipliği yapıyor...

Salı, Mart 30, 2010

WOLINSKI ISTANBUL'DA!

Galeri In Situ, 31 Mart - 2 Mayıs tarihleri arasında, Fransız çizer Wolinski’nin elliye yakın orijinal çiziminden oluşan bir sergiye ev sahipliği yapacak. Türk karikatürseverlerin de yakından tanıdığı Wolinski sergi açılışı vesilesiyle 30 Mart - 2 Nisan tarihleri arasında İstanbul’da bulunacak.

 Kaynak: GazetePort.Com


Tunus asıllı Fransız sanatçı Wolinski'nin Armada için çizdiği karikatür de şurada!


Salı, Aralık 23, 2008

"ISTANBUL PHOTO CONTEST"

Nurdoğan Şengüler (Les Arts Turcs) 'ün Türk Kahvesi'nden sonraki bir diğer başarılı projesi; "İstanbul Photo Contest" (Uluslararası Istanbul Fotoğraf Yarışması) bu akşam Binbirdirek Sarnıcı'nda yapılacak ve Kültür ve Turizm Bakanı'nın da katılacağı bir ödül töreni ile noktalanıyor...
Tebrikler...
:)

Perşembe, Şubat 01, 2007

DEVRİM ERBİL “İSTANBUL-RENK-RİTM” SERGİSİ

Devrim Erbil’ in son dönem İstanbul resimlerinden oluşan “İstanbul-Renk-Ritm” adlı sergisi İzmir, Balçova'daki Agora Alışveriş Merkezi’nde düzenlenen “Agora'da Sanat Günleri” kapsamında 6 Şubat— 6 Mart 2007 tarihleri arasında sanatseverlere açık olacak... Etkinliğin destekleyicisi Akdemir Grubu.

Ayrıntılı bilgi: Sanat Tanıtım'da!

Resim: Devrim Erbil, İstanbul, Galata Kulesi