webde kültür sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
webde kültür sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Şubat 12, 2024

FÜRUZAN...

Füruzan 91 yaşına kadar gelmiş...

11 Şubat 2024, Pazar günü yaşamı son buldu... 
Füruzan'ın yaşam öyküsü ve eserleri hakkında Wikipedia'daki içerik burada...
Neden sadece "Füruzan" adını kullandığını da yukarıdaki kaynakta anlatmış...

Perşembe, Haziran 11, 2020

SALT'TAN ÇEVRİMİÇİ 2 FİLM GÖSTERİSİ

10-20 HAZİRAN 2020:

  • Opening in Moscow [Moskova’da Açılıyor] (1959) 
  • Kick in Iran [İran’da Tekme] (2009)

-SALT'tan Zeynep AKAN göndermiş bu bülteni...-: 


1851’de Londra’da “Tüm Ulusların Endüstri Üretimlerinin Büyük Sergisi” adıyla
düzenlenen ilk dünya fuarı, 45 yıl sonra Atina’da yapılan ilk modern olimpiyat
oyunları... Bu uluslararası organizasyonların şehirlere etkilerini 2016’da Perşembe
Sineması ile incelemeye sunan SALT, dünya fuarlarının güncel temsil ve görsellik
anlayışlarına nasıl yön verdiğini 2018’den beri Teşhir serisiyle tartışmaya açıyor. 21.
yüzyılda yöntemlerinin fayda ve geçerliliğini sorgulamadan deneyim ekonomisini
çoğaltmaya devam eden fuarlar, olimpiyatlar ve bienaller, İkinci Dünya Savaşı’ndan
bu yana ilk kez 2020’de pandemi koşulları nedeniyle kesintiye uğruyor.
SALT’ın söz konusu modelleri irdeleme odaklı üretimlerden derlediği içerik seçkisi
kapsamında iki belgesel film; Opening in Moscow [Moskova’da Açılıyor] (1959) ve
Kick in Iran [İran’da Tekme] (2009) 10 Haziran’dan itibaren saltonline.org’da
çevrimiçi olarak izlenebilir.

Opening in Moscow [Moskova’da Açılıyor] (1959)
Yönetmen: D.A. Pennebaker
49 dakika
İngilizce ve Rusça; Türkçe ve İngilizce altyazılı

Endüstri ürünleri tasarımcısı George Nelson’ın koordinasyonunda hazırlanan
“Amerika Ulusal Sergisi” ile Ruslar, elektrikli süpürgeden buzdolabına, Polaroid’den
son model kasetçalara, hatta yasaklı olan kitaplara birçok yenilikle tanıştı. ABD
Başkan Yardımcısı Richard Nixon ile Sovyet lider Nikita Kruşçev’in sergi
mekânından canlı yayımlanan hararetli Mutfak Tartışması’nda, “Amerikan rüyası”
bir mutfak modeli üzerinden kapitalist ve komünist yaşam tarzları karşılaştırıldı.
1959 yazında Moskova’da yapılan tarihî organizasyonun belgesi niteliğindeki bu
film, SSCB ile özel bir anlaşma gereği düzenlenen ve ABD’nin yaşama, çalışma,
öğrenme, üretim, tüketim ve eğlence biçimleri ile kültür değerlerini sergileyen fuara
ayrıntılı bir bakış getirir. Çevrimiçi gösterim 10-20 Haziran’da altyazılı olarak
saltonline.org’da: https://vimeo.com/426907619


Kick in Iran [İran’da Tekme] (2009)
Yönetmen: Fatima Geza Abdollahyan
82 dakika
Farsça, İngilizce, Mandarin; Türkçe ve İngilizce altyazılı

Tahran’da yaşayan profesyonel sporcu Sara Hoşcamal‐Fıkrî, İran’da bir ilke imza
atarak 2008 Yaz Olimpiyatları’na katılmaya hak kazandı. Bu durum, muhafazakâr
kesimlerde büyük bir muhalefetle karşılansa da, ülke çapında destek görerek
uluslararası düzeyde ilgi uyandırdı. 20 yaşındaki Sara, TIME dergisinin Pekin’deki
organizasyon için hazırladığı en ilgi çekici 100 sporcu listesinde 22. sırada yer aldı.
Olimpiyat katılımı kendisi ve tekvandocu antrenörü Maryam Azarmehr için büyük
bir başarı olduğu kadar, ülkede eşit haklar ve özgürlük mücadelesi veren bütün
kadınlar adına önemli bir adım olarak nitelendi. Sara’nın Pekin’e uzanan zorlu
yolculuğunu konu alan belgesel filmin çevrimiçi gösterimi 10-24 Haziran’da altyazılı
olarak saltonline.org’da: https://vimeo.com/425801566

Cuma, Nisan 24, 2020

"MY FRENCH FILM FESTIVAL"

En sevdiğim web kaynaklarından: / One of my most favored web sources:
My French Film Festival
Şu sıralarda "STAY AT HOME" /(EVDE KAL) başlığı altında harika filmleri paylaşıma açmışlar...
Thanks a lot indeed...
💕💙💚💜👍👏👏👏


Çarşamba, Şubat 06, 2019

YARIN KABİLE SAHNE'DE: "ÇIĞLIK"



7 Şubat Perşembe, saat 20.30'da Taksim- Kabile Sahne'de (*) 
Metehan Budak'ın yazıp, yönettiği ve oynadığı "Çığlık" adlı tiyatro oyunu var... 

Kocaeli Üni. Güzel Sanatlar Fakültesi, Oyunculuk Bölümü mezunu Budak, "ÇIĞLIK"ı şöyle anlatıyor: 
|
"...Edvard Munch’ın aynı adlı tablosunun ilham kaynağı olduğu Grotowski’nin oyunculuk çalışmalarından ve hareket tiyatrosundan etkilenerek hazırlanmış bağımsız ve sözsüz bir oyundur. Çığlık, varoluşsal sıkıntıların, yaradılıştan gelen yüklerin birikiminin bir çığlığa yüklenmesini konu alır. Duygusal anlamda yaşananlara büyüteç tutmayı hedefleyen bu oyunda varılan nokta ruhun yükünü açığa çıkaracaktır. Yalnızlık, aşk, sorumluluklar, inanç ve kendine yabancılaşma gibi konuların ağırlığı bu dışavurum ile metaforlardan yararlanılarak ortaya koyulur. Bir varoluş dayanağı olarak çığlık, yoğun ruhsal çatışmaların ve çöküntünün tercümanıdır."

(*) Adres: Evliya Çelebi Mh, Meşrutiyet Cad. No:31 D-5, Tel: 0555 521 4686 
Beyoğlu/İstanbul, 

Cumartesi, Mayıs 26, 2018

ALTIN KRALLIKLARDA LÜKS ve ONLARIN MİRASLARI...

YENGEÇ ÇAN: Harvard Univ. Peabody...Müzesi'nden
NewYork'taki dostlar, Metropolitan Sanat Müzesi'ndeki bu sergiyi izlemiş midir bilmiyorum... Ama 28 Mayıs'ta kapanacak olan serginin uzaktan da olsa şu video ile tadına bakmak mümkün gibi:
Altın Krallıklar: Antik Amerika'da Lüks ve Miras... / Golden Kingdoms: Luxury & Legacy in the Antient Americas

Neler neler yapmışlar, takmış, takıştırmış, kullanmışlar... Hepsinin işlevi ayrı, çoğu da saf altından... Şimdi dünya ekonomisinde çanlar çalarken, onlar o zaman altından yengeç biçimli çanlar yapmışlar!

Şurada da bu sergi ile ilgili olarak bloglarda yer alan ilginç içerikler bir araya toplanmış:

"Golden Kingdoms: Luxury and Legacy in the Ancient Americas


Pazartesi, Temmuz 06, 2015

Google Kültür Enstitüsü / Google Cultural Institute

Google Kültür Enstitüsü, "Google Art Project" ile başlayan Google projelerinin -şimdilik!- en kolay ve hızlı erişilebilen kültür sanat kaynağı... Amacı Web'deki nitelikli kültür - sanat kaynaklarını bulup paylaşmak olan bu blogun da yıllardır gönderme yaptığı pek çok başka kaynağı bünyesinde toplamaya çalışıyor... İçinde Türkiye'den de katkılar var...

Haziran'da Japonya'da yazın gelişini kutlama geleneği ve 18. yy Japon kimonolarından bir seçki:



Google Cultural Institute - Google+

A selection of four unique katabira (帷子) from the Edo period to celebrate the first day of summer in the northern hemisphere. These unlined kimono garments were an elegant way to keep cool in 18th-century Japan.
From the collection of the Nara Prefectural Museum, on view at: https://goo.gl/b8ZvQY

Pazartesi, Nisan 13, 2015

RASİM KONYAR'IN YENİ SERGİSİ: "DÖNÜŞÜM"! 9 Mayıs'tan - 31 Mayıs 2015'e kadar!

Rasim Konyar, 9 Mayıs'ta "Dönüşüm" başlıklı yeni bir sergi açıyor. Yeni heykellerini, yeni resimlerini göreceğiz...
Sergi metnini ise Gönül Karakan yazmış.
Benim çok hoşuma gitti Rasim'in sanatını anlatışı:

"Gerçek ilerleme, ilerici olmaktan değil, ilerliyor olmaktan meydana gelir…"
Bertolt Brecht, 1930

Tarihin en eski derinliklerindeki simge yüklü biçimlerden, Anadolu'nun isimsiz kahramanlarına, tanrıçalara, insana ve kışkırtıcılığına, gizlenen maskeli bedenlerden rütbelere, buluntu çanlardan; metal levhalara, taşa, bronza ve altına dokunuşun karşılığı olan "Alşimist formlar"a, mermer yontulardan, "Bronz Anadolu"ya…  Rasim Konyar, kendi topraklarında uygarlığın izini sürerek, baştan beri değişime ve sürprizlere açık ilerleyen sanatını, her dönem değişkenlik gösteren malzemenin estetiğiyle akıcı bir kararlılık içinde bugüne  taşımış bir sanatçı.

Sanat, yaşayan bir organizma olarak, diyalektiği, varoluşu gereği bedeninde taşır. Sanatçıların bir dönem somut biçim yaratmaya sonsuz özlem duyarken, biçimden uzaklaşmaya duyacağı özlemin de pek uzak olmayışı bu sebepten olsa gerek. Burada aslolan ilerlemenin temelinde yatan anafikrin sürekliliğidir. Bu yol üzerinde değişim kaçınılmaz olabilir. Rasim Konyar, heykellerinde hacim estetiğini oluştururken gösterdiği ciddiyeti, izleyici karşısında aynı oranda "masum bir gülümsemeye" çevirebilecek bir algı paradigmasına dönüştürmesi açısından Türk heykel sanatı içinde önemli bir yere sahip. Biçimsel oluşumunda malzemenin estetiğini, insanla ilgili organik bileşkeler ve niteliklerle oluşturan sanatçı, bugün aynı nitelikleri 20. yüzyılın başında olduğu gibi daha konstrüktif bir yapı içinde gizlemiş görünüyor. Geçmiş dönem sergilerinde gördüğümüz Anadolu Uygarlıkları ve müzelerdeki eserlerden etkilenerek, Anadolu tanrıçalarına ve arkeolojik buluntulara yaptığı göndermeler, yerini biçimsel değişimin çıkış noktası olan, gerçekçi anlayıştan, soyut bir anlayışa bırakıyor.

2008'de malzeme olarak metalin tercih edildiği "Alşimist Formlar" sergisi, "Bronz Anadolu" ile "Maskeler ve Rütbeler" sergilerindeki grotesk etkiden sıyrılıp, detayları eksilterek, formlarda sadelik arayışının ilk göstergelerini verir. Brecht'in dediği gibi; "ilerliyor olmaktan gelen bir ilerleme…"
Öte yandan, eserlerindeki döneme, dönemin estetiğine, topluma ve bireyin kendisine atfedilen hicvin, bugün yaptığı eserlerde de var olduğu gerçeğini reddedemeyiz. Üstelik, heykel sanatının ihtiyaç duyduğu ölçüde ve son derece kontrollü bir yol izleyerek. Konyar'ın yeni eserlerinde normal bildiğimiz görünür estetikten, bir "kavramlar estetiği"ne doğru kaydığını izliyoruz. Öyle ki bu kavramlar, Amerika California'da bir marangoz atölyesindeki atık tahta parçalarını yapılaştırıp, hazırladığı üç boyutlu geometrik formlara, giderek renkli metal heykellere ve demir levhalara dönüşecek kadar ileriye gitmiş. Bu eserlerde mimari bir etkinin de olduğu gözlenir. Yer yer abartılı ve çarpıtılmış bu formları bir araya getirerek oluşturduğu, endüstriyel demekten çekinmeyeceğimiz bu heykeller, her ne kadar bir bakışta mimari bir etki yaratsa da, son derece hesaplı organize edilmiş elemanları, şiirsel bir akış içinde zihne ulaştırır.

Konyar'ın büyük bir teknik çabayla renklendirdiği bu çalışmalarda, izleyici üzerinde "müziğin notaları gibi" bir izlenim bırakmak istemesi, yaptığı çarpıcı etkinin farkındalığını gösteriyor. Böylece sergide yeni olanın ipucunu da vermiş oluyor seyirciye. Çok iyi tecrübe edilmiş bir bilgi, ancak bu tecrübeden sonra bir oyuna dönüşebilir. Konyar, uzun yıllar deneyimlediği ve ustalaştığı metalin üzerinde, şimdi bir cambazlık oyunu sergiliyor… Elbette geçmişte iyi tanıdığı organik formları bu sefer eğip bükmek, keskinleştirmek ya da yetmeyerek renklendirmek ihtiyacı içinde olması doğaldır ve bunu da aklın egemenliğinde başarmıştır.

20. yüzyılın başında Konstrüktivizm'in, yalın geometrik biçimler ve endüstriyel malzemeden yararlanan heykel sanatının bir kolu olması, onu El Lissitzky'nin dediği gibi; "Çağımız artık içinde elektronik beynin bulunduğu dinamolu kafatasının çağıdır" gerçeğiyle örtüştürür. Hangi akım olursa olsun, bir alışkanlık olarak, izleyici sanatçıyı sınırlar içine yerleştirse de o görünmesi istenilen yerde değil, olmak istediği yerdedir.

Konyar, öteden beri biçime yüklediği insanla ilgili olan tüm organik niteliği, transavangard bir dönüşümün eşiğine taşıyor. Yeni dünyanın ve bugünün bireyine getirdiği eleştiriyi, eserleriyle sınarken; kaotik ve yaşamsal yapısına bugün keskin biçimlerin hicviyle yanıt veriyor.  "Dönüşüm" sergisi, biçimi uzun yıllar değişik malzemelerle tecrübe etmiş bir sanatçı için hem formu yeniden ele alması, hem de renklendirilmiş üç boyutlu eleman olarak yeniden yorumlaması açısından büyük önem taşıyor.

Gönül Karakan
Şile, Mart 2015

Rasim Konyar
Rasim Konyar


RASİM KONYAR / DÖNÜŞÜM
KIZILTOPRAK SANAT GALERİSİ / 9 Mayıs 2015- 31 Mayıs 2015

Kızıltoprak Sanat Galerisi
Pazar ve Pazartesi kapalı, diğer günler: 12:00 - 19:00 saatlerinde açık
Kızıltoprak, Rüştiye Sok. 47/1 Kadıköy 81030 İstanbul
(0216) 418 3806, kiziltopraksanatgalerisi.net

Not: Bu haberde yer alan yazılı bilgileri, buradaki ve diğer fotoğrafların tamamı ve yüksek çözünürlükteki versiyonlarını, burada yer alamayan Hümeyra Konyar tasarımı sergi kitapçığı ve diğer malzemeyi derli toplu ve bir arada bulup indirebileceğiniz adres; Banu Zeytinoğlu İletişim:! 
Tıklayınız: http://medya.bkziletisim.com/RASIM_KONYAR



HEYKELLER
ERK
AĞIRLIK
BASAMAK
EĞRİLERİN TOPLAMI
KUTULAR
MONO
RAMPA
SEF
SORTİ
WALT
MICHAEL
ÖRS


RESİMLER

 
ADSIZ 1
ADSIZ 2
ADSIZ 3
ADSIZ 4
ADSIZ 5

RASİM KONYAR

1951'de, İstanbul'da doğan Konyar, 1975 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Dekoratif Sanatlar Bölümü'nden mezun oldu. Sahne ve Görüntü Sanatları Bölümü'nde bir yıl ihtisas yaptı.
1973-1976 Ankara Sanat Tiyatrosu'nun sahnelediği bazı oyunların dekor ve kostümlerini gerçekleştirdi.
1976-1980 yılları arasında School of Visual Arts (New York Görsel Sanatlar Yüksek Okulu)  ve San Diego State University, California'da Roy Paul Madsen'dan animasyon ve film eğitimi aldı. Mezuniyet Projesi olan kısa metrajlı filmiyle "En iyi Kamera Ödülü"nü kazandı.
1986 "Vatan Yolu" adlı senaryosu Almanya'da ödül aldı.
1987-88 Bu senaryosundan yola çıkarak; aynı adlı uzun metrajlı filmin yönetmenliğini yaptı. Vatan Yolu adlı film; Hoff, Berlin, İstanbul, Chicago ve Cannes Film Festivalleri'nde gösterildi.
1989 "A Country Between Worlds" (Kıtalararasındaki Ülke) adlı Türkiye ve GAP Projesi üzerine iki ayrı belgesel çekti.
1989 California'da heykel ve resim çalışmaya başladı.
1992'ye kadar Los Angeles'da yaşayan sanatçı, Türkiye'ye dönüşünden sonra çalışmalarını İstanbul Şile'deki atölyesinde sürdürdü.
1994 Şubat ayında; Vakko İstanbul Sanat Galerisi'nde, Türkiye'deki ilk kişisel heykel sergisini açtı.
2009 yılında yeniden Amerika'ya yerleşen Konyar, çalışmalarını hem İstanbul Şile, hem de California San Diego'daki atölyelerinde yürütüyor.
Heykellerinde mermer, bronz, mozaik ve metal demir levha; resimlerinde ağırlıklı olarak tuval üzerine yağlı boya kullanan sanatçı, sergilerini "Maskeler ve Rütbeler, Bronz Anadolu, İnsan ve Varlık, Dengeler ve Cambazlar, Füseyfisa, Ağaçlar, Gemiler, Alşimist Formlar, Dönüşüm" gibi çeşitli konseptler altında topladı.

KURUMSAL HEYKELLER 
1998 yılında başlayan ve TÜBİTAK-TTGV-TÜSİAD tarafından düzenlenen Teknoloji Kongresi'nin "Teknoloji Ödülü" ile "Başarı Ödülleri" heykellerinin tasarımını gerçekleştirdi. Bu ödüller her yıl tekrar ediliyor.
2000 yılında İstanbul'da düzenlenen "Avrupa Kalite Yönetimi Vakfı Kongresi" için kalite ve yönetimi temsil eden kalıcı bir heykel yaptı. Bu heykel, her yıl kongrenin tekrarlandığı Avrupa kentlerine gönderilerek el değiştiriyor.

ANIT HEYKEL 
2003 yılında, Nurol İnşaat tarafından gerçekleştirilen Kelkit Barajı için bir anıt tasarladı. "Kelkit Barajı'nda hayatını kaybedenler" anısına tasarladığı anıt heykel,  aynı yıl baraj alanına monte edildi.

KOLEKSİYONLAR 
Yapıtlarından bazıları Cumhurbaşkanlığı Köşkü, Akbank, Garanti Bankası ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Koleksiyonları'nda yer alıyor.

BÜSTLER 
1993 TÜRSAB (Türkiye Seyahat Acentaları Birliği)'ın  İstanbul'daki Genel Merkezi ile çeşitli illerdeki 14 temsilciliğine bronz Atatürk büstleri yaptı.

KİŞİSEL SERGİLER 
1991 Santa Monica Stone Design / Los Angeles, Califoria, ABD
1994 Vakko Sanat Galerisi, İstanbul
1994 Vakko Sanat Galerisi, İzmir
1994 Arkeoloji Müzesi, Bodrum
1995 Vakko Sanat Galerisi, Ankara
1996 Maskeler ve Rütbeler / Aksanat, İstanbul
1997 Maskeler ve Rütbeler / Vakko Sanat Galerisi, İzmir
1997 Bronz Anadolu / Armada Hotel, İstanbul
1997 Bronz Anadolu / Ankara, Bükreş, Sofya, Üsküp
1998 Bronz Anadolu / Uluslararası Eskişehir Festivali
1998 Bronz Anadolu / Selçuk Yaşar Sanat Galerisi, İzmir
1998 Bronz Anadolu / Turkuaz Sanat Galerisi, Ankara
1998 Bronz Anadolu / Kızıltoprak Sanat Galerisi, İstanbul
1999 Dengeler ve Cambazlar / PG Art Galeri, İstanbul
2000 İnsan ve Değişim / Karsu Sanat Galerisi, İstanbul
2001 İnsan ve Değişim / Armoni Sanat Galerisi, Ankara
2002 Kültür Bakanlığı, New York Konsolosluğu, ABD
2005 Galeri Artist, İstanbul
2005 Galeri Jazz Now Art, Bodrum
2007 Kızıltoprak Sanat Galerisi, İstanbul
2008 Antik Park Sanat Galerisi, İstanbul
2011 Encinitas Public Library, San Diego, California, ABD
2012 Encinitas Civic Center, San Diego, California, ABD
2012 Terakki Vakfı Sanat Galerisi, İstanbul
2013 San Diego Botanic Garden, Sculpture in the Garden, ABD
2013 Kızıltoprak Sanat Galerisi, İstanbul
2014 San Diego Botanic Garden, Sculpture in the Garden, ABD
2015 Dönüşüm / Kızıltoprak Sanat Galerisi, İstanbul
2015 San Diego Botanic Garden, Sculpture in the Garden, ABD

KARMA SERGİLER 
1990 Los Angeles Art Association (Los Angeles Sanatçılar Birliği)
1991 Barakat Sanat Galerisi, Beverly Hills Rodeo Drive, Los Angeles
1995 Vakko Sanat Galerisi, İstanbul
1996 6. İstanbul Sanat Fuarı
1997 7. İstanbul Sanat Fuarı
1997 13. İstanbul Antika ve Dekoratif Sanat Fuarı
1998 Yüzyüze (Türk ve Yunan Sanatçıları Karma Sergisi), Atina
2000 Yüzyüze (Türk ve Yunan Sanatçıları Karma Sergisi), İstanbul
2001 11. İstanbul Sanat Fuarı / Kızıltoprak Sanat Galerisi
2002 2. Ankara Sanat Fuarı / Armoni Sanat Galerisi
2004 Adalar Sanat  Festivali
2004 İSTART İstanbul Sanat Fuarı
2005 İSTART İstanbul Sanat Fuarı
2005 Kızıltoprak Sanat Galerisi, İstanbul
2007 İstanbul Sanat Fuarı
2008 Tolga Eti Sanatevi / İstanbul
2014 Tunca Sanat Galerisi / Akmerkez, İstanbul

Pazartesi, Aralık 22, 2014

"MY FRENCH FILM FESTIVAL" 5 YAŞINDA...

Internet üzerindeki kültür-sanat kaynakları içinde en sevdiklerimden biri de 5 yaşındaki 
"My French Film Festival"!
Fransız sinemasını seviyorsanız, oturduğunuz yerden -hem de ücretsiz- bu Festival'de yarışan filmleri izleyebiliyorsunuz...


Kendini böyle anlatıyor:
MyFrenchFilmFestival.com, yeni nesil Fransız yönetmenleri vitrine çıkarmayı ve tüm dünyadaki İnternet kullanıcılarının Fransız sinemasına olan tutkusunu paylaşmalarına aracılık etmeyi amaçlayan yenilikçi bir "konsept". Festival 5. yayınında yeni filmler, yeni ortak platformlar ve birçok ülkenin sinema salonlarında yapılacak gösterimlerle bir kez daha karşınızda!

Ne zaman?

Dünyanın dört bir yanındaki film kurtları, çevrimiçi Fransız film festivalinin 5. yayınının sunduğu filmlerin tamamına 16 Ocak – 16 Şubat 2015 tarihleri arasında erişim sağlayabilecek. Ön gösterim olarak, 21 Aralık tarihinde, kısa film bayramının kutlandığı En Kısa Gün kapsamında kısa metrajlı filmlerin tamamı ücretsiz olarak izlenebilecek.

İşleyiş

On uzun metraj, on kısa metraj Fransız filmi yarışıyor. İnternet kullanıcılarını tüm filmlere puan vermeye ve web sitesinde yorum yapmaya davet ediyoruz. Seçki, yarışmaya dahil olan iki Belçika yapımı film ile yarışmaya katılmayan bir kültürel miras filmi ve iki Fransa-Kanada ortak yapımı filmden oluşuyor.

 Filmler nerede izlenecek?

Çevrimiçi: 
Tüm ülkelerde myFrenchFilmFestival.com platformunda izlenebilir. Festival ayrıca 90 ülkede, ülkeye bağlı olarak yaklaşık 30 ortak platformdan da izleyiciye ulaşacak. Bu ortak platformlara iTunes da dahil.

Sinema Salonları: 
Filmler festival süresince yakınınızdaki sinema salonlarında izlenebilecek. Salon ve seans bilgisi web sitesinde düzenli olarak bildirilecek.

Uçaklar: 
MyFrenchFilmFestival uçuş sırasında da takip edilebilecek. Filmler yıl boyunca birçok havayolu şirketinde gösterilecek. Ayrıntılı bilgi yine web sitesinde paylaşılacak.

Salı, Haziran 17, 2014

"ŞİZOFRENİK İSTANBUL"U GÜMÜŞLÜK'TEN ve "LODOS" ÜZERİNDEN ANLATMAK...

Latife Tekin'in yıllardır azimle yaşattığı, geçen kış İstanbul Arnavutköy'de de bir kardeşi olan Bodrum Gümüşlük Akademisi Vakfı, Cape Town ve Sydney'de büyümüş, "4 kıtada eğitim görmüş", 10 yılan beri İstanbul'da yaşayan dünya vatandaşı sanatçı; Maik Armstrong'un "Lodos" başlıklı kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor...

Sergi 21 Haziran – 21 Temmuz 2014 tarihleri arasında açık olacak. Küratörü Mehmet Kahraman. 

Neden, nasıl, niye Lodos?
Çok yönlü, çok-kültürlü sanatçı Maik Armstrong, 2007 yılında, bir kış günü, Boğaz sahilinde yürürken patlayan lodostan çok etkilenmiş ve o anlardan bazı resimler çekmiş. Onları basarken kullandığı "Diasec" sisteminin 3 boyutlu etki yarattığını ve çekimlerinin, eserlerine sonradan "hareket-aksiyon resmi" nitelemesi yapılan Pollock'un yapıtlarına benzediğini de farketmiş... 
Lodos
Fotoğraf - Diasec Baskı, 175x100cm (Kaynak: maikarmstrong.com )
Derken 7 yıl sonra, yine lodoslu bir havada kendini çok bezgin hissettiği için gittiği bir psikiyatrist, bu duruma lodosun da yol açtığını söylediğinde "lodos"un izini daha yakından sürmeye, araştırmaya başlamış. Hatta, bu rüzgarla Kuzey Afrika'dan gelen toz ve döküntünün, tıpkı polen etkisi gibi insanları fizyolojik ve psikolojik olarak olumsuz etkileyebildiğini keşfetmiş.  
Bunun üzerine Armstrong, çektiği fotoğraflardan yola çıkıp, daha duygusal, daha soyut ve daha çok yoruma açık, özgün eserler yaratmaya karar vermiş. Malzeme olarak anlık yaratımlara da izin veren "kanvas- yağlı boya"da karar kılmış. Sonuçta ortaya çıkan tabloların yarı yarıya tesadüfi desenler içerdiğini de söylüyor. Hatta kimileri bazı desenleri kahve telvesine bile benzetmiş! Bu da sanatçının hoşuna gidiyor.
Lodos-Down-180x120 cm Kanvas üzeri yağlıboya (Kaynak: maikarmstrong.com )
Neden İstanbul? İstanbul'un şizofrenik ve çoğulcu kimliğini, en iyi lodos ile anlatabildiğine inandığı için! Pek çok farklı şehirde yaşamış, sanat ve mimari eğitimi almış, çeşitli sergilerden mimari projelere kadar değişik alanlarda eser üretmiş Armstrong, şehirdeki yaşamı, vapur seferlerini bile durdurarak kesintiye uğratan Lodos'un, İstanbul'un taşıdığı zengin-fakir, kentsel-kırsal ve laisizm-dindarlık gibi zıtlıklardan çok, yabansı enerjisini ve kaosunu öne çıkardığına dikkat çekiyor. Sanatçıya göre lodos bir esti mi bütün bu zıtlıkları geri plana itiyor; işte o zaman da İstanbul'un hakim çelişkisi "şehir-doğa"dan ibaret oluyor! 
Bu bilgileri, Armstrong'un web sitesindaki bir röportajdan aldım; burada
Sergi hk. daha ayrıntılı TR bilgi ve basın bülteni de şurada! 

Çarşamba, Mayıs 22, 2013

BUNU PAYLAŞMADAN GEÇEMEZDİM!

Şilenin Kabakoz koyu ile ilgili birşey ararken (*), şapka çıkarılacak bir emek ve yüksek nitelikli içerik buldum az önce:
"Bir Başka İstanbul" - Adres: http://birbaskaistanbul.blogspot.com
Sahibi ve yazarı Ayşe Gülay Hakyemez'i içten kutluyorum...



Hakyemez, Lokomotif Kültür ve Sanat Derneği'nin de kurucu ve yöneticilerinden imiş.
Ne güzel insanlar ne güzel şeyler yapıyor.
Bunlardan haberdar olmadan bu şehirde yaşamak büyük kayıp aslında.

Bu gibi şeylerle karşılaşınca çok seviniyorum. "Öldük, bittik, battık, geriledik, bizden adam olmaz" ve benzeri teranelerden fena halde sıkılan içim, birazcık olsun aydınlanıyor, ferahlıyor, iyimserliğim tazeleniyor, o yüzden hemen paylaşmak istedim buradan. Belki benim gibi birkaçınız daha mutlu olur böylece...

Bu da o blog üzerinden bulduğum:
"Moda Semt Gazetesi"- Adres: http://modasemtgazetesi.blogspot.com

(*) Kabakoz koyunu ararken işi bırakıp, bütün bunları yazmama neden olan konu "Bir Başka İstanbul"daki şu  gönderi idi: Lokomotif'in Kabakoz'daki Sanat Rezidansı
Daha fazla birşey gösteremiyorum sizlere bu blogdan, çünkü Gülay Hanım hiç bir biçimde alıntı yapılamayacağını çok kesin bir dille belirtmiş. En güzeli tıklayın, kendiniz görün!

Cumartesi, Mart 30, 2013

ERKMEN SENAN ve WEB'DEKİ MİLLİYET...

Ayşegül Sönmez'in bugünkü Milliyet'te yayımlanan "Bizden Birşeyler Merakı" başlıklı yazısını okurken duydum adını ilk kez Erkmen Senan'ın... Hele çoğumuzu çok olumsuz etkileyen bir konuya odaklandığını da okuyunca daha önce tanımadığıma iyice hayıflandım... Sönmez şöyle diyordu:

"...Takıntılı bir şekilde Türkiye’nin bütün ören yerlerini geziyordu Erkmen. Fotoğraflıyor, blogunda yayınlıyordu. Resimlerinin konusu da bu kazı yerleriydi... Ama bütün ironisiyle...  
Antik mezar yanı tostçuları, lahite işeyen kotlu erkekleri, dor sütün bitişiği beton hediyelik eşyacılarıyla... Erkmen Senan’la sonra bir sergi yaptık. Rumeli Han’daki Artsumer’de. Artsumer, çoktan Karaköy’e taşındı. Erkmen Senan, geçtiğimiz salı günü hayata veda etti... "

Milliyet'in Internet versiyonu, nedense basılı gazeteden çok farklı bir politika izliyor. Gerek içerik gerek teknik olarak... En başta haberlerdeki bazı kelimelere verilen bağlantılar ("etiketleme") meselesi var. O bağlantıları tıklarsanız haberin içeriğiyle ilgisi olmayan binlerce başka içerik çıkıyor karşınıza ve tabii sağında solunda onlarca reklam. Neyse, bu başka bir konu. Sönmez'in haberini okuyan meraklı okur, Erkmen Senan'ın blogu'ndan bahsedilen yerde, arama motoruna gitmeden, o bloga bir link bulmayı beklemez mi? Elbette bekler. Beklemese bile bir Internet yayınının basılı yayından farkı da bu gibi özelliklere özen göstermiş olmasıdır... 

Eski bir Milliyet'li ve Milliyet'te web'deki anlamlı kültür sanat kaynaklarına dikkat çekmek için bu blogun doğmasına da yol açan haftalık yazılar yazmış biri olarak Erkmen Senan haberinin bağlantılarını bari buraya ben yazayım dedim!

Erkmen Senan- Kişisel Blogu

Cumartesi, Aralık 08, 2012

BU CUMARTESİ... ALEV EBÜZZİYA...


Bu sefer siyah/beyaz!
Nedenini Ebüzziya anlatıyor:

"Mavilerim çok meşhur oldu, onun için şimdilik yapmıyorum!"

-Milliyet'te Güliz Arslan'ın röportajı-



















Galeri Nev İstanbul, (5 Ocak 2013'e kadar açık) Alev Ebüzziya Sergisi için tıklayınız!

Çarşamba, Kasım 21, 2012

BERİL ANILANMERT'DEN YENİ BİR SERGİ: "ENTROPİ"

Beril Anılanmert, bütün özellik ve güzelliklerinin yanı sıra çok sevdiğim bir dost... 
Dün FMV Işık Galerisi, Teşvikiye'de yeni bir sergisi açıldı: "ENTROPİ"
Beril ve Oktay Anılanmert konukları karşılarken...


 Beril Anılanmert, sergiye adını veren
-porselen- uçurtmalarının önünde... 
Sadi Hoca, Beril Hanım ve dostları...
Mehmet ve ben de Sadi Hoca ile
bir hatıra pozu istedik!
Açılışta birçok eski dostun yanısıra Anılanmert'in de hocası Prof. Sadi Diren'i gördük... Sadi Hoca, geçen yıllarda açtığı son sergilerinden bahsederken yaratıcı heyecanı gözlerinden okunuyordu.

Beril Anılanmert, artık MSÜ'de değil, Işık Üniversitesi'nde ders veriyor.
Aşağıdaki sergi bülteninde de belirtildiği gibi eski iyimserliği yok artık "gidişat" hakkında... Akademi yıllarındaki öğrencilik heyecanını da bugün pek göremediğinden sözetti. Günümüzde en büyük heyecanın bir an önce ve ne olursa olsun "ünlü olmak" olduğunu, buna da "sevinemediği"ni belirtti...

Sunak


Kutsal Kurban, 2003, 51X21X16 cm Raku
Sergide yer alan işler arasında beni en çok "Sunak"lar ve "Kurban"lar etkiledi... Ayrıca "Anima" başlıklı seri seramik 40x40'lık tablolar da heyecan vericiydi.

Işık Galeri'den gelen basın bültenine göre ise "bir tür bildiri" niteliğindeki Entropi Sergisi’nde 2012 yılı itibariyle Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun kısa bir özeti var!

"Beril Anılanmert, bugün, toplum olarak geldiğimiz noktadan geri dönüşün mümkün olmadığının, ciddi bir yozlaşma, çürüme, ayrışma ve parçalanma içinde olduğumuzun altını çiziyor. Bu çürümenin tasarlanmış bir çürüme/bozulma olduğunu ve eğitim sistemleri ile geliştirilip, dönüştürüldüğünü iddia ediyor. Sergi düzeneğinin arka planında toplumsal gerçekler, yaşananlardan derlenmiş hikayeler, yazılı basın haberlerinden küpürler ile savını savunmuyor, adeta ispatlıyor. Böylesine derin bir toplumsal yarayı seramik eserler üzerinden yorumluyor.

Anılanmert’in daha önceki sergilerinde izlediğimiz “Sunaklar” teması bu sergide de yerini alıyor. Sanki daha önce farkedilmiş, gösterilmiş ve şimdi sonucunu sorgular gibi bizlere “neyi neye değiştik de bugün böyle oldu?” diye soruyor.

Beril Anılanmert’i hepimizi gerçekliğe davet ettiği bu sergide tecrübesi, yeteneği, sorgulamaları, “mesele” ettiklerine yorumlarıyla, bir defa daha soluksuz izliyoruz. Yalnız bu defa bambaşka bir Beril Anılanmert var karşımızda. 

Kendi deyimiyle: “-Yıllardır yaptığım çalışmalarda daima bir dönüşüm kavramı var oldu… Düzen-Düzensizlik olarak ele aldığımda sonuçta 'düzensizlik' veya 'yeniden yapılanma' olarak daha iyimser bir yaklaşımım vardı…Bunlar olumluluk taşıyan önerilerdi… Bu gün aynı düşüncede değilim... diyor.

"Entropi" Sergisi 17 Aralık 2012'e kadar açık...

Beril Anılanmert Hakkında:
İlk sergisinden itibaren devim, dönüşüm, bölünme, ayrışma gibi temalarla çalışan sanatçı, kişisel ve grup sergileri ile çalışmalarını Asya, Avrupa, Kuzey Afrika, Amerika ve Avusturalya’nın bir çok ülkesinde ve şehirlerinde sergilemiştir. Eserleri, özel ve müze koleksiyonlarında bulunmaktadır.
Sanatçı Uluslararası Seramik Akademisi üyesidir.
Entropi Sergisi’nde seramik, porselen ve cam uygulamalardan oluşan kırka yakın eser sergilenmektedir.
Anılanmert Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde ders vermekte...

Çarşamba, Ekim 10, 2012

MERAK KUŞU "COPPERNICKEL"...

"Coppernickel, Mondrian'a Gidiyor"
Epeydir zevkle izlediğim bir site var; "BrainPickings.Org". Akla hayale gelebilecek ne kadar alan varsa hepsinden düşündürücü konuları toplayıp önünüze atıyor! Sanat, bilim, kültür ve teknoloji başta olmak üzere.

Geçenlerde de çocuklar için yapılmış şu kitaptan sözediyordu:
Coppernickel Goes Mondrian: A Picture-Book Homage to the Iconic Artist 

"Coppernickel", Holandalı sanatçı Wouter Van Reek'in yarattığı bir çizgi kahraman. Bir meraklı kuş. Bu kitap, türlü çizgi/desen/renk ustalıklarıyla çocukların dikkatini Coppernickel üzerinden Mondrian'a çekmeyi ve onun hakkında fikir vermeyi -akıllardan hayat boyu çıkmamacasına- başarıyor.

Wouter Van Reek, Coppernickel ile 2011'de Bratislava'da yapılan "BIBIANA" İllüstrasyon Bienali'nde Altın Elma ödülü de kazanmış.  (BİBIANA, aynı bienalin 2013 afişinin tasarımı için 15 Kasım 2012'ye kadar  yarışmaya davet ediyor dünya sanatçılarını bu arada!)

BrainPicking.Org'un kurucusu ise M.I.T. çıkışlı yazar-editör-gazeteci Maria Popova. Gerçekten izlenmeye değer biri!

Sabancı Müzesi- Çocuklar Monet hk.
anlatılanı dinliyor.
Bugünlerde İstanbul'a "Monet'nin Bahçesi" geldi. Sadece "İstanbul'un elitleri" (!) ve bir avuç entelektüel için yapılmıyorsa bu çalışmalar, Monet'yi hiç görmeyenleri ve özellikle çocukları, birilerinin düşünmesi gerek. Sabancı Müzesi,  -hat sergisi ile sınırlı da olsa- örneğin "Artırılmış Gerçeklik" ("Augmented Reality") teknolojisini ilk kez kullanan bir kurum. Çocuklar ve Yetişkinler için Eğitim programları da var. Örneğin Monet'yi 25'er çocukluk gruplara günde 4 kez yarım saat içinde anlatabiliyor. Bu süreye serginin gezilmesi ve sonra çocukların gördüklerinden esinlenerek kendi resimlerini yapması da dahilmiş.

Bu öncülüğünü "Coppernickel" benzeri işleri teşvik ederek ve daha çok sayıda beyine ulaşarak sürdürse keşke.