kültürel koruma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kültürel koruma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Ağustos 24, 2015

MEZOPOTAMYA'DAN BATIYA...

Binlerce yıllık uygarlık kalıntılarının cahilce, canice yakılıp yıkıldığı günümüzde, batılı, çoluğuna çocuğuna Mezopotamya uygarlıklarını öğretiyor bir taraftan...

"Tarihte adı kayda geçen ilk kişi kimdi?" diyor.

"...O bir kral değildi, bir savaşçı değildi, bir şair de değildi" diye devam ediyor... Sonra Sümerlerden kalan ve resimli yazının bir şaheseri sayılan bu tableti gösterip, "o sadece Kushim adında bir saymandı" diyor... Meraklısı bu linki tıklarsa, bu tablette Uruk'taki Inanna tapınağında bira üretiminden sorumlu Kushim'e, 3 yıldan fazla bir süre 134 bin küsür litle arpa teslim edildiğini, arpasından, testi içindeki birasına kadar bir endüstriyel üretim sürecinin resmedildiği en eski tarihi belgenin de bu tablet olduğunu öğreniyor...



Sonra uygarlıklar beşiği Mezopotamyanın neresi, Sümerlerin kimler olduğunu, yazı çeşitlerini, bugün kimlerin sınırlarında bulunduğunu filan...



Kaynak: Who was the First Person in History? | Nat Geo Education Blog

Perşembe, Kasım 28, 2013

TARİHİ İSTANBUL ÇEŞMELERİ KAMPANYASI HAKKINDA SUNUM

Su Hakkı Kampanyası, 2 Kasım Cumartesi günü saat 13.00 ile 18.30 arasında “Su adaleti olmadan demokrasi olmaz! Ortak varlıklarımızı ve su hakkımızı savunuyoruz” adlı bir panel ve forum düzenledi. 100 kişiye yakın katılımcının olduğu toplantının panel kısmında sekiz konuşmacı su krizinden iklim değişikliğine, özelleştirmeden tekrar kamulaştırmaya kadar su meselesinin çeşitli boyutlarını dile getirdi. Bakınız: Panel notları

O Panel için hazırladığım "Tarihi İstanbul Çeşmeleri Kurtarılmalıdır Kampanyası" başlıklı Türkçe sunum burada!
Aynı içeriğin İngilizcesi de ("The Historical Fountains of Istanbul Should be Saved" presentation:) şurada.

Cumartesi, Kasım 16, 2013

YARIN: ARMADA'DA IVIR ZIVIR TARİHİ MÜZAYEDESİ

Yarın, Armada Otel'de ilginç bir etkinlik var; batılıların "Ephemera" dediği, koleksiyoncular için çok önemli olabilen, geçmişten günümüze gelebilmiş kimi objeler, belgeler, kitap, harita, pul vb basılı malzeme, eski ürünler gibi şeylerin müzayedesi!

"Ephemera"; 2003 yılından beri Türkçe'ye de "Efemera" olarak girmiş.
Vikipedi'de bu konuda hayli ayrıntılı bir açıklama var:

Kelime Eski Yunanca kökenlidir ve "bir günden fazla dayanmayan" anlamına gelen "ephemeron" un çoğul şeklidir. Etimolojik olarak Eski Yunanca ephēmerón (εφημερόν) "bir gün ömrü olan Mayıs böceği" anlamına gelen bir isimdir. Bundan türetilmiş ephēmerós (εφημερός) ise "günlük" anlamını taşır. ēméros (ἡμέρος) ise "gün" anlamına gelir. Bu iki söcüğün bileşiminden türetilerek İngilizce'ye giren "ephemera" ise bu dilde kısa ömürlü şeyler, kalıcı olmayan yayınları tanımlamak için kullanılmıştır. Bu materyaller, biriktirilmek amacı ile üretilmemiş kısa ömürlü ve başlangıçta fazla değer taşımayan, ancak sonradan bazı koleksiyoncular tarafından koleksiyon malzemesi haline getirilmiş "ıvır zıvır" ürünlerin genel adıdır. Bu ürünler genellikle basılı materyalleri kapsar. Sözcük 2000 yılında Türkçe'de kullanılmaya başlamıştır[3].
Bu efemera ürünlerinin arasında okul diplomaları, karneler, otobüs sinema biletleri, piyango biletleri, spor toto kuponları, gazete nüshaları, tanıtım broşürleri, mektuplar, kartvizitler, lokanta menüleri, tapu senetleri, noter senetleri, banka dekontları, çikolata ve sakızlardan çıkan kartlar, sigara kâğıtları, posterler, pasaportlar, fotoğraflar, kartpostallar, düğün davetiyeleri gibi gündelik hayatın ayrıntılarını belgeleyen materyaller sayılabilir.
Bugün özel koleksiyoncular dışında büyük ulusal kütüphaneler ve müzeler de tarihin belli bir alanına ışık tutabilecek efemera koleksiyonları barındırmaktadırlar.

17 Kasım 2013, Pazar günü, saat 14.00'de Armada Otel Preveze Salonu'nda yapılacak Müzayede'ye ilişkin olarak, konunun ülkemizdeki üstadı Gökhan Akçura'nın üslubu ve ilginç içeriği ile tadına doyum olmayan metin ise şurada:
 "Ivır Zıvır Tarihi Müzayedesi'ne Önsöz"…

Cumartesi, Mart 30, 2013

ERKMEN SENAN ve WEB'DEKİ MİLLİYET...

Ayşegül Sönmez'in bugünkü Milliyet'te yayımlanan "Bizden Birşeyler Merakı" başlıklı yazısını okurken duydum adını ilk kez Erkmen Senan'ın... Hele çoğumuzu çok olumsuz etkileyen bir konuya odaklandığını da okuyunca daha önce tanımadığıma iyice hayıflandım... Sönmez şöyle diyordu:

"...Takıntılı bir şekilde Türkiye’nin bütün ören yerlerini geziyordu Erkmen. Fotoğraflıyor, blogunda yayınlıyordu. Resimlerinin konusu da bu kazı yerleriydi... Ama bütün ironisiyle...  
Antik mezar yanı tostçuları, lahite işeyen kotlu erkekleri, dor sütün bitişiği beton hediyelik eşyacılarıyla... Erkmen Senan’la sonra bir sergi yaptık. Rumeli Han’daki Artsumer’de. Artsumer, çoktan Karaköy’e taşındı. Erkmen Senan, geçtiğimiz salı günü hayata veda etti... "

Milliyet'in Internet versiyonu, nedense basılı gazeteden çok farklı bir politika izliyor. Gerek içerik gerek teknik olarak... En başta haberlerdeki bazı kelimelere verilen bağlantılar ("etiketleme") meselesi var. O bağlantıları tıklarsanız haberin içeriğiyle ilgisi olmayan binlerce başka içerik çıkıyor karşınıza ve tabii sağında solunda onlarca reklam. Neyse, bu başka bir konu. Sönmez'in haberini okuyan meraklı okur, Erkmen Senan'ın blogu'ndan bahsedilen yerde, arama motoruna gitmeden, o bloga bir link bulmayı beklemez mi? Elbette bekler. Beklemese bile bir Internet yayınının basılı yayından farkı da bu gibi özelliklere özen göstermiş olmasıdır... 

Eski bir Milliyet'li ve Milliyet'te web'deki anlamlı kültür sanat kaynaklarına dikkat çekmek için bu blogun doğmasına da yol açan haftalık yazılar yazmış biri olarak Erkmen Senan haberinin bağlantılarını bari buraya ben yazayım dedim!

Erkmen Senan- Kişisel Blogu

Pazar, Haziran 17, 2012

"ZAMANLIK"

Zamanlık! Safranbolu
ZAMANLIK! 
Safranbolu'da -ÇEKÜL Vakfı sayesinde tanıdıklarımdan- Canbolat'ların blogunda eski samanlıklardan birinin "Zamanlık" olup da zamana karşı nasıl bir ortak bellek oluşturduğunun resmidir! 



For my English speaking friends: 
Gül and İbrahim Canbulat left Istanbul and settled in Safranbolu in 2001. Gülevi Safranbolu project came out in 2003 as an exemplary project of "living through vitalization" in context of rapidly growing culture tourism in Safranbolu. See: http://www.gulevisafranbolu.com/en/hotel. Below, is one of the latest project that they completed and submitted to public use: "Zamanlık" (that was created out of a similar Turkish word "Samanlık"; in English "barn", "hay loft" but the latter here means "somewhere for time"!) Once upon a time, every house in Safranbolu had a "Samanlık" but in time they were disappeared. So that they revitalized one of the old "samanlık"s as a research center for the sake of Safranbolu's "collective memory" by coining it as "Zamanlık"!