Tansuğ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tansuğ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Aralık 03, 2013

RÖNESANS'TAN E-SKOP'A, ORADAN BAXANDALL ve DENİZ ŞENGEL'E…

Rönesans sanatı ile ilgili birşey ararken aklıma E-Skop geldi. Son zamanlarda en çeok beğendiğim yayınların başında geliyor… Bu yayını başlatan Ali Artun, pek sevdiğimiz Galeri Nev'in de kurucularından imiş…

E-Skop, çok akıl çelici. Bir şey ararken başka bir şey görüp takılma olasığınız çok yüksek! Nitekim,  şöyle başlayan bir metni sonuna kadar okumamak mümkün mü? Hele son iki hafta sonu "Kültürel Üretim ve Mülkiyet" gibi bir konu üzerine tartışmalara yeni katılmışken…

Sanat tarihinde para çok önemlidir.' 1972 yılında herkes, Rönesans resmi üzerine kaleme alınmış ilmî bir eserin ilk sayfasında okuduğu bu sarih ve dobra cümle karşısında şaşkına uğradı. 15. Yüzyıl İtalya'sında Sanat ve Deneyim: Stilin Toplumsal Tarihine Giriş başlığını taşıyan bu eser, ânında, üniversitelerin müfredatına girdi ve müzelerin kitap mağazalarındaki raflarda yerini aldı; Rönesans sanatı denince herkesin okuduğu ilk kitap olma özelliğini hâlâ koruyor. Cambridge Üniversitesi, Victoria & Albert Müzesi ve Warburg Enstitüsü’nde öğrenim görmüş, filolojiye ilgi duyan bir akademisyen olan yazarı Michael Baxandall, göründüğü kadarıyla, Rönesans sanatı gibi saygın bir alanın kapılarını tabir-i caizse barbarlara açmıştı. Soğukkanlı bir âlim üslubuyla şöyle diyordu Baxandall: 'Sanat tarihindeki önemli olgulardan biri de, malların konduğu muhafazaların ancak 19. yüzyıldan sonra standartlaşmış olmasıdır; bundan önce muhafazaların hiçbiri –ki fıçı, çuval ya da balya biçiminde oluyorlardı– diğerinin aynısı değildi, dolayısıyla bir muhafazanın hacmini hızla ve doğru şekilde hesaplama yeteneği, ticaret yapmanın temel koşullarındandı.' Tabii Baxandall bunları yazana kadar, malların nasıl muhafaza edildiğinin sanat tarihi açısından önemli olduğu kimsenin aklına gelmemişti…" (E-Skop, "Sanat ve Deneyim: 15. yy İtalyasında Gündelik Hayatla Sanatın Birliği" ) 
Michael Baxandal (Fotoğraf: Svetlana Alpers)

Bu yazı, Michael Baxandall hakkında yazılmış şu makalenin Elçin Gen tarafından yapılmış çevirisi. Buradan Baxandall'ın peşine düşüldü tabii. UC Berkeley'de efsane isimlerden biri iken 2008'de terketmiş dünyayı… Onun yukarıdaki yazıya da temel oluşturan ve Rönesans'ı anlamak isteyen herkesin ilk okuduğu "Painting and Experience in Fifteenth-Century Italy: A Primer in the Social History of Pictorial Style (1972)" kitabını ararken 2009'da aramızdan ayrılan Deniz Şengel'le karşılaştım. Ne kadar güzel bir insanmış. Ne kadar güzel izler bırakmış… Bırakırken "Önsöz"ünü bizzat Baxandall'ın yazdığı "On Beşinci Yüzyıl İtalyasında Resim ve Algı" başlıklı, Ece Şetvan çevirisi "O" kitaba da bir Sunuş yazıp, basılmak üzere Bilgi Üniversitesi Yayınları'na  bırakmış… 
İYTE- E.Bülten Deniz Şengel Özel Sayısı

Bu bilgiyi Kıvılcım Yavuz'un yukarıdaki sayfadaki yazıda ve dipnotunda gördüm:

"…Üzerinde titizlikle çalıştığı ve uzun yıllardır yayımlanması için uğraştığı ünlü sanat tarihçisi Michael Baxandall’ın On Beşinci Yüzyıl İtalyasında Resim ve Algı adlı eseri basılmayı bekliyor. [2] 
- - -
[2] Michael Baxandall, On Beşinci Yüzyıl İtalyasında Resim ve Algı, Michael Baxandall’ın Türkçe Basıma Önsözü ve Deniz Şengel’in Sunuş Yazısı ile, yay. haz. Deniz Şengel, çev. Ece Şetvan (İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2010’da yayımlanacak).

Bilgi Üniv. Yayınları'nı yöneten dostumuz, öğrencilerin deyimiyle "Fahri Baba" mı bekletmiş bu kadar bilemiyorum, yapmadığı iş değildir muhteremin çünkü, ama kitabın orada ve 2010'da basılmadığı muhakkak. Nitekim E.Skop bu konuda şu bilgi notunu düşmüş:

"Baxandall'ın 15. Yüzyıl İtalya'sında Sanat ve Deneyim kitabının Türkçesi, önümüzdeki dönemde İletişim Yayınları sanathayat dizisi kapsamında yayınlanacaktır."

Kim basacaksa bir an önce bassın ama…  Deniz Şengel'in anısına hiç değilse.
Yağmur gibi kitap basılan bir ülke olduk, yalan mı? Böyle içerikler bekletilir mi bu kadar? 

Çarşamba, Ekim 09, 2013

Türkiye’nin ilk gezi ve savaş fotoğrafçısı Semiha Es (1912-2012) anısına ULUSLARARASI KADIN FOTOĞRAFÇILAR SEMPOZYUMU


-Çocukluğumda eve alınan Hayat "mecmua"larından onu hayranlıkla izlerdim... Bir de Hikmet Feridun Es vardı... Sara Korel de... Yani yarım asır önce!-





"SEMİHA ES -ULUSLARARASI KADIN FOTOĞRAFÇILAR SEMPOZYUMU", DÜNYANIN BAŞARILI KADIN FOTOĞRAFÇILARINI İSTANBUL’DA BULUŞTURACAK




Semiha Es-Uluslararası Kadın Fotoğrafçılar Sempozyumu; İstanbul Kadın Müzesi (İKM), Koç Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin (KOÇ-KAM) ve Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Forumu’nun, ortak çalışmasıyla 28-30 Kasım 2013 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek. 
Türkiye’nin ilk gezi ve savaş fotoğrafçısı Semiha Es anısına düzenlenen sempozyumun paralel etkinliği olarak “Semiha Es” ve “İkinci Göz: Türkiye’den Kadın Fotoğrafçılar” başlıklı iki fotoğraf sergisi de ziyarete açılacak.

İstanbul Kadın Müzesi’nin (İKM) “Kadın Kültür Mirası” etkinlikleri çerçevesinde 28-30 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan “Semiha Es Uluslararası Kadın Fotoğrafçılar Sempozyumu”, foto muhabiri olarak Kore Savaşı’na giden ve 2012 yılında hayatını kaybeden Türkiye’nin ilk gezi ve savaş fotoğrafçısı Semiha Es anısına düzenleniyor.
Cezayir Toplantı Salonu’nda düzenlenecek olan sempozyumun açılışında “Semiha Es” belgeseli gösterime sunulacak. Sempozyum, İstanbul Kadın Müzesi (İKM), Koç Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi (KOÇ-KAM), Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Forumu’nun ortak çalışmasıyla gerçekleştiriliyor.
Sempozyumda 21. yüzyılda kadın fotoğrafçıların fotoğraf dünyasındaki yerleri, katkıları ve fotoğrafa hakim bakışın toplumsal cinsiyet perspektifinden nasıl sorgulandığı; savaş, kadın bedeni, şiddet, hafıza, belgesel ve sanat fotoğrafı gibi konu başlıklarını içeren paneller ve yuvarlak masa tartışmalarıyla irdelenecek.
Fotoğraf dünyasının 19 başarılı ismi katılıyor
Kadın fotoğrafçıların fotoğraf dünyasındaki yerleri ve katkılarının ele alınacağı sempozyuma; Ami Vitale, Yunghi Kim, Diana Blok, Vera Lentz, Susan Meiselas, Heidi Levine, Mitsu Maeda, Shadi Ghadrian, Lucia Nimcova, Lucy Azubuike, Evgenia Arbugaeva, Tzeli Hadjidimitriu, Eman Mohammed Darkhalil, Fatou Kande Songhar, Lynsey Addario, Nomusa Makhubu, Zanele Muholi olmak üzere farklı ülkelerden 17 kadın fotoğrafçı ile Reuters’den Ayperi Ecer Karabuda ile MAGNUM-Firecracker’dan Fiona Rogers katılıyor.
Türkiye’den Ahu Antmen, Laleper Aytek, Silva Bingaz, Melisa Önel, Sebla Selin Ok, Bikem Ekberzade, Serra Akcan, Gülşin Ketenci, Şenay Öztürk ve Şehlem Sebik’in yer aldığı sempozyumda Feride Çiçekoğlu, Gamze Toksoy, Zeynep Devrim Gürsel, Asena Günal, Ayşe Gül Altınay moderatör olarak görev alıyor. Ayrıca genç kadın fotoğrafçılardan Begüm Koçum, Cemre Yeşil, Dilara Arısoy, Pınar Gediközer, Larissa Araz, Zeynep Kayan, Senem Sinem, Sevim Sancaktar, Gözde Türkkan ve Seza Bali de sempozyum katılımcıları arasında bulunuyor.


Yunanistan Boşkonsolosluğu’nun ev sahipliğinde iki fotoğraf sergisi
Sempozyumun paralel etkinliği olarak düzenlenen fotoğraf sergileri 29 Kasım’da Yunanistan Başkonsolosluğu’nun İstiklal Caddesi üzerindeki sergi mekânı Sismanoglo Megaro’da ziyarete açılacak. Türkiye basınının ilk gezi ve savaş fotoğrafçısı Semiha Es’e armağan olarak düzenlenen “Semiha Es” fotoğraf sergisi, Semiha Es’in Türkiye fotoğraf tarihine olan katkısını; Türkiyeli 26 kadın fotoğrafçının katılımıyla gerçekleşecek olan “İkinci Göz Türkiye’den Kadın Fotoğrafçılar” başlıklı fotoğraf sergisi ise Türkiye’de 1980 sonrasında ciddi bir bilgisel ve sanatsal birikim oluşturan kadın sanatçı potansiyelini görünür kılmayı; günümüze değin yoğun bir üretim içinde olan kadın fotoğrafçıların ve fotoğrafı sanatsal bir ifade biçimi olarak kullanan kadın sanatçıları tanıtmayı; fotografik ifadenin öznelleşmesi sürecindeki katkılarını ortaya koymayı hedefliyor. Ahu Antmen’in küratörlüğünde hazırlanan sergiler 5 Ocak 2014 tarihine kadar ziyarete açık olacak. Ayrıca sergide yer alan eserler toplu halde kitap olarak yayınlanacak.
Caz piyanisti ve besteci Ayşe Tütüncü, İstanbul Kadın Müzesi sürekli sergisinin fotoğraf kategorisindeki dört fotoğrafçı anısına, hikayelerinden esinlenerek bestelediği eserini ilk kez “İkinci Göz Türkiye’den Kadın Fotoğrafçılar” sergisinin açılış kokteylinde Sismanoglo Megaro’da çalacak. Müziğin temasını ilk profesyonel Müslüman kadın fotoğrafçı Naciye Hanım (1881-1970), Türkiye'nin ilk profesyonel Ermeni kadın fotoğrafçısı Maryam Şahinyan (1911-1996), Türkiye basınının ilk gezi ve savaş fotoğrafçısı Semiha Es (1912-2012) ve Türkiye basınının ilk profesyonel kadın foto muhabiri ve aynı zamanda ilk profesyonel Rum kadın fotoğrafçı Eleni Küreman (1921-2001) oluşturuyor.
Ana sponsorluğunu Koç Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, İstanbul Kadın Kültür Vakfı, Açık Toplum Vakfı ve Chrest Vakfı’nın üstlendiği sempozyumun destekçileri arasında Yunanistan İstanbul Başkonsolosluğu, Rafineri, Zarakol İletişim Hizmetleri, Borusan Holding, Leyla Alaton, Cezayir, Nomade Otel, Crowne Plaza Harbiye, SIGMA fotopro, Yapı Kredi Bankası Koç Üniversitesi Şubesi yer alıyor.


Çarşamba, Mayıs 15, 2013

HASLET SOYÖZ ve "DELKOS'TAN KARABURUN'A"


Denizler, denizler, denizler... Tekneler, bulutlar, martılar, balıkçılar, balıkçı sığınakları... Haslet Soyöz'ün üçüncü sergisindeki resimlerin temel konusu bu. "Delkos'tan Karaburun'a" koymuş serginin başlığını zaten. Karaburun sahilinden tuvale yansımalar... 
Rahmi Koç Müzesi'ndeki Sergi, 16 Haziran'a kadar açık.

Milliyet Sanat'tan Yasemin Bay bu serginin "Karaburun'un 44 Hali" başlıklı ilk haberinde Haslet ile yaptığı kısa röportajda Karikatür ile resmin ilişkisini de sormuş. Şöyle yanıt almış:

"...Karikatür ve resim sanatın iki farklı türüdür diyebiliriz. Olayı basitçe ele alırsak karikatür bir olayı anlatır, resim ise yaşatır. Karikatürde de resimde de samimiyete inanırım. İkisinde de zorlamayı sevmem, anlaşılır olmaya özen gösteririm... Karikatür bir an önce kurtulmam gereken başımın belası, kabusum gibidir. Çizerken kendime kendimce koyduğum bir süre vardır. O süre içinde konuyu çizemezsem vazgeçerim. Resimlerimde ise bunun tam tersi oluyor; sabır, sabır, sabır..."
Dün akşamki açılışta eski-yeni Milliyet'li pek çok dost ile karşılaştık ki bizi en az Haslet'in resimleri kadar mutlu eden de bu oldu... Muzaffer Tan, Yalvaç Ural, Tarhan Erdem, Ayça Atikoğlu, Tahir Özyurtseven onlar arasındaydı. Sergi açılışlarını en çok ya da "ancak" böyle zamanlarda seviyorum. 
Yalvaç Ural her zamanki enerjisi ile yeni açılacak Oyuncak Müzesi ve Çocuk Kitaplığı'ndan sözetti. Türkan Saylan Kültür Merkezi'ne bağışlamış tüm koleksiyonunu. Müze ve kitaplık da orada açılacakmış böylece. Ayrılırken bir "hatıra fotoğrafı" da çektirdik elbet!




Cumartesi, Mart 23, 2013

MAVİ KENT ya da SANATTA KÜÇÜLEN DÜNYA

Fransız Kültür Merkezi, Taksim'deki Fransız Konsolosluğu Sergi Salonu'nda son günlerde "MAVİ KENT" ("La Ville Bleue") başlıklı bir sergiyi ziyarete açtı. Sergi 22 Mayıs'a kadar gezilebilecek...

Carole Sionnet (fotoğraf) ve Pier Gajowski (Çizer ve çizgi romancı) ikilisi, 2008'den bu yana dünya üzerinde gezdikleri şehir ve ülkeleri bir araya getirip, kendilerine göre bir yeni harita yaratmışlar, adını da Mavi Kent koymuşlar. Dünya onlar için bir "şehir" olmuş artık! Gezdikleri içinden seçtikleri bazı şehirleri de onun mahalleleri gibi adlandırıp, sergide oralardan bir fotoğraf ve hemen onun yanına da o fotoğrafın ilham verdiği bir desenden oluşmuş tablolar yerleştirmişler.  Asıl siteleri şurada: Blue City

İstanbul'dan da hayli çok görüntü ve çizim var! Bunlarda ağır basan etkinin özellikle kadınlardaki "kapalılık" olduğunu söylemek hiç yanlış olmaz. 
Şuradan topluca izleyebiliyorsunuz sergilenenleri: YouTube/ BLEUE


Benim en sevdiğim çalışmalardan biri ise "Japon Mahallesi"ndeki şu kompozisyon oldu: 


Çarşamba, Kasım 21, 2012

Behiç Ak: "YAZMAYA ÇİZMEYE DEVAM"!


Behiç Ak Sergisi -22 Kasım 2012'de Karşı Sanat'ta:
"Yazmaya çizmeye devam!"


Otuz yılı aşkın süredir çalışmalarını tiyatro, karikatür, çocuk kitapları, roman, belgesel sinema gibi farklı alanlarda sürdüren Behiç Ak, ilk defa çalışmalarından derlediği bir koleksiyonu bir arada sergiliyor. Sergi, Türkiye gibi bir toplumda, farklı alanlardaki çalışmalarını tutarlı bir anlayışla kesintisiz sürdüren sanatçının yolculuğunu yansıtması açısından da bir "ilk" özelliği taşıyor.

Sergide, Behiç Ak’ın değişik ülke ve şehirlerde sergilenmiş oyunlarından lobi fotoğrafları, afişler, otuz yıl boyunca Cumhuriyet Gazetesi'ne her gün çizdiği karikatürlerinden örnekler, öykülerini yazıp resimlediği çocuk kitaplarından alıntı ve resimler yer alıyor. Ayrıca, Behiç Ak’ın 1994’te çektiği “Türk Sinemasında Sansürün Tarihi - Siyahperde” adlı ilginç belgeseli ve bazı oyunlarının video kayıtlarını da sergi kapsamında izlemek mümkün.

“Yazmaya Çizmeye Devam” adlı sergi, Beyoğlu, Karşı Sanat Çalışmaları salonlarında 22 Kasım-14 Aralık 2012 tarihlerinde, pazar hariç her gün 11.00-19.00 saatleri arasında ziyarete açık olacak.



Karşı Sanat Çalışmaları
Adres: Gazeteci Erol Dernek Sokak, Hanif Han No: 11/4 Beyoğlu, İstanbul
Tel: 90 (212) 245 71 53-54

BERİL ANILANMERT'DEN YENİ BİR SERGİ: "ENTROPİ"

Beril Anılanmert, bütün özellik ve güzelliklerinin yanı sıra çok sevdiğim bir dost... 
Dün FMV Işık Galerisi, Teşvikiye'de yeni bir sergisi açıldı: "ENTROPİ"
Beril ve Oktay Anılanmert konukları karşılarken...


 Beril Anılanmert, sergiye adını veren
-porselen- uçurtmalarının önünde... 
Sadi Hoca, Beril Hanım ve dostları...
Mehmet ve ben de Sadi Hoca ile
bir hatıra pozu istedik!
Açılışta birçok eski dostun yanısıra Anılanmert'in de hocası Prof. Sadi Diren'i gördük... Sadi Hoca, geçen yıllarda açtığı son sergilerinden bahsederken yaratıcı heyecanı gözlerinden okunuyordu.

Beril Anılanmert, artık MSÜ'de değil, Işık Üniversitesi'nde ders veriyor.
Aşağıdaki sergi bülteninde de belirtildiği gibi eski iyimserliği yok artık "gidişat" hakkında... Akademi yıllarındaki öğrencilik heyecanını da bugün pek göremediğinden sözetti. Günümüzde en büyük heyecanın bir an önce ve ne olursa olsun "ünlü olmak" olduğunu, buna da "sevinemediği"ni belirtti...

Sunak


Kutsal Kurban, 2003, 51X21X16 cm Raku
Sergide yer alan işler arasında beni en çok "Sunak"lar ve "Kurban"lar etkiledi... Ayrıca "Anima" başlıklı seri seramik 40x40'lık tablolar da heyecan vericiydi.

Işık Galeri'den gelen basın bültenine göre ise "bir tür bildiri" niteliğindeki Entropi Sergisi’nde 2012 yılı itibariyle Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun kısa bir özeti var!

"Beril Anılanmert, bugün, toplum olarak geldiğimiz noktadan geri dönüşün mümkün olmadığının, ciddi bir yozlaşma, çürüme, ayrışma ve parçalanma içinde olduğumuzun altını çiziyor. Bu çürümenin tasarlanmış bir çürüme/bozulma olduğunu ve eğitim sistemleri ile geliştirilip, dönüştürüldüğünü iddia ediyor. Sergi düzeneğinin arka planında toplumsal gerçekler, yaşananlardan derlenmiş hikayeler, yazılı basın haberlerinden küpürler ile savını savunmuyor, adeta ispatlıyor. Böylesine derin bir toplumsal yarayı seramik eserler üzerinden yorumluyor.

Anılanmert’in daha önceki sergilerinde izlediğimiz “Sunaklar” teması bu sergide de yerini alıyor. Sanki daha önce farkedilmiş, gösterilmiş ve şimdi sonucunu sorgular gibi bizlere “neyi neye değiştik de bugün böyle oldu?” diye soruyor.

Beril Anılanmert’i hepimizi gerçekliğe davet ettiği bu sergide tecrübesi, yeteneği, sorgulamaları, “mesele” ettiklerine yorumlarıyla, bir defa daha soluksuz izliyoruz. Yalnız bu defa bambaşka bir Beril Anılanmert var karşımızda. 

Kendi deyimiyle: “-Yıllardır yaptığım çalışmalarda daima bir dönüşüm kavramı var oldu… Düzen-Düzensizlik olarak ele aldığımda sonuçta 'düzensizlik' veya 'yeniden yapılanma' olarak daha iyimser bir yaklaşımım vardı…Bunlar olumluluk taşıyan önerilerdi… Bu gün aynı düşüncede değilim... diyor.

"Entropi" Sergisi 17 Aralık 2012'e kadar açık...

Beril Anılanmert Hakkında:
İlk sergisinden itibaren devim, dönüşüm, bölünme, ayrışma gibi temalarla çalışan sanatçı, kişisel ve grup sergileri ile çalışmalarını Asya, Avrupa, Kuzey Afrika, Amerika ve Avusturalya’nın bir çok ülkesinde ve şehirlerinde sergilemiştir. Eserleri, özel ve müze koleksiyonlarında bulunmaktadır.
Sanatçı Uluslararası Seramik Akademisi üyesidir.
Entropi Sergisi’nde seramik, porselen ve cam uygulamalardan oluşan kırka yakın eser sergilenmektedir.
Anılanmert Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde ders vermekte...

Çarşamba, Eylül 19, 2012

KARİKATÜRLERLE TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ VE DAHASI...

İzel Rozental'den:


Değerli Dostlar,

Önümüzdeki hafta İstanbul’da bir karikatür etkinlikleri zinciri gerçekleşecek.
Uzun zamandır üzerinde çalışılan ve Tarih Vakfı ile Cartooning for Peace Vakfı’nın müşterek girişimiyle Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerini konu edinen uluslar arası bir karikatür sergisi ile panel düzenlenecek. Panel esnasında çizerler canlı çizim yaparak oturuma farklılık getirecekler.

Ayrıca yabancı çizerlerle bir workshop ve bir de imza günü gerçekleşecek.
İmza gününde, Michel Kichka’nın Fransa’da yeni çıkan kitabı “Deuxième génération” un Türkçe versiyonu tanıtılacak.

Etkinlik programı şöyle:
-        18 Eylül Salı saat 18.30, Galatasaray’da Cezayir Lokantasında kokteyl ve sergi açılışı;
-        19 Eylül Çarşamba saat 15.00 – 18.00, Taksim City Hotel’de panel;
-        20 Eylül Perşembe saat 15.00 – 19.00, Beyoğlu Leman Kültür Café’de workshop ve imza günü.

Panel ve atölye çalışmasına katılacak sanatçılar:
-        Aurel (Fransa)
-        Nicolas Vadot (Belçika)
-        Michel Kichka (İsrail)
-        Norio Yamanoi (Japonya)

Bütün etkinlikler ücretsiz olup, Türkçe-Fransızca simültane çeviri yapılacaktır.
* * * * * 

Ekteki Basın Bülteninden:
İMZA GÜNÜ

Michel KICHKA Leman Kültür’de!..

Belçika asıllı dünyaca ünlü barış karikatüristi Michel Kichka İstanbul’ a geliyor…

Eylül ayında Gözlem Yayıncılıktan çıkan “İkinci Kuşak – Babama Söylemediklerim
adlı otobiyografik çizgi roman 20 Eylül’de Türk okuruyla buluşacak.

Fransa’da “Dèuxieme Génération” adıyla Mart ayında yayınlandığı günden itibaren yankı uyandıran çizgi romanının dünyadaki ilk çevirisi Türkçe basıldı.

Michel Kichka’nın 20 Eylül Perşembe, saat 17.00’de Leman Kültür – Beyoğlu’nda
gerçekleşecek imza gününe, “The Cartooning for Peace” oluşumundan çizerler de katılacak.

Halka açık gerçekleşecek etkinlikte

Michel Kichka Türk okurlarıyla buluşup kitabını imzalayacak. Ç

ocukluğunu, travmalarını, duygularını dile getiren Kichka, otobiyografik kitabıyla çizgi roman sanatına da farklı bir boyut kazandırıyor; daha ilk sayfalarından okuyucuyu etkisi altına alıyor.


Michel KICHKA 1954 yılında Belçika’nın Liège kentinde doğdu. Burada bir yıl mimarlık eğitimi gördükten sonra 1974’de İsrail’e göç etti ve 1978’de Kudüs Bezalel Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun oldu. Dört yıl sonra, 1982’de, aynı üniversitenin eğitim kadrosunda yer alarak grafik tasarım ve basın karikatürü konularında ders vermeye başladı.
Kichka, 1997’den itibaren İsrail televizyonu ikinci kanalının canlı yayınlarında politik karikatürler çizmeye başladı. 2009’da, İsrail’de “Dosh Award” ödülüne layık görüldü. Courrier International, Herald Tribune, L’Arche gibi uluslararası basın organlarında, Fransız TV5 kanalında ve çok sayıdaki internet sitelerinde karikatürleri yayınlanmakta olan sanatçı, aynı zamanda merkezi Fransa’da bulunan ‘Cartooning for Peace’ adlı vakfın aktif bir üyesidir.
Tel-Aviv yakınlarındaki Holon Karikatür ve Çizgi Roman Müzesi’nin danışmanlığını da yapan Michel Kichka’nın, yayınlanmış çeşitli karikatür kitapları, resimlediği çok sayıda çocuk kitabı ve makaleleri mevcuttur.
Ülkemizde 2006 yılında İstanbul’da, 2007’de de Ankara’da “Ne Ülke Ama!” (What a Country!) adlı kişisel sergisini açan Kichka, başta İstanbul Mimar Sinan olmak üzere çeşitli üniversitelerde konferanslar verdi.
Sanatçı, karısı ve üç çocuğuyla birlikte halen Kudüs’te yaşamaktadır.

Bilgi için:
Gila Erbeş
Gözlem Yayıncılık
T: (212) 231 92 82
kitabevi@salom.com.tr

20 Eylül Perşembe Saat: 17.00 – 19.00
Leman Kültür Cafe
İstiklal Cad. İmam Adnan Sok. No.14 Beyoğlu T: (212) 292 95 65

Pazar, Haziran 17, 2012

"ZAMANLIK"

Zamanlık! Safranbolu
ZAMANLIK! 
Safranbolu'da -ÇEKÜL Vakfı sayesinde tanıdıklarımdan- Canbolat'ların blogunda eski samanlıklardan birinin "Zamanlık" olup da zamana karşı nasıl bir ortak bellek oluşturduğunun resmidir! 



For my English speaking friends: 
Gül and İbrahim Canbulat left Istanbul and settled in Safranbolu in 2001. Gülevi Safranbolu project came out in 2003 as an exemplary project of "living through vitalization" in context of rapidly growing culture tourism in Safranbolu. See: http://www.gulevisafranbolu.com/en/hotel. Below, is one of the latest project that they completed and submitted to public use: "Zamanlık" (that was created out of a similar Turkish word "Samanlık"; in English "barn", "hay loft" but the latter here means "somewhere for time"!) Once upon a time, every house in Safranbolu had a "Samanlık" but in time they were disappeared. So that they revitalized one of the old "samanlık"s as a research center for the sake of Safranbolu's "collective memory" by coining it as "Zamanlık"!

Pazartesi, Haziran 04, 2012

DOCUMENTARIST 2012: KAÇIRILMAYACAK FİLMLERLE DOLU...

Bu yıl 5 yaşına basan DOCUMENTARIST 2012, 1 Haziran'da başladı... 6 Haziran'da bitecek.

Bu festivali tam ortasında yakaladık bugün ve bu yıl bir toplu gösterimi yapılan Heddy Honigmann'dan "Privé", "Yeraltı Orkestrası" ve "İyi Koca, Sevgili Oğul"u izledik...
Kendimizi çok da şanslı hissettik...
Bitene kadar da tadını çıkarmamız gerek...

Hele "Privé" uğraştığım hukuk dalı açısından, benim için çok ufuk açıcı oldu. 2000 yılında çekilmiş olmasına rağmen, "privacy", "kişisel alan", "kişisel alanın gizliliği", "mahremiyet" kavramlarına yaklaşımı alışılmışın dışında ve bugün de geçerli...

"Yeraltı Orkestrası", bir taraftan Paris severlerin gözünü doyururken diğer taraftan eski - yeni tüm devrimcilerin ya da herkesin referans çerçevesini genişleten, Güney Amerika'dan Vietnam'a kadar geniş bir coğrafyanın "birinci ağız"larından bilgi veren, "dün-bugün-yarın" döngüsünü hiç kopartmadan duyguları da harekete geçiren akılalmaz bir eser..."Müzik" ziyafeti de cabası... Zaten "Documentarist"i kuranlardan Necati Sönmez'in "kaçırılmaması gerekenler" listesinde o da var.

Ülkemizde "belgesel" dendiğinde bizim halk çoğunluğunun aklına herhalde ilk gelen "RTÜK tarafından televizyon kanallarına verilen bir ceza" olmalı. Bir diğeri, hani şu dizi izleyiciliği konusundaki espri olabilir: "Biz asla dizileri izlemeyiz, sadece belgesel"! Dizileri "snobe" edenlere karşı zevahiri kurtarma kabilinden söylenegelen bu laf "alt dil"e çoktan yerleşmiş. Bir de tıpkı "resmi tarih" gibi "makbul" sayılan belgeseller kategorisi olmalı, öyle ya. Resmi destekli filan... Nitekim "Documentarist", Kültür Bakanlığımız tarafından desteklenmiyormuş!

Öte yandan bu ülkede bir Belgesel Sinemacılar Birliği var! İçindeki eski dostlar, bu yola ömürlerini koymuş, yıllardır belgeselin hakkının verilmesi için emek verip duran bir dolu güzel insan... Onları kendileriyle pek özdeşleştiremeyen yeni kuşak belgeselciler de.  Bugün onlardan biriyle ayaküstü tanıştım. Kısacık konuşmamızdan anladığım, kadın emeği konusuna odaklanmış olmakla birlikte, biçim açısından "belgesel"i hep sorguladığı oldu. Geçen hafta izlediğimiz, İmre Azem'in bol ödüllü, bu Festivalde de yer alan "Ecumenopolis: Ucu Olmayan Şehir"i de biçim ve içerik açısından herhalde böyle bir arayış sonucu bulunan, yalnızca sinemalarda değil Internet üzerinden de erişime açılmasına çalışılan bir yapıt...


Her neyse, DOCUMENTARIST'in çıkış noktası, ülkemizdeki yaygın belgesel anlayışını değiştirmek ve gerçek tadını göstermek... Belgeselin "ekşi ama bağımlılık yaratan" tadını bu yüzden can eriği ile özdeşleştirmişler. Bu yılın poster ve tanıtım filmlerinde ünlüleri erik yerken görüntülemişler...

Ha, bu Festival'in bize bir başka katkısı daha oldu, o da milyon yıldır içinde yaşadığımız semtin her nasılsa farkına varamadığımız kimi yerlerini keşfetmek! Onlar da kişisel blog'da!

Cuma, Mayıs 11, 2012

ARTIRILMIŞ GERÇEKLİK ve SABANCI MÜZESİ...

Hanidir merakla bekliyordum... "Artırılmış Gerçeklik" (Augmented Reality) teknolojisi bizde, ilk defa hangi müzede kullanılacak diye. Galiba Sabancı Müzesi ilk oldu. "Hat Koleksiyonu" sergisini gezenler, eğer sahip oldukları mobil telefonlarında ya da tabletlerinde bu yazılımı algılayan yazılımlar yüklü ise fazladan açıklayıcı bilgiye şıp diye ulaşabilecek....

Kendi web sitelerinde bu konuda ayrıntı vermemişler gerçi ama "Sabit Fikir"deki "Sanatın i-Pad Hali" başlıklı şu haber sayesinde daha geniş bilgi mümkün...

Ek: Bugünkü Hürriyet'te okuduğuma göre, "her ziyaretçiye gezi süresince kullanacağı bir i-Pad veriliyor"muş... Bu da iyi!