Pazar, Nisan 27, 2008

KÜLTÜRE KARABUDA ÇIKARTMASI!






Güneş Karabuda "Duvarların Dili"sergisi (25 Nisan -16 Mayıs 2008 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek... II. Dünya Savaşı'ndan sonra Batı Avrupa’da gerçekleşen bu en güçlü sosyal başkaldırı hareketine; Mayıs 1968'e tanıklık eden sergide "40. Yılında Paris '68" fotoğrafları var, ayrıca Atelier Populaire’de kolektif çalışmayla üretilen ve dönemin simgesi olan sloganları taşıyan afişler, o günlerde Paris’te yaşayan ve olaylara tanıklık eden sanatçıların portreleri ve Karabuda’ların çektiği belgeseli izlemek de mümkün)


Barbro Karabuda Türkçe'ye çevrilen ve Çivi Yazıları yayınevinden çıkan (kapak tasarımı Gürel Yontan'a ait) "Zeytin Ağacının Gölgesinde" kitabı ile... Karabuda'lar İstanbul kültür dünyasına gene harika bir çıkartma yaptılar...





İsveç Konsolosluğu- Barbro Karabuda Yaşar Kemal'e kitabını imzalıyor...
Gürel Yontan


2008 Dünya Dans Günü ve Türkiye mesajları...

2008 International Dance Day Message
By Gladys Faith AGULHAS
The spirit of Dance has No colour, No selected shape or sizeBut Embraces the Power of Unity, Strength,And Beauty found within us.
Each Dancing Soul, Young, Old, person livng with a disABILITYCreates and transforms ideas into life changing moving Art.Dance is the mirror reflecting the impossible made possible.For all to touch, hear, feel and experience.
Sounds from our hearts and Soul is our rhythm,Our every move reveals the history of mankind.It is the element where the Human Spirit can embrace the ultimate Freedom.
Whenever our hands touch, something beautiful happens,What the Soul remembers, the body portrays through movement.Dance is therefore the healing force for all to access,You are my eyes and I am your feet.
Celebrate INTERNATIONAL DANCE Day,
Use your Passion for Dance to heal each other, Unify your dance community, Most importantly be the Best that you can be in your Own Right,
We are able to stand unified through the Power and Spirit of Dance.
GLADYS FAITH AGULHAS

______________________________________________________________


DÜNYA DANS GÜNÜ’NDE TÜRKİYE’DEN MERHABA!

Osman ŞENGEZER

Dil, din, ırk, renk, kültür, ayrımına karşı çıkan, hiçbir aracıya, çevirmene gerek duymayan, evrenseli yakalamış bir sanat dalı. İnsanı insana, insan bedeniyle anlatan, yorumlayan bir sanat.

İnanılmaz çok yönlülüğü, engin kültürü ve de insanlığı şaşırtan dehasıyla Atatürk
1936’da Ankara Devlet Konservatuvarını kurdurdu. Konservatuvarda bale de öngörüldüyse de, bu olgu 1950’de gerçekleşebildi. Türkiye’ye 1947’de gelen dünyanın on büyük bale otoritesinden biri olan Dame Rinette Valois 1948’de Yeşilköy’de Bale Okulu’nu kurdu. Sevgili “Madam” Türk balesini 100 yaşına kadar yalnız bırakmadı.

1950’de Ankara’ya taşınan Valois’in Devlet Konservatuvarı’nda bir avuç gençle başlattığı bayrak yarışı sürüp gitti. Avrupa’da yarım asır önce başlamış bu sanata hızla adapte oldu. Alt yapısı zengin bir folklör kültürüne dayanan insanımız bu oluşuma ayak uydurdu. İlk kuşak dansçılar uzun yıllar büyük uğraş vererek, bizde yeni bu sanat anlayışını yaygınlaştırdılar, anlattılar, sevdirdiler.

Devlet Tiyatroları bünyesindeki Opera Bölümü, uzun politik ve ekonomik uğraşlardan sonra ayrılıp Devlet Operası adını aldı. Baleye yakınlıyla bilinen, büyük opera adamı Aydın Gün, bu oluşumu yeterli bulmadı ve de Valois’nın katkılarıyla ismi değiştirilerek Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü kuruldu.

Yetişen yeni kuşaklar çoğalarak koreograf, besteci, notatör, öğretmen, repetitör sahne gerisi kadrolarını oluşturdular. Buna paralel olarak orkestralar kuruldu; müzikçiler çoğaldı, dekoratörler kostüm çizerleri bale için çalışmaya başladı. Yurt genelinde konservaturların sayısı arttı. Üniversitelere dans bölümleri eklendi; özel bale, dans okulları yaygınlaştı. Yayımlanan kitaplar, dergiler, düzenlenen sempozyumlar, belgesel filmler, yarışmalar bir güç oluşturdu. Eleştirmenleri, araştırma yazarlarıyla birleşip; ülke çapında bir “Dev” olarak nefes olmaya başladı. Politik ve siyasi çalkantıları ustalıkla atlatıp, kendi yolunda ustalığa, olgunluk çağına ulaştı. Doğal olarak ülke kültür politikalarında daha aşılacak çok virajlar bulunmakta. Ama bu potansiyel güç, bir çok çözüm geliştirecektir.

International Theatre Institute UNESCO - Uluslar arası Tiyatro Enstitüsü UNESCO 1982’den bu yana her 29 Nisan’da Dünya Dans Günü’nü kutluyor. Klasik balesiyle, modern dansıyla, tiyatro balesiyle, caz ve salon danslarıyla, folklör danslarıyla Dünya Dans Gününe “Merhaba!”.

Perşembe, Mart 20, 2008

SANATIN SAVAŞA DAYANILMAZ TANIKLIĞI...

"BEARING WITNESS: 5 Years of Reporting War in Iraq"
A REUTERS Visual Project by Ayperi Ecer Karabuda - Jassim Ahmad

TR açıklama için tıklayınız.

"GOOD MORNING AMERICA" IRAN'DAKI SANAT BANKASINDA!

Emine Çaykara yollamış bağlantıyı:
http://abcnews.go.com/Video/playerIndex?id=4369467

Önce bir kısa reklam izlettirseler de ardından gösterilen sanat eserlerini, onların saklanış biçimini, GMA muhabiri hatunun başındaki eşarbı, ... görmeye değer...

Cumartesi, Mart 08, 2008

AÇIK RADYO'YA SAHİP ÇIKMA GÜNLERİ...

Hep Birlikte Açık Radyo!
Açık Radyo'nun Dinleyici Destek Projesi özel yayını
5. yılına başlıyor!
Adalet ve barış, hukuk ve insan hakları, demokrasi, küresel iklim krizi, rock, caz, klasik müzik, edebiyat, çocuk, mimarlık, opera, rebetiko, sağlık, kedi, köpek, elektronik müzik, hip-hop, bilim kurgu, atçılık, deniz, teknoloji, yemek, dünya müziği... Kâinatın tüm seslerine, renklerine ve titreşimlerine Açık Radyo, 13 yıldır bağımsız yayın deneyimini, 94.9 frekansından kâinata seslenerek sürdürüyor.
Müstesna konukların programcılar ve dinleyicilerle birlikte yayın yapacakları Dinleyici Destek Projesi, 5. yıl özel yayınına 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde başlıyor. Feryal Öney, Ayşe Kadıoğlu, Aylin Aslım, Leman Sam ile başlayacak ve Sezen Aksu'yla sona erecek olan şenlik; Açık Gazete'ye konuk olacak dinleyiciler ve yakında basılacak olan Açık Radyo ansiklopedik kitabından ilginç maddelerle 16 Mart'a kadar sürecek.
Dinleyici Destek Hattı: (0 212 343 41 41) ya da (www.acikradyo.com.tr)
Açık Radyo Dinleyici Destek Özel Yayını Müstesna Konukları
8 - 16 Mart 2008
8 Mart Cumartesi
12.00 Feryal Öney
14.00 Kaan Sezyum
16.00 Aylin Aslım ve konuğu Ayça Şen
18.00 Leman Sam
20.00 Ayşe Kadıoğlu
9 Mart Pazar
11.00 Erkan Oğur
13.00 Ayşe Tütüncü
15.00 Orhan Osman
17.00 Çağan Irmak
21.00 Okan Bayülgen
10 Mart Pazartesi
14.00 Modern Folk Üçlüsü
15.30 Cengiz Özkan
19.00 Kurtalan Ekspres
21.00 Akın Eldes
11 Mart Salı
16.00 Candan Erçetin
18.00 Ezginin Günlüğü
20.00 Kudret Sabancı
12 Mart Çarşamba
14.00 Derviş Zaim
15.00 Sabahat Akkiraz
18.00 Serdar Ateşer
20.00 Fuat Ergin
13 Mart Perşembe
16.00 Kenan Işık ve konukları Ali Sürmeli ve Seval Eroğlu
18.00 Hülya Koçyiğit ve konuğu Özgün
21.00 Ayyuka
14 Mart Cuma
16.00 Nejat Yavaşoğulları
18.00 Demir Demirkan
20.00 Durul ve Yağmur Taylan
15 Mart Cumartesi
13.00 Demet Akbağ
17.00 Mor ve Ötesi
19.00 Şebnem Ferah
21.00 Fikret Kuşkan ve Nejat İşler
16 Mart Pazar
11.00 Şebnem İşigüzel ve konuğu Takuhi Tovmasyan
14.00 Uğur Yücel
16.00 Arto Tunçboyacıyan
18.00 Sezen Aksu

Cumartesi, Şubat 16, 2008

ÖRSAN K.ÖYMEN'İN "SORBONNE" KONFERANSI

20 Şubat 2008, Çarşamba günü, Örsan Öymen Paris, Sorbonne Üniversitesi'nde
"Nietzsche ve Kuşkuculuk" başlıklı bir konferans verecek... (*)

"Assos'ta Felsefe"nin kurucusu Öymen'in bu konferansından önceki günlerde, Assos'ta da hayli ilginç bir program var:
16-17 Şubat 2008
Karl Marx'ın Felsefesi
16 Şubat Cumartesi
12:00 Oruç Aruoba: "Marx'ın Gözü"
15:00 Barış Parkan: "Komünizm: Başka Bir Algılayış"
18:00 Türker Armaner: "Marx ve Kendine Yabancılaşan 19. Yüzyıl"
20:30 Nazlıhan Restaurant'ta Akşam Yemeği
22:30 Uzun Ev'de Parti

17 Şubat Pazar
11:00 Sinan Özbek: "Marx Ekoloji Körü Mü?"
14:00 Çetin Türkyılmaz: "Marx Bir Anti-Hümanist Mi?"

(Bu içeriği buraya girmeme vesile olan Koray ÖZGEN'e teşekkür etmem gerek!/ A.T.)
-----------------------------------------
(*): The Paris Philosophy Forum
mercredi 20 février, 2008,
10h00-12h00
Örsan ÖYMEN, Professeur associé au Département de Philosophie de l’Université Yeditepe (Istanbul)
"Nietzsche and Scepticism"
Cette conférence sera prononcée en anglais
12, place du Panthéonsalle 216 (2e étage)

Çarşamba, Şubat 13, 2008

HÜSEYİN ALPTEKİN'İN ARDINDAN YAZILANLAR...

Önce Işıl Alatlı "-Okudun mu Vasıf'ın Milliyet'te Hüseyin Alptekin için yazdığını?" dedi. "Böyle bir konuda, bu kadar duyarlılıkla yazılmış bir metin daha görmediği"ni de ekledi... Okumamıştım ama o yazıyı bulmak güç olmadı... Sonra aynı yazının redakte edilmemiş versiyonu okundu... Daha sonra Ali Akay'ın bu ilginç yazısı... Daha önce çıkmış olanlar...

Acaba ardından yazılanlar da farklı bir "enstalasyon" mu oluşturmuştu, şikayet etmek ne kadar gerekliydi? diye düşündüm...

Salı, Ocak 22, 2008

SEMİH POROY'UN "FEKLAVYE" SERGİSİ (1 ŞUBAT - 11 ŞUBAT 2008)

"tiklayin lutfen Semih Poroy, Cumhuriyet gazetesinin Kitap ekinde yayımladığı haftalık çizgi-dizisi FEKLAVYE ile – başına geleceklerden habersiz – birkaç yıldır edebiyat dünyasına sataşıp duruyor."
Bu eserleri sergileyecek olan Schneidertempel böyle diyor web sitesinde...
Açılış töreni 31 Ocak'ta yapılacak Sergi 11 Şubat 2008'e kadar açık olacak.

(Adres için resme ya da başlığa tıklayablirsiniz.)

Prof.Dr. UFUK ESİN...

Türkiye'de 'arkeometri'nin başlamasına öncülük eden, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) şeref üyesi Prof. Dr. Ufuk Esin, son yolculuğuna uğurlandı...

Salı, Ocak 15, 2008

BANA ISLAK MAYONUZU GÖSTERİN!

Sevim Burak metinlerinden yola çıkan bir sahne gösterisi...

BENİMSE NEDEN HİÇ AĞLAMADIĞIM BİR SIRDIR
BU NE FEVKALADE FELSEFE
HAYATIMA ÜZÜLMEDİĞİM İÇİN KİM SUÇLU?

Sevim Burak-Yanık Saraylar

Çağdaş sahne gösterimleri üreten 22/11, ilk yapıtı olan "Bana Islak Mayonuzu Gösterin"i, İlk kez Mayıs 2007' de Garajistanbul'da sahnelenmişti. Topluluk aynı yapıtı çağdaş sanat oluşumlarının yeni mekânı Santral İstanbul'da 24, 25,26 Ocak 2008'de yeniden sahneye koyuyor.

Handan Ergiydiren Özer önderliğinde kurulan ve dans, tiyatro, ses ve mimarinin etkileşimini yeniden yorumlayan 22/11 (yirmiikionbir) proje topluluğu, "Bana Islak Mayonuzu Gösterin" adlı eserde Zafer Aracagök'ün Sevim Burak üzerine, tamamlanmış ses tasarımı-müzik projesi "Yalvarırım Beyefendi Saatınız Kaçı Gösteriyor?" ile işbirliği yapıyor. Seda Temizer Yöntem'in tasarladığı sahnede her gece yeniden okunuyor Sevim Burak, her gece yeniden bozuluyor ve yeniden kuruluyor yazarın dünyası.

"Bana Islak Mayonuzu Gösterin" ne yalnızca fiziksel tiyatro ne de çağdaş dans kategorisine indirgenemiyor. 22/11 ekibi de bu yapının sınırlarının önceden belirlenmiş olmadığını, her gece kendilerinin ve birbirlerinin hayaletleriyle yüzleşerek Sevim Burak'ı yeniden okuduklarını ifade ediyor.

Koreograf Handan Ergiydiren Özer, gösterim boyunca dekor ve mimarinin de müdahil olduğu, devinim ve rejinin, bozulmalara, kazalara ve sapmalara açık bir tutum izlediğini anlatıyor. Seyirciyi "yok sayma"nın, içe dönük, her karesi ezberlenmiş bir gösterim sahnelemenin de kendisi için cazip olmadığını söylüyor. Ekip farklı art alanlardan gelen; dans, tiyatro, felsefe, tasarım kökenli yaratıcılardan oluşuyor.

22/11, projelerinde bu çeşitliliğin zenginliğini arıyor ve işbirliği içinde üretmenin çağdaş gösterim sanatlarının temel düşüncesi olduğuna inanıyor.

22/11 tiyatro, dans, tasarım ve sesin birleştiği yerde, zamanımızın anlatısını bulmaya çalışıyor. Şüpheci, sorgulayıcı, ezber bozucu tutumuyla, izleyiciye doğrudan ulaşmak ve bir 'farkındalık' duygusu yaşatmayı hedefliyor.
Ses Tasarımı: Zafer Aracagök
Birlikte yaratanlar ve gösterimciler: Misket Alkım – İlyas Odman – Zerçin Sönmez – Ufuk Şenel – Müge Yetişmen – Çağlar Yiğitoğulları
Dramaturji : Selda Öndül – Linda Stark
Sahne ve Işık Tasarımı: Seda Temizer Yöntem
Kostüm Tasarımı: Erkmen Savaşkan
Proje Asistanı: Tuğba Ayas

Web: http://www.yirmiikionbir.com/
e-posta: yirmiikionbir@gmail.com

Çarşamba, Ocak 02, 2008

Pazartesi, Aralık 31, 2007

"BANA BİR PICASSO GEREK"

HAYAT SANATTIR!

"Başkaları kendi yaşam öykülerini yazar, bense resim yaparım.
Bitmiş olsa da, olmasa da tablolarım günlüğümün sayfalarıdır.
Böyle oldukları için değerlidirler.
Gelecek, tercih ettiği sayfaları seçecektir.
Seçmek bana düşmez."

Pablo Picasso

-Kadıköy'lüleri kıskanmadan!- resmin üstüne tıklarsanız...

RESFEST-TR 2008 İÇİN BAŞVURUNUZU GÖNDERMENİZ İSTENİYOR!

Türkiye’de 2008 Mart ayında dördüncüsü düzenlenecek olan yenilikçi ve sıradışı festival RESFEST bünyesindeki “Türkiye’den Seçmeler” adlı gösterim için kısa film, animasyon, tasarım filmi ve müzik video başvuruları kabul edilmeye başlandı.
Başvuru formu festival web sitesinde: http://www.resfest.com.tr/
Son başvuru tarihi 31 Ocak 2008. Başvurular ücretsiz.
RESFEST’in İstanbul ve Eskişehir yanında bu yıl İzmir’de de düzenlenmesi planlanıyor. “Türkiye’den Seçmeler”e dahil olan yapımlar hem bu şehirleri dolaşacak hem de diğer RESFEST ülkelerinde gösterim için değerlendirilmeye alınacakmış...
Sorular için: info@resfest.com.tr
Türkçe site: www.restfest.com.tr

Pazartesi, Aralık 03, 2007

BONCUK SERGİSİNİN YANISIRA: "YENİLEBİLİR BONCUKLAR"

Gönül Paksoy, bu boncuk etkinliğine damgasını kuvvetli vurmuştu. Öyle ki programda hiç olmadığı halde -son anda açılışa katılacak bir ABD'li kadın sanatçının gelmemesi ve yaşanan panikten sonra "Onun yerine Gönül hanım konuşsun" denmesi üzerine- "Yenilebilir Boncuklar" kavramıyla durduk yerde bir boyut eklemiş olaya...

Konuşmasına başlarken, (ben o sırada orada yoktum, kendi ağzından dinledik bunu Arkeoloji Müzesinde) "-Hanginiz kulağınıza kirazdan küpeler takmamışsınızdır?" diye girmiş.
Sonra "boncuk" kavramının "yenilebilir" de olabileceğine getirmiş lafı. Üstelik yenilebilir boncuklarla yapılacak şeylerin "hediye edilebilirliği"ne de... "Böyle herşeyi olan, hiçbirşeye ihtiyacı olamayan birine bir hediye vereceğinizde onun sevdiğini bildiğiniz yiyeceklerden yapılmış bir kolye verebilirsniz" demiş. "Ya da tersi" diye devam etmiş. "Sizin o sırada paranız yoktur, kalkıp makarnaları boyayıp harika bir obje yapıp, dostunuza armağan edebilirsiniz" demiş. Özellikle batılı katılımcılar hayran kalmış bu yaklaşıma. Sonra da şey dedi, o akşam boncuk yerine kullanılabilecek yiyeceklerden kıyamet gibi (çeşit ve miktar olarak) getirip ortaya yığmış. Kapışılmış malzeme delegeler tarafından hemen...

Gönül Hanım "Buyrun dilediğinizi alın, yiyin, ama dilerseniz bu akşam biraz da bu konuyu düşünün, çalışın, tasarlayın ve yarın getirin buraya sergileyelim, bakalım neler çıkaracaksınız" demiş. Biz pazar günü Rezan Has'a gittiğimizde harika bir ekstra sergi ile karşılaştık. Gerçekten de bu yenilebilir boncuklarla muhteşem tasarımlar ortaya çıkarmışlar, siyah bez mankenlere takmışlar, onlar da gelenleri iki sıra halinde karşılıyorlardı. (İlk defa makinesiz gittiğime pişman oldum)
Aklımda kalan malzeme örnekleri: (Genellikle kolye yapılan) Tropikal meyva kuruları, karanfil tohumu, iğde, zeytin, domates, alıç, elma, kağıtlı okaliptus şekerleri, mandalina, portakal, çiftekavrulmuş lokum, antep fıstığı, kabuğuyla yer fıstığı, salata malzemeleri, ne bileyim allah ne verdiyse işte...