Presence v residence*
European Union, United Kingdom - January 16 2012
Are we edging towards a single, universally applicable, “test” of habitual residence?
Kültür ve sanat ilintili web kaynakları, izlenimler, haberler...
Art and culture resources on the web...
- Avniye TANSUG
European Union, United Kingdom - January 16 2012
Are we edging towards a single, universally applicable, “test” of habitual residence?
| Wilhelm Carlsson, Denize Karabuda |
| Don Kişot |
| Genç Werther'in Acıları |
| Othello |
...Avniye Tansuğ'dan güzel bir soru geldi:"Bir 'Türkçe uzmanı' değilim ama 'hiç değilse ana dilimizi düzgün kullanmak' konusunda çok ısrarcıyım. Son yıllarda bir sözcük var ki beni deli ediyor. Nedenini de bilmiyorum doğrusu!O sözcük 'içerisinde'. Özellikle imzamı taşıyacak metinlerde onu hemen 'içinde'ye çevirmezsem içim rahat etmiyor. 'Dışarısında'ya da aynı işlemi uyguluyorum. Ama birincisi çok yaygın kullanılıyor, hem yazı hem konuşma dilinde. 'İçinde' deyince pekala anlatılıyor anlatılmak istenen. 'İçinde' varken niye 'içerisinde' denir ki?Yoksa benimki yalnızca bir takıntı mı? Bazı sözcüklere duygusal tavırlar takınmak mümkün tabii. Size bir danışayım dedim... Bir kural var mı bu konuda acaba?"Bu soruya kesin bir yanıt vermek zor ama, bazı fikirler ileri sürebilirim.Tansuğ'un duyduğu rahatsızlığın, dilde tasarruf duygusu ve müzik duygusu gibi nedenleri olabilir. Dilde tasarruf ilkesi, genellikle, aynı anlamı verebilen iki kullanımdan hangisi daha kısaysa onu yeğlememize yol açıyor. Bu durumda "içinde"yi yeğlememiz olağan. Üstelik, öylesine önemli yüklerle dolu ve bağımsızlık eğilimli bir sözcükle karşı karşıyayız ki, fazladan kullanılması harcandığı duygusuna da yol açıyor. "İçeri" bizim bütün bir iç dünyamızın, ayrıca hapisanelerin adı, vb.Müzik duygusundan kastım ise zihnimizdeki ritim ve ses ölçülerinin devreye girmesi. "İçerisinde" sözcüğünün çoğu kullanımı aruza göre bir felaket. "Binanın içinde" ya da "birkaç gün içinde" demenin müziği ile "binanın içerisinde" ya da "birkaç gün içerisinde" demenin müziğini karşılaştırmak yeter."
"Yanlış, yanılma, hata" anlamına gelen galat, bir dil bilimi terimi olarak "bir dilden başka bir dile geçerken biçim ve anlam açısından değişikliğe uğrayan kelime veya kelime grupları" şeklinde tanımlanmaktadır. Kelimenin çokluk şekli galatât'dır. Yanlış anlamına geldiği halde herkesçe benimsenip kullanılan kelimelere galat-ı meşhur, hiçbir şekilde kullanımı uygun görülmeyen kelimelere de galat-fahiş denmektedir. Uzun bir geçmişe sahip olan ve bir imparatorluk dili haline gelen Türk dili, 13. ve 14. yüzyıllarda geniş bir coğrafyaya yayılmaya başlamış, önce dilimize yerleşmeye başlayan Arapça ve Farsça kelimeler, daha sonra batı kökenli kelimeler, deyimler ve anlatım biçimleri de eklenmiştir. Ses veya anlam değişikliğine uğrayarak Türkçeye yerleşen bu yabancı öğeler konusunda bazı Osmanlı aydınları tarafından çeşitli sözlükler ve risaleler yazılmıştır. Bu eserde, galatlar konusunda yazılmış bu sözlükler tanıtılmış, yazarlarının galat konusundaki görüşleri ortaya konmuş ve sözlüklerde ele alınan konuların tasnifi yapılmıştır. Cumhuriyet sonrası, galatlar konusunda yazılmış eserleri ilk kez bir araya toplayan bu kitap, bir ilk olmanın yanı sıra, eserlerin yazıldığı dönemde dilin yabancı öğelerden arınması konusunda gösterilen hassasiyeti ortaya koyması bakımından da günümüz için bir örnek teşkil etmektedir. "
|
| Concerto Barocco |
| Creatures Group |
Geçici Heykel Bahçesi olarak bir İstanbul Düğünü...
Yeşim Özsoy ve Genco Gülan'ın hazırladığı performans Osmanlı şenliklerine referans veren çağdaş bir yorum. Klasik bir İstanbul düğünü formatında günümüze uyarlanan gösteri, uçurulan balonlarla, otomobillerin ve raks eden insanların taşıdığı metal minyatür heykelleriyle Duisburg şehri Opera meydanını bir heykel bahçesine dönüştürdü.
Projenin çıkış noktası, ismini de aldığı iki adet Surname'dir: Surname-i Hümayun ve Surname-i Vehbi. Piyasada tıpkı basımları dolaşımda olan 16. ve 18. Yüzyıllardan kalma iki "düğün kitabı" referans olarak alınmış, proje bunların üstüne inşa edilmiş. Fakat "Surname 09" dönemin kopyasını yeniden kurgulayarak sahnelemek yerine yorumlar; iç içe geçmiş bir gösteri ve heykel serisine dönüştürür.
Gösteride rahmetli Metin And'ın ayak izleri takip edilmiştir. Üstat And yazılarında Osmanlı düğünlerini çağdaş gösteriler ile karşılaştırır. Eş zamanlı aksiyonların, doğaçlamanın, hareketli heykellerin klasik batı kalıplarına göre bir avantaj olduğunu vurgular. Düşünsel yapı da günümüzde (hepimizin davetli olabileceği) bir İstanbul şehir düğünü formatına oturtulmuştur. Düğünde dört aile, biri Amerikalı iki damat, iki gelin ve bir sünnet çocuğu heyecanla başlarına gelecekleri beklerler...
Surname 09'daki heykeller ise görsel Osmanlı minyatür imgelerini üçüncü boyutta tartışmayı amaçlar. Gösteride kullanılan 41 parça metal heykel Surname figürlerinin çağdaş yorumlarıdır. Minyatürde "batı" resmindeki gibi bir perspektif olmadığı gibi, bu figürlerin yorumu olan heykeller de (aynı birer şablon gibi) 3. boyuttan yoksun bırakılmışlardır. Bakır, alüminyum, demir ve çelik heykeller (Osmanlı düğünlerindeki benzerlerinde olduğu gibi) hareketlidirler. Kuş heykeli bir balon aracılığıyla uçurulur, dört büyük parça otomobillerin üzerinde gezdirilir, onbeş büyük parça dansçıların sırtına monte edilmiştir (aynı birer kabuki kuklası gibi) ve onlarla beraber hareket ederler. Geri kalan parçalar da yine Surname'dekiler gibi büyükçe birer düğün hediyesidir ve elde taşınırlar. Düğünde eğlence arttıkça misafirler heykellerin de ağırlığı ile yorulurlar.
Devamı yukarda!
“Batı’ya yön veren metinler” başlığını uygun gördüğümüz derleme, Batı zihniyetinin gerçeğine aşinalık geliştirmenin yalnızca kendi bireysel varlığımıza ya da ülkemize karşı değil, doğrudan doğruya insanlığa karşı da görevimiz olduğu inancıyla kotarılmıştır. Dizinde göreceğiniz gibi, dört ciltten oluşan eser, İÖ 1400’lü yıllardan başlayan, İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına kadar uzanan 3.000 yıllık bir süreçte, Batı zihniyetini şekillendirdiği kabul edilen yaklaşık bin metinden oluşmaktadır.
Bu metinleri bir araya getirirken, kültürel tercihlerimizin olası sapmalarından korunmak için, Yale, Indiana, Washington, Harvard ve Brown üniversitelerinin kendi öğrencileri için bir araya getirdikleri seçkilerin kılavuzluğuna başvurduk. Böylece, Batı zihniyetinin gerçeği şeklindeki ifademizin, günümüzün en iddialı evrenkentlerinin mutabakatını yansıttığından emin olduk. “Batıya yön veren metinler”e aşinalık geliştirecek gayretli ve ciddi okurların, Batı zihniyetini çözümlerken kendi medeniyetimizin düşünsel ürünleriyle de hesaplaşabilecekleri bir zemine kavuşmalarını umuyoruz."...
"...“Batı'ya yön veren metinler”in Türk okurlarının istifadesine sunulması gibi bugüne kadar denenmemiş bir çalışmanın en çetin yanı, özellikle de kadim metinlerin çevirilerinde kılavuzluk edebilecek yapıtların kolaylıkla bulunamamasıydı. 1215 tarihli Magna Carta’dan, Çar İkinci Aleksander’ın Özgürlük Fermanı’na, Abraham Lincoln’un Özgürlük Bildirgesi’ne kadar çok sayıda metin, tarihte ilk kez Türkçeleştirildi. Buna karşın, Uludağ ve Elazığ üniversitelerinden Prof. Dr. Zeki Özcan ve Doç. Dr. Cevdet Kılıç’ın bireysel girişimleriyle ürettikleri Plotinus’un Ennead’ları, Bilkent Üniversitesi’nden Dr. Halûk Emiroğlu’nun Corpus İvris Civilis ve Türkiye’de Hukuk’u, Dr. Aytunç Altındal’ın Kilise Babalarına Göre Ekümenik Kavramı gibi fevkalade önemli yapıtlarıyla kavram ve terminoloji mutabakatı sağlanmaya çalışıldı."
Muazzam bir çalışma, gerçekten..| John Gould print image of Ornithorhynchus anatinus (platypus), 1863 |
