Perşembe, Temmuz 08, 2004

"Kültür ve Kimlik": Haziran 2005



Türkiye Kültür Araştırmaları Grubu ve Boğaziçi Üniversitesi Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü ortaklaşa bir Sempozyum düzenlemiş:

III. Kültür Araştırmaları Sempozyumu
Kimlik ve Kültür

14-17 Haziran 2005 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi'nde yapılacak etkinlik bir "kültür araştırmaları sempozyumu" formatında. Bu etkinlik hakkında Türkiye Kültür Araştırmaları Grubu'nun web sitesindeki"Kültür ve Kimlik" bölümünden ayrıntılı bilgi edinebiliyorsunuz...

Sempozyum'a verilecek ve en geç 31 Ekim 2004’e kadar gönderilmesi gereken bildirilerin, "Türkiye’de, eski Osmanlı ve Sovyetler Birliği topraklarında, Avrupa, Amerika, Avustralya, Afrika ile İran ve Çin’de Türk kültürleri ile Türkiye kültürleri bağlamında" aşağıdaki konuları işleyebileceği "ama bunlarla sınırlı olmadığı" da belirtilmiş:

- Kültürel kimlik/Etnik kimlik
- Kimlik ve aidiyet/Kimlik ve fark
- Kimlik inşası/“sosyal mühendislik”
- Kimlik ve ulusal kuruluş mitosları
- Ulusal kimlik/ulusal kimlik inşa projeleri
- Ulusötesi kimlik
- Dinsel kimlik
- Dilsel kimlik
- Cinsel kimlik
- Toplumsal cinsiyet/Heteroseksüel/Eşcinsel/Metroseksüel kimlik
- Kimlik tartışmaları bağlamında melezlik/diyaspora/göç/sürgün
- Kimliğin akışkanlığı
- Tarihsel kimlik/tarihte kimlikler
- Kültürlenme (Enculturation)/Kültürleşme (Acculturation)/Transculturation ve kimlik
- Siyasal kimlik
- Emperyal kimlik
- Hegemon kimlik/Madun (subaltern) kimliği
- Özel ve kamusal alanlarda kimlik/kimlik ve özel ve kamusal alanlar
- Çokkültürlü toplumlarda kimlik
- Kimlik ve “azınlık”/Türkiye Cumhuriyeti’nde azınlık olmak/Azınlık üyesi olarak Türk olmak (İran’da Azeri, Çin’de Uygur, vb.)
- Sovyet-sonrası Türk(i) kimliği
- Osmanlı kimliği
- Gurkanlı (Mughal) kimliği
- Devşirme kimliği
- “Sabetaycı” kimliği
- Türkiye Cumhuriyeti’nin oluşturduğu kimlik/Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş döneminde kimlik oluşturma (inkilaplar, yasalar, önlemler, kurumlar, vb.)
- Türkiye Cumhuriyeti’nde etnik kimlikler
- Avrupa’da/ABD’de/Avustralya’da/Afrika’da Türk olmak
- Türkiye Cumhuriyeti’nde yabancı kimlik sahibi olmak
- Eski Osmanlı topraklarında bugün Türk olmak
- Batılı’nın “öteki”si olmak
- “Batılı” kimlik/“Doğulu” kimlik
- Batılı’nın gözünde Müslüman kimliği/Türk kimliği
- Medyatik kimlik
- Siber-alemde kimlik
- Üstkimlik/altkimlik
- Tasarlanan kimlik
- İcat edilen kimlik
- Sınıfsal kimlik
- Terörist kimliği/ Anarşist kimliği/İhtilalci kimliği
- Reformcu kimliği/reform ve kimlik
- “İslamcı” kimliği
- “Tanzimatçı” kimliği
- Kimlik ve ideoloji
- Bölgesel/yerel kimlik
- Mekân ve kimlik/habitus ve kimlik
- “Modern” kimlik/kimlik ve modernite/modernitenin oluşturduğu kimlik
- Kimlik-akılcılık-pozitivizm ilişkileri
- Simgesel kimlik/simge olarak kimlik
- Bellek ve kimlik/kimlik ve anılar
- Anlatısal (narrative) kimlik
- Bedensel kimlik
- Arzu odağı olarak kimlik
- Donmuş/kemikleşmiş kimlik
- Billurlaşmış kimlik
- Kimliğin temsili/temsilleri
- Kimliklerin temsili/temsilleri
- Irksal kimlik
- Toplumsal kimlik/Sınıfsal kimlik/Kimlik ve demokrasi
- Küreselleşmiş dünyada kimlik/Küresel kimlik
- Tüketici kimliği
- Kapitalist kimlik/sosyalist kimlik
- Karayim/Hazar/Yahudi Türk kimliği
- Süryani/Ortodoks/Protestan/Hristiyan Türk kimliği
- Alevi kimliği
- Tarikat üyesi/Mason locası üyesi kimliği
- Profesyonel kimlik/Ailevi kimlik
- Aydın kimliği
- Toplumsal değişim ve kimlik
- Hapishanelerde, tımarhanelerde vb. oluşan tutuklu kimliği
- Kimlik ve popüler kültür
- Tutucu/gerici/statükocu kimlik(ler) ve nedenleri
- “Anadolu kimliği” var mı?
- Kimlik ve “ana anlatılar”
- Muhacir/Göçmen/Mubadil kimliği
- Kimlik kırılması - parçalanması/kırık - parçalanmış kimlik(ler)
- “Hyung-nular”dan bu yana Türk kimliği: evreleri/tarihçesi/kuramları
- Türk kimliği kuramcıları (Yusuf Akçura, Sadri Maksudi Arsal, İsmail Gaspralı, Ziya Gökalp, Mirsait Sultangaliyef, vb.)
- Kimlik değişiminde yaşanan travma (Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından AB/ABD/Kanada /Avustralya vatandaşlığına, Sovyetler Birliği vatandaşlığından Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına/Batı ülkeleri vatandaşlığına, vb.)
- Kimlik oluşmasında etken olarak: dil/medya/edebi metin/ biyografi – otobiyografi - armağan kitapları/ görsel malzeme (sanat yapıtları, fotoğraf, sinema, vb.)/ maddi kültür (artifact, lieu de mémoire, bina)/ somut olmayan kültür - her tür sözlü metin ve miras/ resmî tarih/devlet/ toplumun “ikona”ları/ alfabe/eğitim kurumları/yayınevleri/müzeler/ gelenek/dans – müzik - şarkı, türkü, âşık geleneği/ show business/spor karşılaşmaları/ hukuk/toplum bilimleri)/din (ve kurumları)/aile (ve üyeleri)/ toplum (ve kurumları).

Bildiri özetlerinizi programk@cstgroup.org adresine e-postayabilir; “Kültür Araştırmaları Sempozyumu dikkatine” ibaresiyle +90 212 287 2470’e fakslayabilir; ya da Boğaziçi Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü, Kültür Araştırmaları Sempozyumu, PK. 2, Bebek, İstanbul (Türkiye) adresine gönderebiliyorsunuz. Daha fazla bilgi için aynı adreslere yazabilir ya da en iyisi http://www.cstgroup.org'a bakıyorsunuz!

Heyecan verici!



Pazar, Mayıs 23, 2004

OIDIPUS SÜRGÜNDE... YA ŞERİF EROL NEREDE?



OIDIPUS SÜRGÜNDE



Studio Oyuncularının sunduğu bu çalışma, Şahika Tekand’ın bir üçlemenin ikinci oyunu olarak çalıştığı, Sofokles’in “Oidipus Kolonos’ta” tragedyasından yola çıkarak yeniden yazıp yönettiği bir oyun. Yapıt festivalde perde açtıktan sonra, “Sofokles’in 2500. Yılı Kutlamaları” çerçevesinde Yunanistan’da sahnelenecek. Oyun, Oidipus hakkında bilinenlerin ve inanılanların kuşkuyla karşılanarak sorgulanmasını ve gerçeğin ortaya çıkarılmasını amaçlayan bir mahkemeye benzetilebilir. Işık tarafından, hem oyuncuların hem de rol kişilerinin kişisel sorumluluk alanlarında, tutumlarını açıkça belli etmek zorunda bırakıldıkları bir sorgulama düzeni içinde, hem sahnedekiler, hem de seyirciler için gerçek bir muhakeme süreci yaratılır. Işığın sorgulayıcı işlevi, Oidipus’un sorgulayıcı karakterini bir oyun kuralı haline getirir. Işık, hem oyunun anlamında saklı bulunan, hem de sahnede tam da o anda varolan gerçeğe ulaşmanın tek aracıdır. Kişisel alanların sınırlayıcılığı, ışığın sorgulayıcı niteliği ile gerilimli bir mahkeme oyunu içinde, Oidipus’un yaptıklarının ve başına gelenlerin ardındaki gerçeğe ulaşılır. Seyirci ışıkla birlikte davranarak, Oidipus’un kuşkusunu ve sorgulayıcı tutumunu bir izleme yöntemi olarak kullanır. Sorar, kuşku duyar, yanıt bekler.

Ortak Yapımcılar Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali, Avrupa Kültür Merkezi Delphi, Studio Oyuncuları.
Yazan ve Yöneten Şahika Tekand
Sahne Tasarımı: Esat Tekand
Kostüm Tasarımı: Esat Tekand
Işık Tasarımı: Şahika Tekand, Esat Tekand
Yönetmen Yardımcıları: Ulushan Ulusman, Utku Gündüz
Prodüksiyon Asistanları: Nedim Zakuto, Özlem Özhabeş, Nilgün Kurtar
Oyuncular: Şerif Erol, Cem Bender, Kerem Karaboğa, Ulushan Ulusman, Arda Kurşunoğlu, Ridade Sarıcan, Özge Dayan, Utku Gündüz
Koro Ahmet Sarıcan, Ozan Gözel, Nedim Zakuto, Nilgün Kurtar, Özlem Özhabeş, Hakan Turutoğlu, Tulu Ülgen, Dilek Atik Meriç, Ali Soyer, Deniz Karaoğlu, Umut Kırcalı, Özlem Bekar, Zeynep Papuççuoğlu, Korhan Soydan, Gökçe Tuncer, Gülşah Karahasan

Kaynak: İKSV Tiyatro Festivali sayfalarından...

......
Bir anekdot:
Dün akşam (22 Mayıs) Enka Oditoryumu'nda Oidipus'un Şerif Erol olduğunu bilmeden izledim bu oyunu. Son anda yetişip, biraz da gerilerde oturmuştuk. Daha ziyade bir "Şahika oyunu" izleme ruh durumuyla gitmiştik zaten, o yüzden oyunun broşürünü de alamadan girmiştik içeriye. Festival'inkini de...
Daha ilk 5 dakika içinde neredeyse transa geçtik... Bu arada Oidipus... "Oidipus'un sesi ne kadar Şerif Erol" diye bir kaç kere düşündüm... Sonra "yok canım bu bir benzerlik sadece" dedim.
Oyun tek kelimeyle muhteşem idi. Ayakta dakikalarca alkışladıktan sonra ancak çıkarken oyunun broşürünü aldım ve ona da bakamadan hareket etmek zorunda kaldık. Çünkü tüm ekiple kokteylde buluşacaktık. Hala broşür çantamdaydı. Dedeman Otel'deki kokteyle katıldık. Tam da o sırada yanımda Şerif Erol belirdi. Onu görünce bir yandan çantadaki broşüre davranırken, bir taraftan da "-Yoksa Oidipus...??"
Her zamanki alçakgönüllüğüyle, "Evet Oidipus bendim" dedi... İşte o zaman Açık Radyo'dan ayrıldığına çok üzüldüğüm sevgili Şerif Erol'un belki de yıllarca sakladığı bu yeteneğiyle tiyatroda devam etmesinin ne kadar önemli bir kazanç olduğunu düşündüm... "İmzala bu broşürü, bu şaşkınlığımı herkese anlatacağım" dedim.
İşte anlattım da!
Şimdi oyunun olağanüstü ışık düzeni hakkında bana yollanacak açıklama metnini bekliyorum. Gelsin, onu da buradan paylaşırız sizlerle...
Binlerce bravo Stüdyo Oyuncularına...

Cumartesi, Mayıs 22, 2004

Semaver Kumpanya'nın yeni oyunu:
MEM ile ZİN




Topraklar değişse de, Ademler ve Havvalar destanların, oyunların ve kulaktan kulağa fısıldanan hikayelerin baş kahramanı olmuşlar. İster İngiltere saraylarında ister Anadolu’da, ister Mezopotamya’da geçen öyküleri, anlamlarından ve masalsılıklarından hiçbir şey kaybetmeden günümüze ulaşmayı başarmış. Mutsuz aşk öyküleridir çoğunlukla bildiklerimiz: Romeo ve Juliet, Aslı ile Kerem, Leyla ile Mecnun ve daha bir çoğu. Hep kavuşamamanın, engellerle gölgelenen aşkın ve sevginin getirdiği acının öyküleridir bunlar. Kavuşabilenler yaşar aşklarını. Kavuşamayanlarsa destan olur, dolaşır dilden dile, ulaşır yaşamdan kitaba, topraktan sahneye. Nevruz’da iki aşk başlar, biri mutlu biri mutsuz. İkisi de aynı derecede seven iki çiftin öyküsü. Kaderinde birleşmek yazan Siti ile Tajdin mutsuz aşıkların öyküsünün satır aralarında kaybolur giderler. Onların birleşmesi Mem ile Zin’in ayrılıklarının vurgusu olur. İki sevgili acı dolu bir yaşamı mezarda birleşerek noktalarlar.



Yazan:Cuma Boynukara
Yöneten:Bülent Emin Yarar – Işıl Kasapoğlu
Sahne ve Dekor Tasarım: Hakan Dündar
Kostüm: Funda Çebi
Müzik: Mazlum Çimen
Dramaturji: Yavuz Pekman, Günay Ertekin
Işık Tasarım: Sema Öztaş
Dans Düzeni: Maral Ceranoğlu
Yönetmen Asistanı: Tansu Biçer
Oyuncular: Sibel Altan, Sarp Aydınoğlu, Asil Büyüközçelik,Banu Çiçek, Bülent Çolak, Emel Çölgeçen, Fatih Dönmez, Özlem Durmaz, Ümit İlban, Serkan Keskin, Sezai Paracıkoğlu, Yavuz Pekman, Ali Savaşçı, Mine Tugay.

Oyunun Süresi: Ara yok bir buçuk saat.

Oyunun prömiyeri 14. ULUSLARARASI İSTANBUL TİYATRO FESTİVALİ kapsamında, 3 Haziran ve 4 Haziran'da ÇEVRE TİYATROSU'nda...
Semaver Kumpanya

Salı, Mayıs 18, 2004

TARİHİ YARIMADA'DA ŞENLİK VAR!

Önce 5 Mayıs'ta "HIDRELLEZ 2004"...



Semaver Kumpanya'nın "KUŞLAR"ı Ahırkapı sokaklarında...


Sonra "Sirkeci Sokak Müzikleri Gecesi"...


Tarihi yarımada aldı yürüyor!
Ne güzel...

Çarşamba, Mart 03, 2004

1001 Belgesel



http://www.1001documentary.org/

Festival sırasında gerçekleşecek yan etkinlikler arasında iki de atölye çalışması yer alıyor. 'Belgesel Sinemada Dijital Teknolojilerin Kullanımı' konusunun tartışılacağı ilk etkinlik 4 Mart, 16.30'da Turkcell Binası'nda; EDN (European Documentary Network-Avrupa Belgesel Film Ağı) Başkanı Ike Bertels'in kendi filmlerinden örnekler sunarak deneyimlerini aktaracağı atölye çalışması da 5 Mart, 16.30'da yine aynı salonda gerçekleşecek. Festival boyunca Fotografevi de dia gösterilerine ev sahipliği yapacak...




Cumartesi, Şubat 28, 2004

www.mimarlikmuzesi.org



Sanal Mimarlık Müzesi, www.mimarlikmuzesi.org adresinde sanatseverlerin ziyaretine açıldı. Yapı- Endüstri Merkezi tarafından sanal ortamda kurulan müze, Türkiye'de yıllardır gündemde olan ancak yaşama geçirilemeyen gerçek 'Mimarlık Müzesi'nin ilk adımı olma özelliğini taşıyor. Dünya mimarlık mirasını oluşturan eserlerin sergileneceği müzede, çeşitli kişi ve kurumların arşivlerinde saklanan belgeler de gün ışığına çıkarılacak.
Ayrıca Türk mimarlığının yurtdışında tanınması için 'www.archmuseum.org' adresinde İngilizce yayına da başlayacak olan müze, mimarlarla yapılan röportajlar, anılar ve yapı öyküleriyle yalnızca 'gezilen' değil, aynı zamanda 'okunan' bir sanal mekân olmayı hedefliyor. Müzede yer alan bütün bilgi ve belgeler dijital kayıt biçiminde saklanarak, mimarlık tarihi açısından çok değerli bir arşiv oluşturulacak.
Müzenin 'galeri' bölümünde 45 günde bir yenilenen tematik sergiler sona erdikten sonra 'koleksiyon' bölümüne alınarak müzenin büyümesi sağlanacak. 'Koleksiyon' bölümünde o güne kadar müzede sergilenmiş bütün obje, belge ve bilgiler, 'yapılar', 'portreler' gibi ana başlıklar altında kullanıcının araştırmasına açık tutulurken, dileyen ziyaretçiler 'galeri' arşivindeki geçmiş sergilere ulaşıp gezebilecekler. Sanat Tarihçisi Derya Nüket Özer tarafından hazırlanan Sanal Mimarlık Müzesi'nde ilk aşamada Mimar Sedat Çetintaş'ın, Prof. Kemal Ahmet Arû'nun, mimar Tan Oral'ın sergileri yer alacak. Araştırmacılara yönelik olarak hazırlanan 'Sahaf' sergisi ise, her sergi döneminde yenilenecek. (Kültür Sanat)

Radikal haberi

Pazartesi, Şubat 16, 2004

Astor Piazzolla'nin şarkılarına ilham veren Amelita BALTAR...
Buenos Aires Ruhunu BuzMarkiz’e taşıyor!

ayrıntılı bilgi: "DANCENTRUM"da...

Tangonun sıcaklığı ve tutkusu 19 Şubat’ta Işsanat@buzmarkiz konser serisinde yer alacak olan Amelita Baltar ve grubu ile İstanbul’a taşınıyor. Arjantin tangosunun en büyük divalarından Amelita Baltar coşku ve hüznün birlikte yoğrulduğu muhteşem müziğinde Buenos Aires ruhunu Buzmarkiz’de yeniden canlandıracak.


Folk şarkıları söylemeye başladığı ilk günlerden itibaren orijinal sesi ve drama yeteneğiyle söylediği her şarkıya ayrı bir özellik kazandırdı. 1968'de ilk uzun çalarıyla Ulusal Disko Festivalinde birincilik ödülü kazanan Baltar aynı yıl Astor Piazzolla tarafından keşfedildiğinde, Piazzola'nın Horacio Ferrer ile birlikte yazdığı Maria De buenos Aires adlı opera eserinde baş rolü üstlendi ve bu, sanatçının uzun yıllar sürecek Piazzola ve Ferrer ile yaptığı işbirliğinin ilk adımı oldu. Amelita Baltar Piazzola ile Latin Amerika'yı bir baştan bir başa dolaştı. 1971'de geldikleri Avrupa’da aralarında Paris Olympia’nın da bulunduğu tüm büyük konser salonlarında konserler verdiler, TV programları yaptılar. Yorumcu olarak pek çok kez "en iyi" seçilen Baltar, Los Pajaros Perididos şarkısıyla Palma de Mallorca ödülünü de kazandı. Piazzola ile yollarını ayırdığı 1975'te yeniden Arjantin'e geldi.

Amelita Baltar müzik kariyerinin yanısıra tiyatro ve beyazperde de başarılı çalışmalara imza attı. Almanya ve İtalyan RAI televizyonu için çevirdiği filmlerin yanısıra, 1990’da yönetmen Agresti'nin davetiyle Hollanda'ya giderek Luba filminde rol aldı. 1979'da Coconoote Grove'da ve bir yıl boyunca da El Club adlı müzikal komedide yer alarak tiyatroya da adım atan sanatçı Şubat 1990'da Paris'te altı hafta boyunca sahnelenen Trottoirs de Buenos Aires adlı oyunda rol üstlendi.

1977'de kariyerindeki diğer bir önemli basamak olan Jorge Luz ile çalışmaya başladı. Birkaç yıl sonra da bir ilke daha imza atarak A. Favero'nun müzikleriyle önce Sao Paulo'da ardından da Buenos Aires'te Tango-Rock gösterilerine başladı.

Amelita Baltar, kendine has sesi ve yorumuyla dünyanın dört bir yanında tangolarıyla herkesi kendine hayran bırakmaya devam ediyor. Juan de Dios Filiberto orkestrasıyla birlikte 30. sanat yılını kutlamak üzere çok özel bir proje olan Amelitango'yu pek çok şehirde sergiledikten sonra 2001 yılında son albümü olan Amelita de Todos los Tangos'u Warner Music'ten çıkardı.

Tarih: 19 Şubat Perşembe 2004
Yer: Buzhol/ Passage Markiz No:360 Beyoğlu Başlama saati: 22:30
Baltar'ın müziğinden bir örnek dinlemek için: ToDoDance



Pazar, Şubat 08, 2004

Amasra Kent Kültürü Araştırmaları Sivil Toplum İnisiyatifi



ÇEKÜL Amasra Temsilciliğinin de içinde yer aldığı çalışmalarını sürdürüyor...
Adres: AKKA STİ


"TERK"


STÜDYO DRAMA TİYATRO TOPLULUĞU



Oyun-Tek Perde - Trajikomik

Yazan ve Yöneten
ONUR BAYRAKTAR

Oynayanlar
DOĞA RUTKAY
GÜRGEN ÖZ, MUSTAFA DİNÇ
ONUR BAYRAKTAR, RANA MAMATLIOĞLU, YELDA BASKIN


İnsanın yaşadığı olayların kendisini ve çevresini nasıl etkilediğini farklı bir bakış açısıyla ele alan, trajikomik bir yapısı olan oyun... Genç karakterinin aile bireyleriyle ilişkisinden yola çıkarak kendi yaşamıyla yüzleşmesini ve yaptığı sorgulamaları kimi zaman trajik, kimi zaman komik bir üslupla yansıtıyor...

17 ŞUBAT SALI SAAT: 21:00 / 24 ŞUBAT SALI SAAT: 21:00
-AKATLAR KÜLTÜR MERKEZİ- Tel: 0212 351 93 84

21 ŞUBAT CUMARTESİ SAAT: 20:30 / 22 ŞUBAT PAZAR SAAT: 15:00
-BİLGİ ÜNİVERSİTESİ DOLAPDERE KAMPÜSÜ- Tel: 0212 393 50 10
(Taksim AKM'den oyuna servisler kalkıyor...)



Salı, Şubat 03, 2004



Milliyet'in "kültüre hizmeti çok önemsediği" zamanlarda, "Kültür Mirasımızı Koruma Kampanyası" sırasında birlikte çalışmıştık... Hasan Özgen'i, Enis Rıza'yı, Nalan Sakızlı'yı, Hakan Aytekin'i, Ahmet Hızarcı'yı, İlhami'yi, Savaş Güvezne'yi... hep o dönemde Arın'la birlikte oluşturulmuş "MTV" çatısı altında tanıdım... Başsağlığı diliyorum sevenlerine...

Cuma, Aralık 26, 2003

Tanpınar görebilseydi...


EMİNÖNÜ PLATFORMU’NUN “EMİNÖNÜ HEMŞEHRİLİK BEYANNAMESİ” 29 ARALIK PAZARTESİ GÜNÜ İMZAYA AÇILIYOR

Bir dünya kültür mirasının tam da ortasında, İstanbul’un tarihi yarımadası Eminönü’ne eskiden sahip olduğu itibarı iade için kurulan “Eminönü Platformu”, şimdi de “Eminönü Hemşehrilik Beyannamesi”ni 29 Aralık 2003, Pazartesi günü, Nuruosmaniye Caddesi’nde törenle imzaya açıyor!

Eminönü Platformu (*) , 29 Aralık 2003, Pazartesi günü, saat 12.00’de Nuruosmaniye Caddesi üzerinde düzenlediği sokak töreninde, “Eminönü Hemşehrilik Beyannamesini”ni Eminönülü’lerin imzasına açacak. Platform, böyle bir etkinlikle, hemşehrilik bilincini pekiştirmek ve yaklaşan yerel seçimlerde katılımcı demokrasinin sağlıklı işlemesi ve seçmenlerin kime oy vereceği konusunda daha bilinçli davranmaları, özellikle seçmen listelerindeki kayıtlarını 5 Ocak 2003 akşamına kadar kontrol etmeleri için simgesel olarak bir “toplumsal sözleşme” kavramından yararlanmayı amaçlıyor... “Eminönü Hemşehrilik Beyannamesi”yle -Ahmet Hamdi Tanpınar’a da bir gönderme yapılarak-, vatandaşlardan, “şehirde belediyenin veya devletin bir misafiri gibi” oturmayıp, “çevresine sahip çıkarak, onu koruyacağı” yolunda söz alınıyor...

Program:
12.00 – Nuruosmaniye Caddesi’nde Toplanma ve Açılış (Cağaloğlu) - Ahırkapı Roman Orkestrası
12.15 – Platform Sözcülerinin konuşmaları
12.30 – 13.00 “Eminönü Hemşehrilik Beyannamesi”nin imzaya açılması

----------------------------------------------------------------------------------------------------------
(*) Ayrıntılar ve "Beyanname" metni http://eminonuplatformu.org web sitesinde...


Iyi ki doğdun Sanat Haber...


Kutlamayi kacirdiysaniz tiklayin!

Füsun Özbilgen'in SanatHaber.net'i 1 yaşına basarken, yanında bir de "e-dergi" kardeşi oldu: Salyangoz...
Özbilgen ve ekibini içten kutluyorum...

Pazar, Aralık 14, 2003

üşenme, oku!


anti-pop'ta "İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi"




Semaver Kumpanya'nın 12. Gece'si İtalya'da!




Semaver Kumpanya’nın Onikinci Gece’ si 16, 17, 18 Aralık’ ta Roma’ da Teatro Vascello sahnesinde olacak. Teatro Vascello bu sezon “Shakespeare’e Teşekkür“ adı altında düzenlediği etkinlik programında Türkiye’ den Semaver Kumpanya’ya yer verdi.

Semaver Kumpanya; geçtiğimiz seneden bu yana Onikinci Gece’ yi Çevre Tiyatrosunda ve Türkiye’nin dört bir yanında sahneledi. Onikinci Gece Çevre Tiyatrosu’nda izleyebilirsiniz..

Semaver Kumpanya'nın web sitesi de yayına girdi: http://www.semaverkumpanya.com




Mehmet Bayhan'ın çağrısı:


Yıldız Teknik Üniversitesi
Sanat ve Tasarım Fakültesi
Fotoğraf ve Video Programı
2. Uluslararası Fotoğraf Yarışması
Sergi Açılışı ve Ödül Törenine
............. Çağrı .............

16 Aralık Salı 15.oo
Fotoğrafseverleri Bekliyoruz.
----------------------------------------------
Açılışa gelemeyecekler için :
20 Aralık Cumartesi 11.oo - 16.oo
arasında da sergide olacağız...


Perşembe, Kasım 20, 2003

Diyarbakır, Yiğityolu Köyü'ne el verelim!



Öğretmen Rıdvan Sadık'tan mesaj geldi:

--------------------------------------------------------------------------------


----- Original Message -----
From:
To: "avniye.tansug"
Sent: Tuesday, November 18, 2003 6:07 PM
Subject: MERHABALAR...!


17.11.2003 / DİYARBAKIR


Öncelikle sizi bu denli rötarla rahatsız etme cür'etinde bulunduğum için anlayışınıza sığınarak özür diliyorum. Şu an Diyarbakır İline 45 km uzaklıktaki bir köy ilköğretim okulunda görevime devam ediyorum.

Şimdi anlayışınıza sığınarak ilk olarak Adıyaman'ın akabinde şu anda görev yaptığım okulu arz etmeye çalışacağım:

Size daha önce de telefonda arz etmiş olduğum üzere Adıyaman İli Kahta İlçesi Göçeri İlköğretim Okulunda 1998 yılı 24 Kasım'ında göreve başladım. 1960 'lı yıllarda 52 köy ve mezranın orta yerinde 25.000 insanın ikamet ettiği bir yerde Ziraat Meslek Lisesi adı altında temeli atılan , 1969 yılında inşaatı biten ancak gerek il ve ilçe merkezine uzaklığı ve gerekse de o tarihlerde böylesi bir yapılanmanın bölge itibariyle çok "lüks" bulunmasından dolayı okul 1994 yılına kadar gübre deposu, tütün deposu, evleri Atatürk Baraj Gölü altında kalan vatandaşların istihdamında kullanılmış, uzun bir süre de acı bir itiraf ki çevre köylerin hayvanlarının barınağı olarak kullanılmış.

Ancak 1994 yılında Ülkemizin İlk Taşımalı okulu ünvanını da alarak eğitim - öğretime açılmış. Ama sadece açılmış. Çünkü ben 1998 yılı itibariyle çevre bir okuldan geldiğimde okul tabir-i caiz olacaksa virane bir haldeydi. Öğrencilerimle beraber okulun 3. Katından hayvan gübresi temizlediğim günleri anımsıyorum şimdi tatlı bir buruklukla birlikte. Okulda eğitim araç-gereci namına bir şey olmadığı gibi kayıtlı 434 öğrencinin sadece ama sadece 198'i okula devam ediyordu.
Silsile yolu ile Valilik makamına kadar bürokrasi kapılarını yüzlerce kez aşındırdım. Ama 2 yıl içerisinde bir arpa boyu dahi yol gidemedim.
Geçen her saat , her gün, her ay zayıf ve eksik yetişen bir nesil anlamına geliyordu. Ben de bir eğitimci olarak biliyordum ki yıkılan bir binanın onarımı, hastalanan bir insanın tedavisi, kaybedilen bir servetin tedavisi belki mümkündü ama kimse giden zamanı geri getirmeye muktedir değildi . Geçen zaman öğrencilerimin eksik ve yanlış yetiştirilmesi anlamına geliyordu. Eksik ve yanlış yetişen nesillerin de biricik ülkemin başına tedavisi mümkün olmayan birer yara olacaklarını düşünüyor ve vicdan azabı ile karışık çaresizlik içinde kıvranıyordum.
Tüm bu düşüncelerden yola çıkarak 2000 yılının başlarında yurt çapında bir yardım kampanyası başlatma kararı aldım. Aklıma gelen, bulabildiğim, ulaşabildiğim her yeri ama her yeri mektup, faks, e-mail yağmuruna tuttum.

Yaklaşık 3 ay içerisinde çabalarım meyve vermeye başladı. Okuluma yardımlar gelmeye başladığında oturup çocuklar gibi ağlamıştım sevincimden. Çünkü öğrencilerim çikolataları, gofretleri tv reklamlarından tanıyorlardı sadece. Okula gelen muzu kabuklarıyla yemeye çalışan 7. Sınıf öğrencisi tahayyül edebilir misiniz? Peki ya henüz ilkokul 1. Sınıfta olduğu halde sabah henüz güneş doğmadan elinde ekmeğinin üzerine sürdüğü salça ile birlikte yarı uykulu gözlerle tütün kırmaya çalışan bir öğrenciyi? Hastalığı haricinde ki ölümcül hasta olmadan o da mümkün değildi ilçe ve il merkezini görebilme şansı olmayan çocukları canlandırabilir misiniz kafanızda? Çocuklarımı Adıyaman İl Merkezine minibüslerle sınavlara götürdüğümde çarpışan otolara bindirdiğimde oturup ağlamıştım çocuklar gibi.

Bu tablo içinde ilk etapta okuluma taşınan 34 köyde maddi imkansızlıklardan dolayı gönderilemeyen öğrencilerimi kazanmak için gönüllü öğretmenlerimle beraber köy köy dolaştım ve bütün öğrencilerimizi kazandık gelen yardımlarla. Velilerin kafasındaki gereksiz okul kavramı veya "şeytan mektebi" imajı yıkılmaya başlamıştı bu ziyaretlerle. Kısa bir süre sonra da tümüyle kayboldu gelişen diyalog ve işbirliği içinde.

Artık kız öğrencilerim okula gönderilmeye başlanmıştı. Üstelik 5. Sınıfı bitirir bitirmez deyim yerindeyse satılmıyorlardı , zoraki evlendirilmiyorlardı yüklü bir para karşılığında daha çocukken.
Sonuç olarak 2000 Mart / 2003 Temmuz tarihleri arasında gelen bu yardımlarla ;
-Okula gönderilmeyen ve bölgenin sosyo-ekonomik yapısı gereği erken evlendirilen 193'ü kız olmak üzere 397 öğrencimizi okula kazandırdık ve şu anda onların 19 tanesi Sağlık Meslek Lisesi öğrencisi.
-Okulumuza 10.645 kitabın bulunduğu halka açık bir kütüphane kurduk. Bu kütüphane ve açılan okuma- yazma kurslarıyla okur_yazarlık oranı % 9'lardan % 64'lere çıktı.
-Okulumuza en modern donanımla 1. Ve 2. Kademe olmak üzere 2 adt Fen Bilgisi Laboratuarı kuruldu.
-Yaptığımız müsamere ve sergilerle 1 fotokopi makinesi ve 3 adet bilgisayar aldık okulumuza.
- 2500 kitap, 1 tv, 160 civarında cd, 1 vcd ve diğer demirbaş eşyalarla okula tam donanımlı bir yabancı dil laboratuar kurduk. Üstelik oradaki büyüklerimizin deyimiyle bir köy okuluna.
- Gelen yardımlarla 35 sınıfın ısınma problemini çözmek için kalorifer sistemi kurduk.
- Bütün öğrenciler 3 yıl boyunca ne kitaba, ne kırtasiyeye, ne giyime tek kuruş para ödemediler. Zaten ödeyebilecek durumda da değillerdi.
Ve daha sayamadığım bir çok yenilik ve başarı ile okulumuz ilimizin ve ilçemizin en güzide okullarından biri haline geldi. Ve bütün bunlar sizin gibi eğitim gönüllüsü, eğitim dostu insanlar sayesinde gerçekleşti.
Bu zaman sürecinde 14 Anadolu Lisesi, 29 Sağlık Meslek Lisesi, 2 Eğitim Fakültesi, 1 Fen Lisesi, 6'sı Meslek Yüksekokulu'nda okuyan öğrencilerimiz oldu. Öğrencilerimiz 2002-2003 Eğitim ve öğretim yılında düzenlenen bilgi yarışmasında İlçe birincisi ve il ikincisi oldu 864 okulu geride bırakarak. Ve ben okulumdan gözü yaşlı ayrılırken 936 öğrencimin bu konudaki azim ve kararlılığını görmeye değerdi.

Sonuç olarak okulumu bölgede 8 yıl kalmanın verdiği tatlı yorgunlukla yepyeni ve enerji dolu genç bir kadroya teslim ederek D.Bakır'a geldim.
Ama şu anda bulunduğum okul Göçeri'den çok ama çok daha kötü ve herşey sil baştan. Kısaca anlatmaya çalışayım:

Öğrencilerimizin % 73'ünün evinde tv dahi yok.
Türkçe konuşabilmek büyük bir problem.
Öğrencilerin çantalarında ki çanta dediğim naylon poşetlerden ibaret kırtasiye namına hiçbir şey yok. Sadece bu öğretim yılında dağıtılan kitaplar mevcut.
Farklı renk ve büyüklükte ayakkabılarla okula gelen öğrencilerin sayısı azımsanacak gibi değil.
Okulun kayıtlı öğrenci sayısı 697, devam eden 534 öğrenci var.
Okul Karacadağ eteklerine kurulu olduğu için soğuk hava ve rüzgar biz yetişkinlerin bile kanını dondururken öğrencilerin üzerinde elbise namına bir şey yok.
Karacadağ sönmüş bir volkan olduğu için etraf simsiyah kayalara dolu ve bu yüzden tek karış arazi dahi yol tarım için. Bu yüzden velilerin hemen hepsi farklı bölgelere mevsimlik işçi olarak gidiyor, gitmek zorunda.
Okulda ve köyde su yok.


"Üşümüşsün Çocuk, Gördüm seni kar altında,
Buğusu Solmuş son Nefesini verirken,
Bingöl'den köye yürüyormuşsunuz abi kardeş,
Abin on yaşında sen ise sadece yedi...
Ilıcalar İlköğretim Bölge Okulu, yatılı...
Hafta Sonu Kabaçalı'ya yaya dönüyormuşsunuz,
Yol 25 km , iklim yaman...
Deşt Köprüsü'nde tipi bastırmış,
Köprü altına sığınmışsınız,
Sen Ferhat, abin serhat ve kuzen Cihan,
Ne üşüdünüz kimbilir çocuk...
Nasıl yandı ellerinizde tipi,
BİRBİRİNİZE SARILI BULMUŞLAR KÜÇÜCÜK CESETLERİNİZİ...
DAYAN ÇOCUK DAYAN, GÜZÜN, YAZA DÖNECEK YAKINDA...
HEP BÖYLE GİTMEZ YA BU ÜLKE...
MUSALLA TAŞLARINDAN, MUKAVVA KOVUKLARDAN, KÖPRÜ ALTLARINDAN, İNŞAAT KUYTULARINDAN KALDIRIP BAŞINI,
NEMLİ GÖZLERİNDEN ÖPMEK İSTİYORUZ...
TİNER TORBALARI YERİNE ELLERİNE ELDİVEN TUTUŞTURMAK İSTİYORUZ...
İSTİYORUZ Kİ AYAZDA DONMASIN AYAKLARIN,
İSTİYORUZ Kİ OCAKTA SÜTÜN OLSUN,
SOFRANDA KARNIN DOYSUN, DAYAN, DAYAN ÖLME ÇOCUK! AZ KALDI BAHARA....
SIK DİŞİNİ DAYAN ÇOCUK...!
HEP BÖYLE GİTMEZ YA BU ÜLKE, GÜN OLUR BU TİPİ DURUR ELBET,
DURMALI ÇÜNKÜ, AYDINLANMALI YARINLARIMIZ ....!
VE KİMBİLİR HİÇ TANIMADIĞIN BİRİLERİ,
GÜZEL TÜRKİYEMİN AYDINLIK YARINLARI NAMINA
SANA EL UZATIR , ÇEKER ALIR SENİ BU ZİFİRİ KARANLIKTAN...."


Kısacası durum bundan ibaret. Eğitimde fırsat eşitliğini avazımız çıktığı kadar bağırdığımız günümüzde bu çocuklara bu eşitliği sağlamak için kolları sıvadım şimdi ve sizin gibi büyüklerimin GÜZEL TÜRKİYEMİN yarınları adına yardımlarına, yönlendirmelerine ve desteğine ciddi manada muhtacım.

Şu ana kadar belirttiğim sebeplerden dolayı sizinle iletişime geçemediğim için tekrar tekrar özür diliyor; anlayış ve affınıza sığınıyorum ve bu şartlarda beni geri çevirmeyerek bu masum çocuklara ve okulumuza elinizdeki imkanlar dahilinde yardımcı olacağınıza dair taşıdığım derin inançla acele cevap beklerken, saygı ve selamlarımı sunuyorum size ve şahsınızda tüm vakıf üyelerine... 18.11.2003

Yiğityolu Köyü Mehmetçik İlköğretim Okulu Rıdvan SADIK
DİYARBAKIR ( Merkez )

E-mail : ridvansadik@ttnet .net.tr
Ev Tlf : ( 412 ) 237 18 34





Pazartesi, Kasım 17, 2003

21. yüzyıl için fanzin: anti-pop




TAY'dan geldi:



TAY Projesi,
5 yildir internet üzerinden yayinladigi
veri tabanlarinin yapisini, tümüyle degistirdi/yeniledi;
Türkiye’deki arkeolojik yerlesmelerin bilgilerine
daha kolay ulasilabilir hale getirdi.

Isterseniz bir göz atin:

http://tayproject.org

Simdi ise sirada
4 yillik arazi çalismalarimizdan (TAYEx) elde ettigimiz
güncellemeler var...

Saygi ve sevgilerimizle...

10. Yil 10. Yil 10. Yil 10. Yil 10. Yil 10. Yil 10. Yil 10. Yil 10. Yil
TAY Projesi / TAY Project

Turkiye Arkeolojik Yerlesmeleri

The Archaeological Settlements of Turkey


Aslanyatagi Sok. Sedef Palas 35/2
80060 Cihangir Istanbul TURKEY

Istanbul Tel/Fax: +90 (212) 244 3209 - +90 (212) 249 0520

e.mail: info@TAYProject.org

10. Yil 10. Yil 10. Yil 10. Yil 10. Yil 10. Yil 10. Yil 10. Yil 10. Yil



Ben de kutluyorum!


Pazar, Kasım 09, 2003

Çiler Belen'in kuşları...




2002 Kasım'ında burada sözetmiştim Çiler Belen'den:

Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Tekstil Bölümü mezunu Çiler Belen ise “Taş” temalı işlerinin yanısıra, geçmişi 13. yüzyıla kadar dayanan bir geleneğin temsilcisi olup, Akdeniz ülkelerinden İspanya, İtalya, Yunanistan’da da görülen ve bugün yokolmuş “çardak”ların, Antalya’da hâlâ bulunan örneklerinin korunmasına dikkat çekiyordu. “800 yıllık çardakları yok etmek yerine, koruma altına almak gerekir. Talandan kurtaramadıklarımızın hiç olmazsa suretleri kalsın diyerek onalrı resmettim” diyen Belen1993’den bu yana kıl tela, ham keten, ham ipek üzerine tekstil boyası ile çalışmalar yapıyor...

Çiler Belen, geçen yılbaşına doğru "Kuşlar" serisine başladı...
Bu yıl da (8 Kasım - 5 Aralık) İstanbul'da yeni kuşları görmek mümkün... Yalnız değil sergide:

DİSİPLİNLER ARASI GÖÇ

Yeşilin, güneşin. güzel iklimin peşinden giderler. Kuş dili konuşur, kuş kadar yerler.
Konamadıkları tek bitki; kuşkonmaz. Konarlar, kalkarlar, uçarlar, göçerler...
Özlem duyduğumuz şeyleri yaparlar özgürce.
Kısa süreli de olsa, bu cıvıldamayı yaşamak, kuş kadar özgür olmak istedik.

Çiler Belen, Ersin ŞEN, Nayad Bal HİBARDIYAN, Şeyda Gürsoy ÇOBAN

Sergi Pazar hariç 11.00 - 17.00 saatleri arasında açık.
Adres: Bağdat CD. Mine Apt. A Blok No.321 Daire: 1
Caddebostan