Çarşamba, Ekim 06, 2004

Alfons Karabuda'nın uğraşları ve
"Kahve ve Sanat"...

Çok yönlü bir "creative" Alfons Karabuda. Beste yapar, spor yapar, sanat ile uğraşır. "İnsan'ın annesi ve babası Güneş ve Barbro Karabuda olursa başka türlü nasıl olabilirdi ki?" denilebilir tabii.

Alfons, Stockholm'de yaşar. Karısı Helen bir balerin. Emil ve Elin adında 2 çocukları var. "Naomi" stüdyosunun adı: http://www.algonet.se/~naomi/about.html

Son yıllarda uğraşları arasına "Alfons' CoffeShop" u ekledi. Burası sanat yuvası bir "kafe". Ben daha hiç görmedim ama atmosferini "hissediyorum". Bugün yeni web sitesinin adresi geldi, girdim ve çıkamadım. Tavsiye ederim, siz de ziyaret edin:

http://www.alfonscoffeeshop.se

Yalnız, bu sitenin ziyaretçilerinin "edilgin" kalmayıp, "etkileşim"i iyi bilmesi gerekiyor. Adeta bir "origami" ortamında, farenizi sürekli ekranda dolaştırıp, neyi nereden tıklarsanız, "dahasını" görebileceğinizi araştırmanız gerek. Sitenin tasarımcısı belli ki çok zeki ve çok yaratıcı. Ziyaretçinin de "ondan aşağı kalmaması için" sabırla tıklamayı sürdürmesi şart. Ödüller mi? Bir tanesi yukarıda işte, içinde "Türk Kahvesi"nin de bulunduğu menü. Menünün sayfalarını elinizle çevirebiliyorsunuz, sakın bir kere görünce orada bırakmayın!
Fondaki harika bir Fransız "şansonu" cabası...

"Sanat ile kahve" bir arada ancak bu kadar olur diye düşünüyorum.
Alfons, haftanın belli günlerinde orada söyleşiler de düzenliyormuş bu konuda...
Yolu Stockholm'e düşenleri kıskanıyorum açıkçası şu aralar...

Bu da Alfons'un Yöneticileri arasında olduğu "Swedish Art Grants Committee"nin web sitesi:
http://www.konstnarsnamnden.se/




Cumartesi, Ekim 02, 2004

Mimarlık Müzesi’nde


"Kubbelerde Yüksek Ökçeler" sergisi açıldı.



Küratör: Derya Nüket Özer

Mimarlık Müzesi yeni sergisinde, Türkiye’nin öncü kadınlarının verdikleri mücadelenin heyecan verici bir örneği olan Cahide Tamer’in arşivinde yeralan fotoğraflara ve kendisi ile yapılan bir söyleşiye yer veriyor. Cahide Tamer (1915-...), Cumhuriyet’in kuruluşunun hemen ardından yaşanan pek çok gelişmeye katkıda bulunan “ilk”lerden. Türkiye’nin ilk kadın mimarlarından birisi. Dahası, o dönemlerde Türkiye’de yeni gündeme gelen tarihsel yapıların onarımı konusunda çalışan ilk mimarlardan. Korumacılık mevzuatının yeni oluştuğu, restorasyon tekniklerinin yeni keşfedildiği yıllarda “restorasyon şiir yazmak gibidir” diyen Cahide Tamer, Yedikule, Rumelihisarı, Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı gibi pek çok önemli onarımlara imza atmış. Tamer’in önemli bir özelliği de çok iyi bir arşivci olması. Yaptığı bütün işlere ait resmi yazışmalar, çizimler ve fotoğraflara evindeki arşivinde ulaşmak mümkün. Bunların bir bölümü hazırladığı kitaplarda da yayımlanmış...


Topkapı Sarayı, Cariyeler Hastanesi'nden dolap kapağı.

"Cariyeler Hastanesi'ne keşif yapmaya gitmiştim, ölçü alırken bu dolap kapağı ilgimi çekti. Bembeyaz boyalıydı, üzerine çocukların defterlerine yapıştırdıkları çıkartmalardan süsler yapılmıştı. Ben de konstrüksiyonu açısından altına bakmak istedim, yanımdaki çakı ile biraz kazıdım. Bir de baktım altından yaldız çıkıyor. Biraz daha kazıdım, yaldız , boya müthiş. Hemen müdürümüz Tahsin Öz'e gittim. Hemen geldi, yerinden çıkaralım, inceleyelim dedi. Boya temizlenince altından nefis bir dolap kapağı çıktı. Sonra UNICEF bunu kartpostal yapmış"...

Cahide Tamer Arşivi
(Sergi icin resmin uzerine tıklayınız)






“Üç Belge: Padişah Tapusundan Şayeste Hanım'ın Duvarına”
sergisi sürüyor...


Hazırlayanlar: Derya Nüket Özer, Tufan Sağnak

Osmanlı dönemine ait üç belgenin yer aldığı sergide Preveze’deki Hazine’ye ait bir çiftliğin Sultan 2. Abdülhamid’in üzerine geçişini belgeleyen tapu ile kendi halinde iki hanıma ait bir yapı izin belgesi ve harç belgesi yer alıyor.

Sözü edilen tapu...

2. Abdülhamid, kendi adına mülk sahibi olan ilk Osmanlı padişahı idi. Musul, Kerkük, Filistin, Doğu Anadolu, Çukurova ve Balkanlar’da çok sayıda araziye sahip olmuştu. Mimarlık Müzesi’nde yayımlanan 1892 tarihli tapuda da belirtildiği gibi bu mülkler “kız ve erkek çocuklarına eşit olarak” miras kalıyordu. 1930’larda Musul ve Kerkük’teki arazileri için mücadele veren Osmanlı hanedan üyelerinin elinde, bazı kaynaklara göre 50.000 adet tapu bulunuyordu. Pek çok tarihçiye göre 2. Abdülhamid ulusal hareketlerin Osmanlı İmparatorluğu’nu tehdit ettiği, Filistin’de bir Yahudi devletinin kurulmaya çalışıldığı, İngilizlerin Irak’taki petrol kaynaklarına göz diktiği o dönemde Osmanlı topraklarını kişisel tapusuyla koruma altına almaya çalışmaktaydı.

Şayeste Hanım'ın duvar onarım ruhsatı...

Sergide yer alan 1922 tarihli Yapı ve Onarım İzin Belgesi, evini bir duvarla çevirmek isteyen Şayeste Hanım’a ait. Formun içerdiği başlıklar, arkasında basılı olarak yer alan Ebniye (Binalar) Yasası’nın ilgili maddeleri, yeni oluşmaya başlayan mimari terminolojide “resm-i mücessem” (üçboyutlu görünüm) ve “pianta” (plan) sözcüklerini yan yana gelişi ve kalfanın resmini koyma zorunluluğu belgenin ilginç yanları.

Habibe Hanım'ın harç muafiyeti...

Son belge ise, yoksulluğu nedeniyle yapacağı küçük bir inşaat için ödemesi gereken harçtan muaf tutulmak isteyen bir hanıma verilen olumlu yanıtı içeriyor.

“Padişahın Tapusundan Şayeste Hanımın Duvarına” sergisinde yer alan belgeler Şehmuz Dirim koleksiyonundan sağlanmış, çevriyazımı Şinasi Acar, günümüz Türkçesi’ne Derya Nüket Özer ve Tufan Sağnak tarafından çevrilmiş.

Mimarlık Müzesi’nde ayrıca; Cumhuriyet Dönemi Türk Mimarlığı ile Pullar ve Mimarlık sergileri de sürmekte.

Ayrıntılı bilgi için tıklayınız:
http://www.mimarlikmuzesi.org/






Pazartesi, Eylül 06, 2004

SEMAVER KUMPANYA

Semaver Kumpanya, “Savaş” Oyunları ile Sezonu Açıyor.





Semaver Kumpanya, üçüncü sezonuna, Işıl Kasapoğlu’nun yönettiği, savaş temalı 3 oyun ile başlıyor; Diktat,(Enzo Corman), Resm i Geçit (Loula Anagnostaki) ve Tetikçi (Adel Hakim). “Mem ile Zin”, “Murtaza” ve “Onikinci Gece” yeni sezonda da perde açmaya devam edecek.

4 Ekim Pazartesi günü başlayacak sezonun ilk oyunu “Diktat”da Köksal Engür ve Bülent Emin Yarar oynuyuyor. “Diktat”. İç savaş sonrası ayrı saflarda çarpışmış iki kardeşin yirmi beş yıl sonra karşılaşmalarını ve hesaplaşmalarını anlatan oyunu Enzo Corman yazdı Nükhet İpekçi dilimize çevirdi.

“Resm i Geçit”, Yunanlı yazar Loula Anagnostaki’nin “Resm i Geçit” ini yine Nükhet İpekçi çevirdi. Bülent Emin Yarar ve Evren Kardeş rol aldığı Resm i Geçit; tavan arasına sıkışmış iki kardeşin, dışarıda olan biten bütün şiddet ve toplumsal karmaşadan soyutlanarak, aile, yaşam, şiddet, savaş, kıyım gibi olguları kendi iki kişilik dünyalarında anlamaya çalışmalarını anlatıyor.

Adel Hakim’in yazdığı “Tetikçi” sini ise Sinan Sinangil’in Türkçesiyle Bülent Emin Yarar oynayacak. İç savaşta harap olmuş bir kentin ortasında savaşın hayatını nasıl değiştirdiğini, nasıl tetikçi olduğunu anlatan bir adamı konu ediyor.

Uluslarası İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında geçtiğimiz Haziran ayında prömiyer yapan “Mem ile Zin” bu sezon devam eden oyunlardan. Cuma Boynukara’nın yazdığı oyunu Bülent Emin Yarar ve Işıl Kasapoğlu yönetti.

W. Shakespeare’in “Onikinci Gece”si üçüncü sezonunda Orhan Kemal’in “Murtaza”sı ikinci sezonunda yine sahnedeler.

Semaver Kumpanya, 2004 – 2005 sezonunda dördü yeni; altı büyük oyun ve dört çocuk oyunuyla haftanın beş günü Çevre Tiyatrosu’nda seyirciyle buluşacak.

www.semaverkumpanya.com

Çevre Tiyatrosu / Kocamustafapaşa 0 212 585 59 35

Perşembe, Eylül 02, 2004

AVRUPA FİLMLERİ FESTİVALİ - FESTIVAL ON WHEELS
GEZİCİ FESTİVAL EKİM AYINDA 10. KEZ YOLA ÇIKIYOR!



Avrupa sinemasının örneklerini Türkiye'nin çeşitli kentlerine taşıyan Gezici Festival, bu yıl Ankara, Bursa, İzmir, Kars, Van ve Kayseri'ye konuk oluyor.

Gezici Festival 1-7 Ekim tarihlerinde Ankara'da Ankapol ve Megapol Sinemaları'nda, 8-14 Ekim tarihlerinde Bursa'da Tayyare Kültür Merkezi'nde, 15-21 Ekim tarihlerinde İzmir'de İzmir Sanat ve Fransız Kültür Merkezi'nde, 22-24 Ekim tarihlerinde Kars'ta Kars Kültür Merkezi'nde, 25-28 Ekim tarihlerinde Van'da Van Devlet Tiyatrosu'nda, 29-31 Ekim'de de Kayseri'de gösterimlerini sunacak.

Destekleyenler: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Açık Toplum Enstitüsü, Skoda Praha, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı, Çankaya Belediyesi, Europa Cinemas, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Sanat, Kars Belediyesi, Van Belediyesi, Kayseri Belediyesi, 100. Yıl Üniversitesi ve Erciyes Üniversitesi, Aras Kargo.

Festival Web Sitesi:
http://www.europeanfilmfestival.com/index.php?ln=tr
There is an English site in the above URL as well!


Pazar, Ağustos 22, 2004

Dün gezdik, müthişti:
"Tasarım Ağı / Ağ Tasarımı"...
Sergiden genel görünüm...


"Şehircilik ile mimarlık, gayrimenkul piyasası ile yerel yönetimler ve devlet, bireyler ile kentler arasında köprü oluşturmak için gerekli araç-fikir-kaynak buluşmasını sağlamayı hedefleyen Urban Probe" ağının Garanti Galeri için hazırladığı çalışmalardan görüntüler:



Mimari, grafik, ürün tasarımı ve kentsel tasarım konulu sergilerden sonra, Garanti Galeri (GG) bu kez sanal dünyadaki tasarım üzerine odaklanmış. Gerçek dünyadan sanal dünyaya uzanan ve giderek büyüyen ağlar, ağ tasarımları ve ağ tasarımcılarının sorgulandığı Tasarım Ağı/ Ağ Tasarımı başlıklı sergi, 10 Ağustos-18 Eylül 2004 tarihleri arasında açık olacak...

Sergide, Tom Klinkowstein'ın yönetimindeki Media A grubunun yanı sıra Urban Probe, D-Fuze, Core77, Media A, ESP Trendlab, Doors of Perception adlı ünlü ağ tasarımcılarının Garanti Galeri (GG) için ürettikleri web tasarımları yer alıyor.

Sergi için özel tasarımlanmış bilgisayar birimleri... Her birinde sergide yer alan projelerin web siteleri var. Aşağıdaki linkleri tıklayarak siz de onları görebilirsiniz:

New York'lu tasarımcı Tom Klinkowstein'ın küratörlüğünü ve tasarımını üstlendiği sergide, 1990-2090 yılları arasında ağ tasarımı ve tasarım ağının gelişimine ilişkin öngörüleri kurgulayan "Ağ Bağlantılı Tasarımcının Hayati Yolu 1990-2090" başlıklı bir çalışma var ki tek kelime ile "müthiş" bir şey!
Bu çalışmayı yalnızca "tasarımcı"ların değil, "Bilgi Çağı" ile ilgilenen "HERKES"in görmesi gerek!
1990 yılında doğduğu varsayılan bu "tasarımcı"nın yaşamında tanıklık edeceği önemli kesitler çember içinde gösterilmiş:
1990-1999 İnternet Çağı'nın Doğuşu (Doğumdan 9 yaşına kadar!)
2000-2009 24 x 7 WI-FI Ağlarının Çoğalması (11 - 19 yaşlar)
2010 -2019 Küresel Saat Diliminin Ortaya Çıkışı (çocuk 29 yaşına
geldi!)
2020-2029 Yapay Zekanın Tasarımla Buluşması (yaş 39!)
2030-2039 Düşük Maliyetli Enerji Yaşamı Sürdürülebilir Kılar (40-49)
2040-2049 Toplumsal Yaşamda Tasarım (50-59 yaşları)
2050-2059 Uygun Fiyatlarda AHY (Aşırı Hızda Yolculuk) (60-69)
2060-2069 Atom Seviyesinden Başlayarak Tasarım: Nano Tasarım
Kitlesel Çapta Ticari Yaygınlık Kazanır (70-79 yaşlar)
2070-2079 Hayattan Çıkış Görüşmeleri Yaygınlık Kazanır (80-89)
2080-2090 Geçici Fizik Alanındaki İlerlemeler Yaşam Uzatmada
İpuçları Verir (90-100)
İzleyicilerin ağda gezinebilecekleri şekilde interaktif olarak tasarlanan serginin küratörü Klinkowstein "Ağlarla imgeler paylaşılır, siteler birbirine bağlanır, koridorun ya da dünyanın öbür ucundaki insanlarla sanal iş ekipleri kurulur, dağıtılır ve yeniden kurulur. Tasarlanacak şeyin ekonomisi ve estetiği de bu süreçte yeniden tanımlanır. Ağa bağlı tasarımcının yarattığı şey, sentetik olmaktan gurur duyar ve kendiliğinden anonimdir. İşleri cilalı ya da el yapımı, parlak ya da kaba görünebilir. Bu işleri ayrıştıran şey, yapılanların görünümü değil, yaratım süreçlerinin seğirmeli ritmidir. Bunun kaynağı da ağın kendisidir." diyor.


Serginin küratör ve yaratıcı yönetmeni Tom Klinkowstein'in eserleri, Paris Pompidou Merkezi (Centre Pompidou), Venedik Bienal'i ve Tokyo Wave Galerisi (Wave Gallery) gibi dünya çapında sanat merkezleri, müzeler ve galerilerde sergilendi.
Andrea Herman, Stefanie Wasserman, Mark Berinato, Reid Hawkins, Samantha Shin, Serginin hazırlanmasında işbölümü yapmış diğer sanatçılar. Bizden onlarla birlikte Esen Karol, Gözde Oral, Cem Akaş, Selva Alganer çalışmış... Basılı Malzeme Tasarım Konsepti Bülent Erkmen tarafından yapılmış, Emre Çıkınoğlu serginin işaret ve broşür tasarımında çalışmış...

Ve Münevver Emiroğlu tabii... GG'nin bize gösterdiklerinin "Görünmeyen kahramanı"...

Bu konu ile ilgili diğer haber ve yorumlar:

Garanti Galeri: İstiklal Caddesi 187, Beyoğlu, İstanbul. Tel: 90 212 293 6371 e-posta: garantigaleri@garanti.com.tr




Salı, Ağustos 10, 2004

Orhan Pamuk bir kez daha New York Times'da

http://www.milliyet.com.tr/2004/08/10/son/sonyas18.html

Yazar Orhan Pamuk'un "Kar" romanının, "modern Türkiye'deki çelişkiler fırtınası"nı yansıttığı ifade edildi.

ABD'de yayınlanan The New York Times gazetesi, Orhan Pamuk'u bir kez daha sayfalarına taşıdı. Pamuk'un "Kar" romanının değerlendirildiği yazıda, romandaki olay örgüsüne ilişkin bilgi verilirken, kitabın "modern Türkiye'deki çelişkiler fırtınası"nı yansıttığı yorumu yapıldı.

Pamuk'un daha önceki kitabı "Benim Adım Kırmızı"da da "ikilik" düşüncesini işlediği anımsatılan yazıda, Pamuk'un, "Türkiye'nin batılılaşma ile İslami değerler arasında kalan ruhunu" ele aldığı ifade edildi.

"ATATÜRK'ÜN DİKTATÖRCE BÜYÜMÜŞ VARİSLERİ"

Yazıda Pamuk'tan, "Kültürel ve siyasi olarak Batılı" diye söz edildi. Ancak, inançları, "Kemal Atatürk'ün, diktatörce ve çoğunlukla bozulmuş olarak büyüyen ve kendi laik kalıplarını büyük çoğunluktaki (türbansız, fessiz ve başörtüsüz) kırsal ve varoş alt sınıflara zorlayan varislerince" dışavurulduğu için Pamuk'un "paramparça olduğu" yorumu yapıldı.

Pazar, Ağustos 08, 2004

Ayse Erkmen'den...


Ayse Erkmen'in eşzamanlı 2 sergisi...(Hürriyet'ten)


Perşembe, Temmuz 08, 2004

"Kültür ve Kimlik": Haziran 2005



Türkiye Kültür Araştırmaları Grubu ve Boğaziçi Üniversitesi Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü ortaklaşa bir Sempozyum düzenlemiş:

III. Kültür Araştırmaları Sempozyumu
Kimlik ve Kültür

14-17 Haziran 2005 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi'nde yapılacak etkinlik bir "kültür araştırmaları sempozyumu" formatında. Bu etkinlik hakkında Türkiye Kültür Araştırmaları Grubu'nun web sitesindeki"Kültür ve Kimlik" bölümünden ayrıntılı bilgi edinebiliyorsunuz...

Sempozyum'a verilecek ve en geç 31 Ekim 2004’e kadar gönderilmesi gereken bildirilerin, "Türkiye’de, eski Osmanlı ve Sovyetler Birliği topraklarında, Avrupa, Amerika, Avustralya, Afrika ile İran ve Çin’de Türk kültürleri ile Türkiye kültürleri bağlamında" aşağıdaki konuları işleyebileceği "ama bunlarla sınırlı olmadığı" da belirtilmiş:

- Kültürel kimlik/Etnik kimlik
- Kimlik ve aidiyet/Kimlik ve fark
- Kimlik inşası/“sosyal mühendislik”
- Kimlik ve ulusal kuruluş mitosları
- Ulusal kimlik/ulusal kimlik inşa projeleri
- Ulusötesi kimlik
- Dinsel kimlik
- Dilsel kimlik
- Cinsel kimlik
- Toplumsal cinsiyet/Heteroseksüel/Eşcinsel/Metroseksüel kimlik
- Kimlik tartışmaları bağlamında melezlik/diyaspora/göç/sürgün
- Kimliğin akışkanlığı
- Tarihsel kimlik/tarihte kimlikler
- Kültürlenme (Enculturation)/Kültürleşme (Acculturation)/Transculturation ve kimlik
- Siyasal kimlik
- Emperyal kimlik
- Hegemon kimlik/Madun (subaltern) kimliği
- Özel ve kamusal alanlarda kimlik/kimlik ve özel ve kamusal alanlar
- Çokkültürlü toplumlarda kimlik
- Kimlik ve “azınlık”/Türkiye Cumhuriyeti’nde azınlık olmak/Azınlık üyesi olarak Türk olmak (İran’da Azeri, Çin’de Uygur, vb.)
- Sovyet-sonrası Türk(i) kimliği
- Osmanlı kimliği
- Gurkanlı (Mughal) kimliği
- Devşirme kimliği
- “Sabetaycı” kimliği
- Türkiye Cumhuriyeti’nin oluşturduğu kimlik/Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş döneminde kimlik oluşturma (inkilaplar, yasalar, önlemler, kurumlar, vb.)
- Türkiye Cumhuriyeti’nde etnik kimlikler
- Avrupa’da/ABD’de/Avustralya’da/Afrika’da Türk olmak
- Türkiye Cumhuriyeti’nde yabancı kimlik sahibi olmak
- Eski Osmanlı topraklarında bugün Türk olmak
- Batılı’nın “öteki”si olmak
- “Batılı” kimlik/“Doğulu” kimlik
- Batılı’nın gözünde Müslüman kimliği/Türk kimliği
- Medyatik kimlik
- Siber-alemde kimlik
- Üstkimlik/altkimlik
- Tasarlanan kimlik
- İcat edilen kimlik
- Sınıfsal kimlik
- Terörist kimliği/ Anarşist kimliği/İhtilalci kimliği
- Reformcu kimliği/reform ve kimlik
- “İslamcı” kimliği
- “Tanzimatçı” kimliği
- Kimlik ve ideoloji
- Bölgesel/yerel kimlik
- Mekân ve kimlik/habitus ve kimlik
- “Modern” kimlik/kimlik ve modernite/modernitenin oluşturduğu kimlik
- Kimlik-akılcılık-pozitivizm ilişkileri
- Simgesel kimlik/simge olarak kimlik
- Bellek ve kimlik/kimlik ve anılar
- Anlatısal (narrative) kimlik
- Bedensel kimlik
- Arzu odağı olarak kimlik
- Donmuş/kemikleşmiş kimlik
- Billurlaşmış kimlik
- Kimliğin temsili/temsilleri
- Kimliklerin temsili/temsilleri
- Irksal kimlik
- Toplumsal kimlik/Sınıfsal kimlik/Kimlik ve demokrasi
- Küreselleşmiş dünyada kimlik/Küresel kimlik
- Tüketici kimliği
- Kapitalist kimlik/sosyalist kimlik
- Karayim/Hazar/Yahudi Türk kimliği
- Süryani/Ortodoks/Protestan/Hristiyan Türk kimliği
- Alevi kimliği
- Tarikat üyesi/Mason locası üyesi kimliği
- Profesyonel kimlik/Ailevi kimlik
- Aydın kimliği
- Toplumsal değişim ve kimlik
- Hapishanelerde, tımarhanelerde vb. oluşan tutuklu kimliği
- Kimlik ve popüler kültür
- Tutucu/gerici/statükocu kimlik(ler) ve nedenleri
- “Anadolu kimliği” var mı?
- Kimlik ve “ana anlatılar”
- Muhacir/Göçmen/Mubadil kimliği
- Kimlik kırılması - parçalanması/kırık - parçalanmış kimlik(ler)
- “Hyung-nular”dan bu yana Türk kimliği: evreleri/tarihçesi/kuramları
- Türk kimliği kuramcıları (Yusuf Akçura, Sadri Maksudi Arsal, İsmail Gaspralı, Ziya Gökalp, Mirsait Sultangaliyef, vb.)
- Kimlik değişiminde yaşanan travma (Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından AB/ABD/Kanada /Avustralya vatandaşlığına, Sovyetler Birliği vatandaşlığından Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına/Batı ülkeleri vatandaşlığına, vb.)
- Kimlik oluşmasında etken olarak: dil/medya/edebi metin/ biyografi – otobiyografi - armağan kitapları/ görsel malzeme (sanat yapıtları, fotoğraf, sinema, vb.)/ maddi kültür (artifact, lieu de mémoire, bina)/ somut olmayan kültür - her tür sözlü metin ve miras/ resmî tarih/devlet/ toplumun “ikona”ları/ alfabe/eğitim kurumları/yayınevleri/müzeler/ gelenek/dans – müzik - şarkı, türkü, âşık geleneği/ show business/spor karşılaşmaları/ hukuk/toplum bilimleri)/din (ve kurumları)/aile (ve üyeleri)/ toplum (ve kurumları).

Bildiri özetlerinizi programk@cstgroup.org adresine e-postayabilir; “Kültür Araştırmaları Sempozyumu dikkatine” ibaresiyle +90 212 287 2470’e fakslayabilir; ya da Boğaziçi Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü, Kültür Araştırmaları Sempozyumu, PK. 2, Bebek, İstanbul (Türkiye) adresine gönderebiliyorsunuz. Daha fazla bilgi için aynı adreslere yazabilir ya da en iyisi http://www.cstgroup.org'a bakıyorsunuz!

Heyecan verici!



Pazar, Mayıs 23, 2004

OIDIPUS SÜRGÜNDE... YA ŞERİF EROL NEREDE?



OIDIPUS SÜRGÜNDE



Studio Oyuncularının sunduğu bu çalışma, Şahika Tekand’ın bir üçlemenin ikinci oyunu olarak çalıştığı, Sofokles’in “Oidipus Kolonos’ta” tragedyasından yola çıkarak yeniden yazıp yönettiği bir oyun. Yapıt festivalde perde açtıktan sonra, “Sofokles’in 2500. Yılı Kutlamaları” çerçevesinde Yunanistan’da sahnelenecek. Oyun, Oidipus hakkında bilinenlerin ve inanılanların kuşkuyla karşılanarak sorgulanmasını ve gerçeğin ortaya çıkarılmasını amaçlayan bir mahkemeye benzetilebilir. Işık tarafından, hem oyuncuların hem de rol kişilerinin kişisel sorumluluk alanlarında, tutumlarını açıkça belli etmek zorunda bırakıldıkları bir sorgulama düzeni içinde, hem sahnedekiler, hem de seyirciler için gerçek bir muhakeme süreci yaratılır. Işığın sorgulayıcı işlevi, Oidipus’un sorgulayıcı karakterini bir oyun kuralı haline getirir. Işık, hem oyunun anlamında saklı bulunan, hem de sahnede tam da o anda varolan gerçeğe ulaşmanın tek aracıdır. Kişisel alanların sınırlayıcılığı, ışığın sorgulayıcı niteliği ile gerilimli bir mahkeme oyunu içinde, Oidipus’un yaptıklarının ve başına gelenlerin ardındaki gerçeğe ulaşılır. Seyirci ışıkla birlikte davranarak, Oidipus’un kuşkusunu ve sorgulayıcı tutumunu bir izleme yöntemi olarak kullanır. Sorar, kuşku duyar, yanıt bekler.

Ortak Yapımcılar Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali, Avrupa Kültür Merkezi Delphi, Studio Oyuncuları.
Yazan ve Yöneten Şahika Tekand
Sahne Tasarımı: Esat Tekand
Kostüm Tasarımı: Esat Tekand
Işık Tasarımı: Şahika Tekand, Esat Tekand
Yönetmen Yardımcıları: Ulushan Ulusman, Utku Gündüz
Prodüksiyon Asistanları: Nedim Zakuto, Özlem Özhabeş, Nilgün Kurtar
Oyuncular: Şerif Erol, Cem Bender, Kerem Karaboğa, Ulushan Ulusman, Arda Kurşunoğlu, Ridade Sarıcan, Özge Dayan, Utku Gündüz
Koro Ahmet Sarıcan, Ozan Gözel, Nedim Zakuto, Nilgün Kurtar, Özlem Özhabeş, Hakan Turutoğlu, Tulu Ülgen, Dilek Atik Meriç, Ali Soyer, Deniz Karaoğlu, Umut Kırcalı, Özlem Bekar, Zeynep Papuççuoğlu, Korhan Soydan, Gökçe Tuncer, Gülşah Karahasan

Kaynak: İKSV Tiyatro Festivali sayfalarından...

......
Bir anekdot:
Dün akşam (22 Mayıs) Enka Oditoryumu'nda Oidipus'un Şerif Erol olduğunu bilmeden izledim bu oyunu. Son anda yetişip, biraz da gerilerde oturmuştuk. Daha ziyade bir "Şahika oyunu" izleme ruh durumuyla gitmiştik zaten, o yüzden oyunun broşürünü de alamadan girmiştik içeriye. Festival'inkini de...
Daha ilk 5 dakika içinde neredeyse transa geçtik... Bu arada Oidipus... "Oidipus'un sesi ne kadar Şerif Erol" diye bir kaç kere düşündüm... Sonra "yok canım bu bir benzerlik sadece" dedim.
Oyun tek kelimeyle muhteşem idi. Ayakta dakikalarca alkışladıktan sonra ancak çıkarken oyunun broşürünü aldım ve ona da bakamadan hareket etmek zorunda kaldık. Çünkü tüm ekiple kokteylde buluşacaktık. Hala broşür çantamdaydı. Dedeman Otel'deki kokteyle katıldık. Tam da o sırada yanımda Şerif Erol belirdi. Onu görünce bir yandan çantadaki broşüre davranırken, bir taraftan da "-Yoksa Oidipus...??"
Her zamanki alçakgönüllüğüyle, "Evet Oidipus bendim" dedi... İşte o zaman Açık Radyo'dan ayrıldığına çok üzüldüğüm sevgili Şerif Erol'un belki de yıllarca sakladığı bu yeteneğiyle tiyatroda devam etmesinin ne kadar önemli bir kazanç olduğunu düşündüm... "İmzala bu broşürü, bu şaşkınlığımı herkese anlatacağım" dedim.
İşte anlattım da!
Şimdi oyunun olağanüstü ışık düzeni hakkında bana yollanacak açıklama metnini bekliyorum. Gelsin, onu da buradan paylaşırız sizlerle...
Binlerce bravo Stüdyo Oyuncularına...

Cumartesi, Mayıs 22, 2004

Semaver Kumpanya'nın yeni oyunu:
MEM ile ZİN




Topraklar değişse de, Ademler ve Havvalar destanların, oyunların ve kulaktan kulağa fısıldanan hikayelerin baş kahramanı olmuşlar. İster İngiltere saraylarında ister Anadolu’da, ister Mezopotamya’da geçen öyküleri, anlamlarından ve masalsılıklarından hiçbir şey kaybetmeden günümüze ulaşmayı başarmış. Mutsuz aşk öyküleridir çoğunlukla bildiklerimiz: Romeo ve Juliet, Aslı ile Kerem, Leyla ile Mecnun ve daha bir çoğu. Hep kavuşamamanın, engellerle gölgelenen aşkın ve sevginin getirdiği acının öyküleridir bunlar. Kavuşabilenler yaşar aşklarını. Kavuşamayanlarsa destan olur, dolaşır dilden dile, ulaşır yaşamdan kitaba, topraktan sahneye. Nevruz’da iki aşk başlar, biri mutlu biri mutsuz. İkisi de aynı derecede seven iki çiftin öyküsü. Kaderinde birleşmek yazan Siti ile Tajdin mutsuz aşıkların öyküsünün satır aralarında kaybolur giderler. Onların birleşmesi Mem ile Zin’in ayrılıklarının vurgusu olur. İki sevgili acı dolu bir yaşamı mezarda birleşerek noktalarlar.



Yazan:Cuma Boynukara
Yöneten:Bülent Emin Yarar – Işıl Kasapoğlu
Sahne ve Dekor Tasarım: Hakan Dündar
Kostüm: Funda Çebi
Müzik: Mazlum Çimen
Dramaturji: Yavuz Pekman, Günay Ertekin
Işık Tasarım: Sema Öztaş
Dans Düzeni: Maral Ceranoğlu
Yönetmen Asistanı: Tansu Biçer
Oyuncular: Sibel Altan, Sarp Aydınoğlu, Asil Büyüközçelik,Banu Çiçek, Bülent Çolak, Emel Çölgeçen, Fatih Dönmez, Özlem Durmaz, Ümit İlban, Serkan Keskin, Sezai Paracıkoğlu, Yavuz Pekman, Ali Savaşçı, Mine Tugay.

Oyunun Süresi: Ara yok bir buçuk saat.

Oyunun prömiyeri 14. ULUSLARARASI İSTANBUL TİYATRO FESTİVALİ kapsamında, 3 Haziran ve 4 Haziran'da ÇEVRE TİYATROSU'nda...
Semaver Kumpanya

Salı, Mayıs 18, 2004

TARİHİ YARIMADA'DA ŞENLİK VAR!

Önce 5 Mayıs'ta "HIDRELLEZ 2004"...



Semaver Kumpanya'nın "KUŞLAR"ı Ahırkapı sokaklarında...


Sonra "Sirkeci Sokak Müzikleri Gecesi"...


Tarihi yarımada aldı yürüyor!
Ne güzel...

Çarşamba, Mart 03, 2004

1001 Belgesel



http://www.1001documentary.org/

Festival sırasında gerçekleşecek yan etkinlikler arasında iki de atölye çalışması yer alıyor. 'Belgesel Sinemada Dijital Teknolojilerin Kullanımı' konusunun tartışılacağı ilk etkinlik 4 Mart, 16.30'da Turkcell Binası'nda; EDN (European Documentary Network-Avrupa Belgesel Film Ağı) Başkanı Ike Bertels'in kendi filmlerinden örnekler sunarak deneyimlerini aktaracağı atölye çalışması da 5 Mart, 16.30'da yine aynı salonda gerçekleşecek. Festival boyunca Fotografevi de dia gösterilerine ev sahipliği yapacak...




Cumartesi, Şubat 28, 2004

www.mimarlikmuzesi.org



Sanal Mimarlık Müzesi, www.mimarlikmuzesi.org adresinde sanatseverlerin ziyaretine açıldı. Yapı- Endüstri Merkezi tarafından sanal ortamda kurulan müze, Türkiye'de yıllardır gündemde olan ancak yaşama geçirilemeyen gerçek 'Mimarlık Müzesi'nin ilk adımı olma özelliğini taşıyor. Dünya mimarlık mirasını oluşturan eserlerin sergileneceği müzede, çeşitli kişi ve kurumların arşivlerinde saklanan belgeler de gün ışığına çıkarılacak.
Ayrıca Türk mimarlığının yurtdışında tanınması için 'www.archmuseum.org' adresinde İngilizce yayına da başlayacak olan müze, mimarlarla yapılan röportajlar, anılar ve yapı öyküleriyle yalnızca 'gezilen' değil, aynı zamanda 'okunan' bir sanal mekân olmayı hedefliyor. Müzede yer alan bütün bilgi ve belgeler dijital kayıt biçiminde saklanarak, mimarlık tarihi açısından çok değerli bir arşiv oluşturulacak.
Müzenin 'galeri' bölümünde 45 günde bir yenilenen tematik sergiler sona erdikten sonra 'koleksiyon' bölümüne alınarak müzenin büyümesi sağlanacak. 'Koleksiyon' bölümünde o güne kadar müzede sergilenmiş bütün obje, belge ve bilgiler, 'yapılar', 'portreler' gibi ana başlıklar altında kullanıcının araştırmasına açık tutulurken, dileyen ziyaretçiler 'galeri' arşivindeki geçmiş sergilere ulaşıp gezebilecekler. Sanat Tarihçisi Derya Nüket Özer tarafından hazırlanan Sanal Mimarlık Müzesi'nde ilk aşamada Mimar Sedat Çetintaş'ın, Prof. Kemal Ahmet Arû'nun, mimar Tan Oral'ın sergileri yer alacak. Araştırmacılara yönelik olarak hazırlanan 'Sahaf' sergisi ise, her sergi döneminde yenilenecek. (Kültür Sanat)

Radikal haberi

Pazartesi, Şubat 16, 2004

Astor Piazzolla'nin şarkılarına ilham veren Amelita BALTAR...
Buenos Aires Ruhunu BuzMarkiz’e taşıyor!

ayrıntılı bilgi: "DANCENTRUM"da...

Tangonun sıcaklığı ve tutkusu 19 Şubat’ta Işsanat@buzmarkiz konser serisinde yer alacak olan Amelita Baltar ve grubu ile İstanbul’a taşınıyor. Arjantin tangosunun en büyük divalarından Amelita Baltar coşku ve hüznün birlikte yoğrulduğu muhteşem müziğinde Buenos Aires ruhunu Buzmarkiz’de yeniden canlandıracak.


Folk şarkıları söylemeye başladığı ilk günlerden itibaren orijinal sesi ve drama yeteneğiyle söylediği her şarkıya ayrı bir özellik kazandırdı. 1968'de ilk uzun çalarıyla Ulusal Disko Festivalinde birincilik ödülü kazanan Baltar aynı yıl Astor Piazzolla tarafından keşfedildiğinde, Piazzola'nın Horacio Ferrer ile birlikte yazdığı Maria De buenos Aires adlı opera eserinde baş rolü üstlendi ve bu, sanatçının uzun yıllar sürecek Piazzola ve Ferrer ile yaptığı işbirliğinin ilk adımı oldu. Amelita Baltar Piazzola ile Latin Amerika'yı bir baştan bir başa dolaştı. 1971'de geldikleri Avrupa’da aralarında Paris Olympia’nın da bulunduğu tüm büyük konser salonlarında konserler verdiler, TV programları yaptılar. Yorumcu olarak pek çok kez "en iyi" seçilen Baltar, Los Pajaros Perididos şarkısıyla Palma de Mallorca ödülünü de kazandı. Piazzola ile yollarını ayırdığı 1975'te yeniden Arjantin'e geldi.

Amelita Baltar müzik kariyerinin yanısıra tiyatro ve beyazperde de başarılı çalışmalara imza attı. Almanya ve İtalyan RAI televizyonu için çevirdiği filmlerin yanısıra, 1990’da yönetmen Agresti'nin davetiyle Hollanda'ya giderek Luba filminde rol aldı. 1979'da Coconoote Grove'da ve bir yıl boyunca da El Club adlı müzikal komedide yer alarak tiyatroya da adım atan sanatçı Şubat 1990'da Paris'te altı hafta boyunca sahnelenen Trottoirs de Buenos Aires adlı oyunda rol üstlendi.

1977'de kariyerindeki diğer bir önemli basamak olan Jorge Luz ile çalışmaya başladı. Birkaç yıl sonra da bir ilke daha imza atarak A. Favero'nun müzikleriyle önce Sao Paulo'da ardından da Buenos Aires'te Tango-Rock gösterilerine başladı.

Amelita Baltar, kendine has sesi ve yorumuyla dünyanın dört bir yanında tangolarıyla herkesi kendine hayran bırakmaya devam ediyor. Juan de Dios Filiberto orkestrasıyla birlikte 30. sanat yılını kutlamak üzere çok özel bir proje olan Amelitango'yu pek çok şehirde sergiledikten sonra 2001 yılında son albümü olan Amelita de Todos los Tangos'u Warner Music'ten çıkardı.

Tarih: 19 Şubat Perşembe 2004
Yer: Buzhol/ Passage Markiz No:360 Beyoğlu Başlama saati: 22:30
Baltar'ın müziğinden bir örnek dinlemek için: ToDoDance



Pazar, Şubat 08, 2004

Amasra Kent Kültürü Araştırmaları Sivil Toplum İnisiyatifi



ÇEKÜL Amasra Temsilciliğinin de içinde yer aldığı çalışmalarını sürdürüyor...
Adres: AKKA STİ


"TERK"


STÜDYO DRAMA TİYATRO TOPLULUĞU



Oyun-Tek Perde - Trajikomik

Yazan ve Yöneten
ONUR BAYRAKTAR

Oynayanlar
DOĞA RUTKAY
GÜRGEN ÖZ, MUSTAFA DİNÇ
ONUR BAYRAKTAR, RANA MAMATLIOĞLU, YELDA BASKIN


İnsanın yaşadığı olayların kendisini ve çevresini nasıl etkilediğini farklı bir bakış açısıyla ele alan, trajikomik bir yapısı olan oyun... Genç karakterinin aile bireyleriyle ilişkisinden yola çıkarak kendi yaşamıyla yüzleşmesini ve yaptığı sorgulamaları kimi zaman trajik, kimi zaman komik bir üslupla yansıtıyor...

17 ŞUBAT SALI SAAT: 21:00 / 24 ŞUBAT SALI SAAT: 21:00
-AKATLAR KÜLTÜR MERKEZİ- Tel: 0212 351 93 84

21 ŞUBAT CUMARTESİ SAAT: 20:30 / 22 ŞUBAT PAZAR SAAT: 15:00
-BİLGİ ÜNİVERSİTESİ DOLAPDERE KAMPÜSÜ- Tel: 0212 393 50 10
(Taksim AKM'den oyuna servisler kalkıyor...)



Salı, Şubat 03, 2004



Milliyet'in "kültüre hizmeti çok önemsediği" zamanlarda, "Kültür Mirasımızı Koruma Kampanyası" sırasında birlikte çalışmıştık... Hasan Özgen'i, Enis Rıza'yı, Nalan Sakızlı'yı, Hakan Aytekin'i, Ahmet Hızarcı'yı, İlhami'yi, Savaş Güvezne'yi... hep o dönemde Arın'la birlikte oluşturulmuş "MTV" çatısı altında tanıdım... Başsağlığı diliyorum sevenlerine...