ADAY.org – Picture Today Inspire Tomorrow
15 Mayıs'ta bütün dünya fotoğraf çekip paylaşacak!
Çok ilginç bir proje...
(Başında da Reuters Thompson'un deneyimli yöneticilerinden Ayperi Ecer Karabuda var!)
Kültür ve sanat ilintili web kaynakları, izlenimler, haberler...
Art and culture resources on the web...
- Avniye TANSUG
Çarşamba, Mart 14, 2012
Pazar, Mart 11, 2012
"BİR AVUÇ MAZİ"- Roman, Fügen Ünal Şen
Çok eski dostlarla eğer uzun bir süre yollarınız kesişmemişse yüzyüze gelindiğinde belki birbirinizi hatırlamadan bile geçip gidebilmek olası iken FaceBook'taki karşılaşmalarda durum farklı oluyor. Hem seviniyorsunuz hem de durup bir düşünüyorsunuz. "Acaba o da beni hatırlıyor mudur?" Eğer hatırlamışsa bu hemen belli oluyor zaten. Arkadaşlık hemen alınıp verilen bir iki mesajla da olsa "şıp" diye yeniden kaldığı yerden tazeleniyor. Vahim olan pek de hatırlanmayanlardan gelen arkadaşlık önerileri. Neyse. O ayrı bir konu...
Milliyet'li yıllarımdan çok sevdiğim arkadaşlarım Yunus Şen ve Fügen Ünal Şen ile işte bu bağlamda yeniden karşılaştık. İkisi de hem gazeteci hem yazar olarak zamanı çok iyi değerlendiren, çok çalışıp çok üreten, çok saygı duyduğum iki dürüst, aydın insan... "Nesli tükenenler" kümesinden yani... Bu yüzden de FaceBook'a sempati tazeledik karşılıklı!
Fügen'in "Kuzey Yanım Ayazım", "Kuytuda Büyür Hayat", "Bir Anı Paylaşmak", "Sonbahar Yakın"dan sonra geçtiğimiz Ocak'ta yeni bir kitabı daha çıkmış: "Bir Avuç Mazi". Bu bir mübadele romanı. Kitabın FaceBook'ta da bir özel grubu var: Şurada.
"OkuryazarTV" ile yaptığı söyleşiden de bu kitabın yazılmasının dört yıl sürdüğünü anlıyoruz...
Fügen Ünal Şen, kişisel blogunda bu kitap için "O'nu ben yazmadım, benim mazim yazdı, ben onların sözlerini yazıya döken oldum" gibi alçakgönüllü bir mesaj veriyor. Ama son kısmı çok önemli:
Haksız mı? Sonra da oturup "bu toplumun belleği yok" diye hayıflanmalardan sıkılmadık mı artık?
-Fügen'in blogunda dolaşırken, "anneanne tavsiyeleri"nin birinde ortaklık bulmak ayrıca çok hoşuma gitti.
| Bir Avuç Mazi, Fügen Ünal Şen, Everest Yayınları |
Fügen'in "Kuzey Yanım Ayazım", "Kuytuda Büyür Hayat", "Bir Anı Paylaşmak", "Sonbahar Yakın"dan sonra geçtiğimiz Ocak'ta yeni bir kitabı daha çıkmış: "Bir Avuç Mazi". Bu bir mübadele romanı. Kitabın FaceBook'ta da bir özel grubu var: Şurada.
"OkuryazarTV" ile yaptığı söyleşiden de bu kitabın yazılmasının dört yıl sürdüğünü anlıyoruz...
Fügen Ünal Şen, kişisel blogunda bu kitap için "O'nu ben yazmadım, benim mazim yazdı, ben onların sözlerini yazıya döken oldum" gibi alçakgönüllü bir mesaj veriyor. Ama son kısmı çok önemli:
“Benimkine benzemese de maziniz, aman ha kıymetini bilin. Sorun, soruşturun, köklerinizi sağlamlaştırın. Zira bir an geliyor bir de bakıyorsunuz ki size kalan sadece BİR AVUÇ MAZİ…”
Haksız mı? Sonra da oturup "bu toplumun belleği yok" diye hayıflanmalardan sıkılmadık mı artık?
| Kaynak sayfa için lütfen resmi tıklayın! |
-Fügen'in blogunda dolaşırken, "anneanne tavsiyeleri"nin birinde ortaklık bulmak ayrıca çok hoşuma gitti.
Benim de her yeni mevsim, ne zaman onların yanından geçsem, gözüm yerlerde olur!
Bu bile henüz okumadığım "Sonbahar Yakın"ın da hemen listeye eklenmesini gerektiriyor şimdi...-
Etiketler:
Bir Avuç Mazi,
Edebiyat,
FaceBook,
Fügen Ünal Şen,
roman,
Sonbahar Yakın,
tarih,
toplumsal bellek,
Yunus Şen
Perşembe, Mart 08, 2012
KARIA'LI KADINLAR FOTOĞRAF SERGİSİ
Zamanlaması harika! 8 Mart 2012...
KARİA'LI KADINLAR FOTOĞRAF SERGİSİ
Karia bölgesinde yaşayan Fotoğraf Sanatçıları Erol Ünal, Jak Kohen, Nayil Kabak ve Osman Yüzbaşıgil Milas Baltalıkapı, Milas köyleri Ekiztaş köyü, Çomakdağ, Kızılağaç, Yatağan Yeşilbağcılar köyü, Bodrum Geriş köyü gibi Muğlanın çeşitli yörelerinden çektikleri fotoğraflar ile "Karia'lı Kadınlar Fotoğraf Sergisi"ni Aznavur Sanat Merkezi Galerisinde 8 Mart 2012 Perşembe günü Saat 18:00'de açıyorlar. Sergi 18 Mart'a kadar sürecek.
"Karia'lı Kadınlar Fotoğraf Sergisi" Karia'lı kadınların fotoğrafları yanında; Karia'lı kadınları ve yöreyi tanıtan panolarla belgesel niteliğinde bir sergi...
Dahası şurada:
KARIA'LI KADINLAR FOTOĞRAF SERGİSİ
KARİA'LI KADINLAR FOTOĞRAF SERGİSİ
Karia bölgesinde yaşayan Fotoğraf Sanatçıları Erol Ünal, Jak Kohen, Nayil Kabak ve Osman Yüzbaşıgil Milas Baltalıkapı, Milas köyleri Ekiztaş köyü, Çomakdağ, Kızılağaç, Yatağan Yeşilbağcılar köyü, Bodrum Geriş köyü gibi Muğlanın çeşitli yörelerinden çektikleri fotoğraflar ile "Karia'lı Kadınlar Fotoğraf Sergisi"ni Aznavur Sanat Merkezi Galerisinde 8 Mart 2012 Perşembe günü Saat 18:00'de açıyorlar. Sergi 18 Mart'a kadar sürecek.
"Karia, Menderes Nehri’nden Dalaman Çayı’na, Tavas’tan Kos’a Rodos’a uzanan toprakların tarihte bilinen en eski adıdır. Buradaki antik şehirleri hep Karia'lılar kurmuş. Dünyada ilk kez savaşta miğfer kullanmayı, kalkanlarına kulp takmayı onlar akıl etmiş. Dünyanın ilk kadın amirali Artemisia, tarihin babası Herodot Karia'lıdır. Dünyada ilk müzik yarışması bu topraklarda yapılmış; dünyanın yedi harikasından biri olan Mausoleum bu topraklarda yükselmiştir. Dünyanın ilk kadın direnişçileri de Karia'lı kadınlardır."
"Karia'lı Kadınlar Fotoğraf Sergisi" Karia'lı kadınların fotoğrafları yanında; Karia'lı kadınları ve yöreyi tanıtan panolarla belgesel niteliğinde bir sergi...
Dahası şurada:
KARIA'LI KADINLAR FOTOĞRAF SERGİSİ
Etiketler:
Aznavur Sanat Merkezi,
Bodrum,
Dünya Kadınlar Günü,
Fotograf,
Jak Kohen,
Karia,
Karya,
Muğla
Çarşamba, Mart 07, 2012
"TİYATRO MEDRESESİ"- Şirince
Şirince'de başlatılan ve şu ana kadar yapılan desteklerle yüzde kırkaltısı tamamlanan "Tiyatro Medresesi", desteklerinizi bekliyor!
Mekân ile imkân iki akraba kelime. Bir mekân yaratırken bir imkânlar yelpazesi de yaratmış oluyorsunuz. Dolayısıyla nasıl imkânlar yaratmak istediğinizin cevabı nasıl bir mekân yaratacağınızla da doğrudan ilgili. Biz, gelecek kuşaklara kalacak bir eser inşa etmek; mimari açıdan bir cehennemde yaşadığımız düşünülürse, çölün ortasında bir vaha yaratmak istiyoruz. Dünya çapında ses getirecek bir merkeze ev sahipliği yapacak mekânın da kendi başına bir anlamı ve güzelliği olmalı diye düşünüyoruz..
...Bir de şu var tabii; Şirince’deki Tiyatro Medresesi cumhuriyet tarihinde inşa edilmiş nadir medreselerden olacak. Modernleşme serüvenimizin en önemli sembollerinden tiyatro ile köklü bir geleneğe ait olan medrese formunun bu bileşimi bizi oldukça heyecanlandırıyor."
Neden Medrese Mimarisi? sorusuna projeyi başlatan sanatçı ve gönüllülerden oluşan ekip şu yanıtı veriyor:
"Gelecek kuşaklara kalacak bir eser, çölün ortasında bir vaha
| İnşaattan bir kesit... |
...Bir de şu var tabii; Şirince’deki Tiyatro Medresesi cumhuriyet tarihinde inşa edilmiş nadir medreselerden olacak. Modernleşme serüvenimizin en önemli sembollerinden tiyatro ile köklü bir geleneğe ait olan medrese formunun bu bileşimi bizi oldukça heyecanlandırıyor."
Şu aşamada bile projede düşünülmedik ayrıntı yok. "Medrese Yayınları" dahil.
Destekler bağlamında;
BU HAFTA DÖRT GRUPTAN DÖRT FARKLI OYUN VAR!
BU HAFTA DÖRT GRUPTAN DÖRT FARKLI OYUN VAR!
8 Mart 20:30, Oyunbaz "Ekmek Parası"
@Beyoğlu Terminal Sahnesi
Bilgi ve Rezervasyon için:0531 888 62 31
9 Mart Cuma 20:00, Seyyar Sahne "Tehlikeli Oyunlar"
@İTÜ Maçka Kampüsü İşletme Fakültesi Tiyatro Salonu
Bilgi ve Rezervasyon için:0531 696 41 09 / info@seyyarsahne.com
11 Mart Pazar 19:00, BuluTiyatro "Tetikçi"
@İkinci Kat
Bilgi ve Rezervasyon için: 0212 292 32 47 / 0545 462 45 28
12 Mart Pazartesi 20:30, Altıdan Sonra Tiyatro "Fail-i Müşterek"
@KUMBARACI50
Bilgi ve Rezervasyon için: 0212 243 50 51 / 0532 255 55 80
12 Mart Pazartesi 20:00, Seyyar Sahne, “Tehlikeli Oyunlar” ANKARA’DA!
@AKÜN Sahnesi
Biletler Ardıç Kitabevinde (Turhan Kitabevi'nin üstü, KIZILAY)
…ve MART AYINDAKİ DİĞER GÖSTERİMLER
16 Mart Cuma 20:00, Seyyar Sahne "Tehlikeli oyunlar"
@İTÜ Maçka Kampüsü İşletme Fakültesi Tiyatro Salonu
18 Mart Pazar 18:00, Seyyar Sahne "Ben, Pierre Rivière..."
@İTÜ Maçka Kampüsü İşletme Fakültesi Tiyatro Salonu
19 Mart Pazartesi 20:30, Seyyar Sahne "Tehlikeli oyunlar"
@SalonİKSV
23 Mart Cuma 20:00, Seyyar Sahne "Tehlikeli oyunlar"
@İTÜ Maçka Kampüsü İşletme Fakültesi Tiyatro Salonu
24 Mart Cumartesi 20:00, Seyyar Sahne "Çocukluğun Soğuk Geceleri"
@İTÜ Maçka Kampüsü İşletme Fakültesi Tiyatro Salonu
25 Mart Pazar 18:00, Gnlev "Yüksek Derece"
@İTÜ Maçka Kampüsü İşletme Fakültesi Tiyatro Salonu
30 Mart Cuma 20:00, Seyyar Sahne "Tehlikeli oyunlar"
@İTÜ Maçka Kampüsü İşletme Fakültesi Tiyatro Salonu
31 Mart Cumartesi 16:00, Seyyar Sahne "Leylâ Erbil'den İki Öykü"
@İTÜ Maçka Kampüsü İşletme Fakültesi Tiyatro Salonu
31 Mart Cumartesi 20:00, Seyyar Sahne "Ben, Pierre Rivière..."
@İTÜ Maçka Kampüsü İşletme Fakültesi Tiyatro Salonu
Diğer ayrıntılar için:
Diğer ayrıntılar için:
/
|
Zaten bir kere sitelerine girerseniz, kolay kolay çıkamayacak, muhtemelen siz de destekçilerden biri olacaksınız! FaceBook'da şu an itibarıyla 700'den fazla beğeneni var! Bu tuhaf zaman kesidinde insanı mutlu eden, gidişattan umut kesmekten alıkoyabilen bir haber bu aynı zamanda. Başarılar Tiyatro Medresesi!
Etiketler:
Seyyar Sahne,
Şirince,
Tehlikeli Oyunlar,
Tiyatro,
Tiyatro Medresesi
Çarşamba, Şubat 29, 2012
Aydın Doğan Ödülü Selim İleri’nin - Hürriyet Kültür Sanat
Aydın Doğan Ödülü Selim İleri’nin - Hürriyet Kültür Sanat
Bu yıl 'öykü' dalında verilen Aydın Doğan Ödülü'nün sahibi, Türk edebiyatına yaptığı katkılar nedeniyle Selim İleri oldu.
Pazar, Şubat 26, 2012
EVDE SANAT
Bugünkü Hürriyet Pazar'da Tolga Tanış'ın "30-40 Yaş arası İçin IKEA Tablolarını Atma Vakti" başlıklı yazısını görünce hemen tıkladım!
Tanış, Doğan Hızlan'ın "Sanatı Orta Halliler Yaşatır" başlıklı yazısına gönderme yapmış.
Hızlan, o yazısında geçenlerde Sakıp Sabancı Müzesi'nde açılan "Rembrandt ve Çağdaşları" sergisi ile ilgili izlenimlerini yazarken, sergi kataloğunda dikkat çekilen önemli hususun altını çiziyor: "ressamların, saray ve kilisenin bittiği yerde, eserlerini seçkinler ve orta hallilere satabilmeleri!" Sonra da bizde de bir zamanlar orta hallilerin resim alabildiklerini, şimdi ise öyle olduğunu sanmadığını söylüyor.
Tanış, o orta halliler tarafından "duvar boş kalmasın" diye asılan "bet IKEA tabloları"nın yerini gerçek sanat eserlerinin alabilmesi için, pragmatik Amerikan yaklaşımlarından oluşan bir rehberi okurlarıyla paylaşıyor. Rehberin ilk maddeleri bana sanki "borsada oynamaya yeni başlayanlar için ipuçları" tadı verdi. Ama son madde çok gerçekçi: "Öğrenciler!"
"İlla Komet'i atölyesine kapatmak zorunda değilsiniz" diyor, Tanış, Amerika'da ev dekoratörlerinin başlattığı bu yöntemle "gidin Mimar Sinan'a, portfolyosunu beğendiğiniz bir öğrenciye iş verin!"
Bunu okuyunca aklıma Haldun Dostoğlu ile yıllar önce yaptığımız bir sohbette onun şöylece bir değindiği; villa tasarımlayan kimi "mimarların özgün tablolar için özel olarak bıraktıkları boşluklar" geldi...
Buradan da "evde gerçek sanat" arayanların, ille özgün eser alamıyorlarsa reprodüksiyon ya da özgün baskılar alabileceği...
Onu bunu bilmem, bizim duvarlarda hala onlardan var, 30-40 yaş arasındayken Galeri Nev'den aldığımız Abidin Dino'lar, Tiraje'ler! Mutluyuz onlarla.
Tanış, Doğan Hızlan'ın "Sanatı Orta Halliler Yaşatır" başlıklı yazısına gönderme yapmış.
Hızlan, o yazısında geçenlerde Sakıp Sabancı Müzesi'nde açılan "Rembrandt ve Çağdaşları" sergisi ile ilgili izlenimlerini yazarken, sergi kataloğunda dikkat çekilen önemli hususun altını çiziyor: "ressamların, saray ve kilisenin bittiği yerde, eserlerini seçkinler ve orta hallilere satabilmeleri!" Sonra da bizde de bir zamanlar orta hallilerin resim alabildiklerini, şimdi ise öyle olduğunu sanmadığını söylüyor.
Tanış, o orta halliler tarafından "duvar boş kalmasın" diye asılan "bet IKEA tabloları"nın yerini gerçek sanat eserlerinin alabilmesi için, pragmatik Amerikan yaklaşımlarından oluşan bir rehberi okurlarıyla paylaşıyor. Rehberin ilk maddeleri bana sanki "borsada oynamaya yeni başlayanlar için ipuçları" tadı verdi. Ama son madde çok gerçekçi: "Öğrenciler!"
"İlla Komet'i atölyesine kapatmak zorunda değilsiniz" diyor, Tanış, Amerika'da ev dekoratörlerinin başlattığı bu yöntemle "gidin Mimar Sinan'a, portfolyosunu beğendiğiniz bir öğrenciye iş verin!"
Bunu okuyunca aklıma Haldun Dostoğlu ile yıllar önce yaptığımız bir sohbette onun şöylece bir değindiği; villa tasarımlayan kimi "mimarların özgün tablolar için özel olarak bıraktıkları boşluklar" geldi...
Buradan da "evde gerçek sanat" arayanların, ille özgün eser alamıyorlarsa reprodüksiyon ya da özgün baskılar alabileceği...
Onu bunu bilmem, bizim duvarlarda hala onlardan var, 30-40 yaş arasındayken Galeri Nev'den aldığımız Abidin Dino'lar, Tiraje'ler! Mutluyuz onlarla.
Etiketler:
Avniye Tansuğ,
dekorasyon,
Doğan Hızlan,
Galeri Nev,
Haldun Dostoğlu,
IKEA,
Komet,
özgün baskı,
populer kültür,
reprodüksiyon,
Resim,
tablo,
Tolga Tanış
Pazar, Şubat 19, 2012
WILHELM CARLSSON'A KRAL'DAN MADALYA!
Tarihimiz ve müzelerimiz türlü "madalya" ile dolu...
Keşke kültür ve sanat tarihimiz de öyle olsaydı...
Kültür ve sanat insanlarını yaşarken ödüllendirmek ise ayrı bir kültür olsa gerek!
Bizde genellikle onlar gittikten sonra "ah-vah" edilir. Eminim şu anda geleneksel kitle iletişim yayınlarının arşivlerini kurcalasak, belli bir yaşa gelmiş sanatçıların yaşam öykülerini içeren malzemenin bir kenarda hazır tutulduğunu görürüz. Nedeni de "o an" gelip çattığında diğerlerinden önce o içeriği hemen "yayına girmek" içindir.
İsveç, kültür-sanat üretimini akıllıca desteklemeyi bir devlet politikası olarak benimsemiş toplumlara iyi bir örnek.
İşte kadim dostumuz, Türkiye Cumhuriyeti'nin taze vatandaşı, İsveç'in medar-ı iftiharı Wilhelm Carlsson'a İsveç Kralı'nın verdiği madalya da bunun son örneklerinden. Carlsson, daha geçen ay Uppsala Üniversitesi'nde "Operanın Ordinaryüs Profesörü" olarak ödüllendirilmişti. Bundan bir hafta önce, 16 Şubat, 2012'de de İsveç Kralı Gustav, diğer bir grup sanat, kültür ve bilim insanı ile birlikte dostumuza da bir altın madalya verdi.
Kral bunu yaparken, Kraliçe de aynı kişilerin bu ödüle ilişkin "Diploma"larını veriyordu
Carlsson'un aldığı madalya "Litteris et Artibus" ("Bilim ve Sanat"ın Latincesi) kategorisinde. İlk kez Kral Charles XV tarafından 1853'de çıkarılan bu madalya, başta müzik, drama ve edebiyat olmak üzere sanat alanında üstün başarıları ve katkıları olanlara veriliyor. Bir yüzünde "Litteris et Arbitus" yazısı, diğer yüzünde kralın resmi bulunan bu madalya, kime veriliyorsa onun adı da çepere yazılıyor. Aynı törende bu madalya ile ödüllendirilen Anders Paulsson, madalyasının ayrıntılarını evire çevire blogunda görüntülemiş. Meraklılar bu fotoğrafları da şu bağlantıdan görebilir!
Şimdiii... Bu içeriği -izin aldıktan sonra- böyle uzun uzun kaleme almamın aslında başka bir nedeni daha var! Bu havadisi ilk kez bizlerle paylaşan Denize Karabuda, tıpkı eşi Wilhelm gibi övünmekten hiç hoşlanmaz. O yüzden bu haberi de Türkiye'ye iletirken yalnızca dostları ile paylaşmıştı. Bu yüzden bizim ülkede pek haber konusu da olmadı sanıyorum. Oysa Carlsson'un geçenlerde aynı zamanda Türk vatandaşı da olmak istemesi üzerine Türk basınında çıkan haberlerin haddi hesabı yoktu! Bu haber de bizim basına yansımış olsaydı acaba nasıl başlık atılırdı? İlk aklıma gelen şu oldu:
"Türkiye Seninle Gurur Duyuyor!"
Hani bazı iyi biten maçlardan sonra olduğu ya da "Türk Bilim Adamının Başarısı!" türünden haberlerde alışılageldiği gibi.
Yanılıyor muyum? ;)
Keşke kültür ve sanat tarihimiz de öyle olsaydı...
Kültür ve sanat insanlarını yaşarken ödüllendirmek ise ayrı bir kültür olsa gerek!
Bizde genellikle onlar gittikten sonra "ah-vah" edilir. Eminim şu anda geleneksel kitle iletişim yayınlarının arşivlerini kurcalasak, belli bir yaşa gelmiş sanatçıların yaşam öykülerini içeren malzemenin bir kenarda hazır tutulduğunu görürüz. Nedeni de "o an" gelip çattığında diğerlerinden önce o içeriği hemen "yayına girmek" içindir.
İsveç, kültür-sanat üretimini akıllıca desteklemeyi bir devlet politikası olarak benimsemiş toplumlara iyi bir örnek.
![]() |
| Kral Gustav ve Wilhelm Carlsson- İsveç Kraliyet Sarayı |
![]() |
| Kraliçe ödül diplomalarını veriyor... |
![]() |
| Litteris et Arbitus |
Kral bunu yaparken, Kraliçe de aynı kişilerin bu ödüle ilişkin "Diploma"larını veriyordu
![]() |
| Denize Karabuda ve Wilhelm Carlsson sarayda! |
Şimdiii... Bu içeriği -izin aldıktan sonra- böyle uzun uzun kaleme almamın aslında başka bir nedeni daha var! Bu havadisi ilk kez bizlerle paylaşan Denize Karabuda, tıpkı eşi Wilhelm gibi övünmekten hiç hoşlanmaz. O yüzden bu haberi de Türkiye'ye iletirken yalnızca dostları ile paylaşmıştı. Bu yüzden bizim ülkede pek haber konusu da olmadı sanıyorum. Oysa Carlsson'un geçenlerde aynı zamanda Türk vatandaşı da olmak istemesi üzerine Türk basınında çıkan haberlerin haddi hesabı yoktu! Bu haber de bizim basına yansımış olsaydı acaba nasıl başlık atılırdı? İlk aklıma gelen şu oldu:
"Türkiye Seninle Gurur Duyuyor!"
Hani bazı iyi biten maçlardan sonra olduğu ya da "Türk Bilim Adamının Başarısı!" türünden haberlerde alışılageldiği gibi.
Yanılıyor muyum? ;)
Etiketler:
Denize Karabuda,
İsveç,
Kral Gustav,
kültür sanat,
Litteris et Arbitus,
madalya,
Müzik,
ödül,
Wilhelm Carlsson
Salı, Şubat 14, 2012
BİR TİYATRO SOHBETİ
..:: Radyo Cazkolik - Ahmet Erözenci - Bir Gölgenin Ardından - 039 / Konu: Tiyatro, Konuk: Ayşenil Şamlıoğlu ::..
( Ayşenil Şamlıoğlu'nun üslubu, özgüveni, cömertçe paylaştığı bilgi birikimi, bana, kadınların en çok "tiyatro" alanında bağımsızlığa kavuşup başarılı olabileceğini söyleyen Simone de Beauvoir'ı anımsattı. )
Çok keyifli bir sohbet, kaçırmayın derim!
Çok keyifli bir sohbet, kaçırmayın derim!
Etiketler:
Ahmet Erözenci,
Ayşenil Şamlıoğlu,
Cazkolik Radyo,
Simone de Beauvoir,
Tiyatro
Salı, Şubat 07, 2012
İki hikaye bir 'apartman' GALERİ-HABERTÜRK
İki hikaye bir 'apartman' GALERİ-HABERTÜRK
Herşey, sanatçı Gülsün Karamustafa'nın 1991 yılında Cihangir caddesindeki Başlamacı apartmanına taşınması ile başladı...
Yunanistan Modern Sanatlar Müzesi'nde Yunan halkı ile buluşan proje kapsamında ziyaretçileri, İstanbul'daki Başlamacı apartmanının bir maketi karşılıyor.
Proje, özellikle İstanbul'dan göç eden Rumlara duygu yüklü anları yeniden yaşatırken sergilendiği odanın duvarlarında 6-7 Eylül olaylarından ve Başlamacı ailesinin o dönem apartmandaki yaşantısından kareler ve açıklamalar yer alıyor...
Proje, özellikle İstanbul'dan göç eden Rumlara duygu yüklü anları yeniden yaşatırken sergilendiği odanın duvarlarında 6-7 Eylül olaylarından ve Başlamacı ailesinin o dönem apartmandaki yaşantısından kareler ve açıklamalar yer alıyor...
Cuma, Şubat 03, 2012
PRESENCE v RESIDENCE
www.manches.com/userfiles/files/presence-v-residence-NLJ.pdf
Yorum: http://www.lexology.com/1652/author/Simon_Blain/
Presence v residence*
European Union, United Kingdom - January 16 2012
Are we edging towards a single, universally applicable, “test” of habitual residence?
Perşembe, Şubat 02, 2012
Pazartesi, Ocak 30, 2012
KAYDA DEĞER ADRESLER...
DEPO-Istanbul
AÇIK MASA: http://acmasa.blogspot.com/
MUTLUKENT: http://mutlukent.wordpress.com/
İSTANBUL KENT HAREKETLERİ: http://istanbulkenthareketleri.wordpress.com/
AYASPAŞA ÇEVRE VE GÜZELLEŞTİRME DERNEĞİ: http://ayaspasadernegi.blogspot.com/
ÖMER ULUÇ WEB SİTESİ...
Az önce Cem Erciyes'in "Ömer Bey'siz İkinci Yıl" başlıklı yazısında gördüm:
www.omeruluc.com
Çok güzel bir site olmuş...
Zafer Malkoç ve Mahmut Özdil 28 Ocak'a yetiştirmişler siteyi..
Yapıtları, sergileri, şiirler, fotoğraflar, ses kayıtları...
Onun ölümünün birinci yılında eşi Vivet Kanetti'nin dostları arasında düzenlediği gecenin kayıtları dahil, herşey bu sitede toplanmış...
Sevenlerine duyurulur!
www.omeruluc.com
Çok güzel bir site olmuş...
Zafer Malkoç ve Mahmut Özdil 28 Ocak'a yetiştirmişler siteyi..
Yapıtları, sergileri, şiirler, fotoğraflar, ses kayıtları...
Onun ölümünün birinci yılında eşi Vivet Kanetti'nin dostları arasında düzenlediği gecenin kayıtları dahil, herşey bu sitede toplanmış...
Sevenlerine duyurulur!
Cuma, Ocak 27, 2012
İSVEÇLİ OPERA YÖNETMENİ CARLSSON TC VATANDAŞI OLUYOR...
Bugünkü Hürriyet haberi:
Prof. Wilhelm Carlsson, Türkiye'ye yabancı değil, Denize Karabuda'nın eşi, Güneş ve Barbro Karabuda'nın damadı, Alfons Karabuda ve Ayperi Ecer Karabuda'nın eniştesi olup, Türkiye'yi çok sever!
Bu arada... Wilhelm'in çocuklarından biri de tanınmış şarkıcı Robyn!
Karabuda'lar hakkında burada hayli içerik var!
x x x x x x x x
Bu resim de bugün geldi, Uppsala Üniversitesi'nde "Operanın Ordinaryüs Profesörü" unvanı almış Wilhelm!
İsveç Kralı Carl XVI. Gustaf tarafından “Operanın Ordinaryüsü” olarak ödüllendirilen ünlü opera yönetmeni İsveçli Bengt Wilhelm Carlsson, Türk vatandaşı oldu...
Prof. Wilhelm Carlsson, Türkiye'ye yabancı değil, Denize Karabuda'nın eşi, Güneş ve Barbro Karabuda'nın damadı, Alfons Karabuda ve Ayperi Ecer Karabuda'nın eniştesi olup, Türkiye'yi çok sever!
Bu arada... Wilhelm'in çocuklarından biri de tanınmış şarkıcı Robyn!
Karabuda'lar hakkında burada hayli içerik var!
x x x x x x x x
Bu resim de bugün geldi, Uppsala Üniversitesi'nde "Operanın Ordinaryüs Profesörü" unvanı almış Wilhelm!
| Wilhelm Carlsson, Denize Karabuda |
Pazar, Ocak 22, 2012
Çarşamba, Ocak 11, 2012
BACH Before and After - Milliyet.com.tr
Hakan Erdoğan Prodüksiyon tarafından düzenlenen ve her ay iki konserle müzikseverleri ağırlayan “Bach, Before and After” konserlerinin ikincisi ocak ayında düzenleniyor. Bach’ı, öncesi ve sonrasına ait repertuvarla birlikte sunan konserler 20 Ocak’ta St. Antuan Kilisesi, 22 Ocak’ta ise Surp Vortvots Vorodman Kilisesi’nde dinleyicilerle buluşacak.
Haberin devamı için:
BACH Before and After - Milliyet.com.tr
Cuma, Ocak 06, 2012
BALE HABERLERİ VAR!
Dostumuz Alim Günay, Ocak ve Şubat ayı içindeki bale haberlerini iletmiş:
BALE/ DON KİŞOT
| Don Kişot |
İstanbul Devlet Opera ve Balesi, modern dünya romanının ilk örneklerinden kabul edilen Cervantes’in, yerel değerlerin evrenleşmesini hicveden ünlü eserini sergiliyor. Sinema ve tiyatro uyarlamaları ile bilinen Don Kişot, en az öyküsü kadar iyi tanınan L. Minkus’un bale müzikleriyle Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Sahnesi’nde 26 Ocak saat 20.00 ve 28 Ocak saat 16.00’da izlenebilir. Eserin koreografisini oluşturan Mehmet Balkan, alışılagelmiş Don Kişot balelerinin aksine şizofreni maskesi ardına gizlenmiş ihtiyar bir beyefendinin karakterini daha ön plana çıkartmaya çalışıyor. Bu ihtiyar Şövalye’ye başrol vererek, Don Kişot’un İstanbul Devlet Opera Balesi Süreyya Sahnesi’nde matador pelerinleri, tütüler ve pointlerle yeniden hayat bulmasını sağlıyor.
Başdansçılar, Tülay Yalçınkaya / Zuhal Balkan/ Carlos Castro / Melih Mertel, Deniz Zirek, Oktay Keresteci ve kalabalık bir dansçı kadrosu ile Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Sahnesi’nde sergilecek balenin kostüm tasarımı Serdar Başbuğ’a, Dekorlar Tayfun Çebi’ye ait. Don Kişot, İstanbul Devlet Opera Balesi tarafından, 4 Şubat 16.00 ile 7 ve 9 Şubat 20.00'de yine Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda tekrarlanacak.
Adres: Bahariye Caddesi, No: 29 34710- Kadıköy / İstanbul
Bilet Satış : (216) 346 15 31 (Dahili 120/ 121)
BALE/ GENC WERTHER’İN ACILARI
| Genç Werther'in Acıları |
İstanbul Devlet Opera ve Balesi, Dünya Edebiyatının en önemli yazarlarından Goethe’nin ünlü eseri Genç Werther’in Acıları’nda, insanı çok mutlu eden aşkın aynı zamanda onun felaketine nasıl neden olabildiğini genç Werther’in, Lotte’ye karasevdasını film, öyküler, tiyatro eserlerinden sonra dünyada ilk kez dans dilinde seyircisine ulaşıtırıyor. Yıllarca Almanya’da çeşitli topluluklarda dans etmiş, Paris Opera ve Balesi’nin solist dansçılarından Yannick BOQUIN koreografisi ve piyanist Yelena ŞEKALYOVA’nın iki perde boyunca F. Chopin bestelerinden derlenmiş muhteşem performansıyla sunuyor.
İstanbul Devlet Balesinin solist dansçılarından Melih Mertel / Erhan Güzel, Deniz Zirek / Zuhal Balkan, Barış Adikti / Ömer Erenler başta olmak üzere kalabalık bir dansçı kadrosu eşliğinde İsmail Dede’nin kostüm ve dekor tasarımları ile Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Sahnesi’nde 17, 19 Ocak 2012 ve 21 Şubat 2012, saat 20.00’de izlenebilir.
Başrolleri Deniz Zirek / İlke Kodal, Egemen Kement / Selim Borak tarafından paylaşılan balede aşk, kıskançlık ve ihanet gibi duygular dansla aktarılıyor…
Adres: Bahariye Caddesi, No: 29 34710- Kadıköy / İstanbul
Bilet Satış : (216) 346 15 31 (Dahili 120/ 121)
BALE: OTHELLO ve DON KİŞOT
| Othello |
İstanbul Devlet Opera ve Balesi, William Shakespeare’nin ünlü trajedisi Othello’yu, Uğur Seyrek’in koreografisi ile sergiliyor. 15, 22 Şubat 2012 ve 7 Mart 2012, saat 20.00’de Fulya Sanat Merkezi’nde sergilenecek balenin müzikleri, Giuseppe Verdi ve Michael Galasso’dan derlenmiş…
Başrolleri Deniz Zirek / İlke Kodal, Egemen Kement / Selim Borak tarafından paylaşılan balede aşk, kıskançlık ve ihanet gibi duygular dansla aktarılıyor. Dekor Tasarımı Adnan Öngün, kostüm tasarımı Sevtaç Demirer’in..
Adres: Fulya Sanat Merkezi, Hakkı Yeten Cad. Selenium Plaza 10 C Fulya Beşiktaş
Bilet Satış : (212) 215 60 37
Ayrıca, L. Minkus'un ünlü müziği ile, koreografisini Mehmet Balkan’ın yaptığı ve diğer alışılagelmiş Don Kişot balelerinin aksine, şizofreni maskesi ardına gizlenmiş ihtiyar bir beyefendinin karakterini daha ön plana çıkartmaya çalışarak, ihtiyar şövalye’ye başrol verip ona itibarını iade ettiği Don Kişot, İstanbul Devlet Opera Balesi tarafından, 4 Şubat 2012, saat 16.00 ile 7 ve 9 Şubat 2012, saat 20.00'de sahnelenecek.
Başdansçılar, Tülay Yalçınkaya / Zuhal Balkan/ Carlos Castro / Melih Mertel, Deniz Zirek, Oktay Keresteci ve kalabalık bir dansçı kadrosu ile Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Sahnesi’nde sergilecek balenin kostüm tasarımı Serdar Başbuğ’a, Dekorlar Tayfun Çebi’ye ait.
Adres: Bahariye Caddesi, No: 29 34710- Kadıköy / İstanbul
Bilet Satış : (216) 346 15 31 (Dahili 120/ 121)
Perşembe, Ocak 05, 2012
KOMET'İN KİBRİTLERİNDEN AYŞE'NİN TAKILARINA
Ayşe'nin gümüş takılarına oldum olası bayılırım...
Az önce e.posta kutuma düşen "Bir Kibrit Çakın" başlıklı koleksiyon duyurusu da çok ilgimi çekti...
Komet'in (*) kibritler serisinden yola çıkıp tasarımlamış bunları...
(*) Şurada da Komet'le yapılmış kimi röportaj videoları var!
Az önce e.posta kutuma düşen "Bir Kibrit Çakın" başlıklı koleksiyon duyurusu da çok ilgimi çekti...
Komet'in (*) kibritler serisinden yola çıkıp tasarımlamış bunları...
(*) Şurada da Komet'le yapılmış kimi röportaj videoları var!
Etiketler:
Avniye Tansuğ,
Ayşe Takı,
Bir Kibrit Çakın,
gümüş,
Komet,
Paris,
Paris'teki Türkler,
Resim,
Takı,
Türk Çağdaş Sanatçıları,
Türk resmi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





